banner17

Biz düşünmezsek Ahmet!

Taha Süren coşkulu cümleleri ile dunyabizim'de görünür idi. Bir süredir askerdi.

Biz düşünmezsek Ahmet!

“Dünyamız günahkâr düşüncenin gölgesinde kararmış, aslen yüce ruhlara ait olan bir ıstırap yeridir…” Dostoyevski

“Allah! Ve elbette yenilmedik!”

“Elbette, bazen çiçek açıp, bazen solacağım” Elbette sabah namazına kalkıp, cami dönüşünde börek alabileceğim. Elbette bağa gidip çıplak ayakla toprak üstünde yürüyebileceğim. Elbette bergamotlu çay içebileceğim. Elbette bacak bacak üstüne atabileceğim. Hiçbir yerden düdük sesi gelmeyecek, “indir bacağını” denmeyecek. Elbette yalnız kalabileceğim. Ve kulun yalnızken ellerini açıp dua etmesi ne güzeldir. Yalnızlık bazı zamanlarda ne kadar huzur verir.

23348Ve elbette biz hiç ama hiç yenilmedik, korkmadık. Diyarbakırlı Ahmet Aktay hiç korkmadı.

“Sen ki bilisen. Komitan mı büyüktür, Allah Azle ve Celle Hazretleri mi? Okumuşsan, bilisen. O zaman korku yoktur, korku yoktur.”

“Arkadaşlar, gardaşlar, bu gece kandildir. Allah-u Teala yıldızları yaratmiştır, bizi yaratmiştır, karıncayı yaratmiştır, denizdeki milyonlarca balığı da yaratmiştır, görüp göremediğiniz her şey O’nun eseridır. Komitanı da O yaratmiştır! On kişı var mıyız burada Taha gardaşım? Yokuz! Niye? Bilisen niye? Bildim bileli kendimi kumaş alır kumaş satarim. Diyarbakır’da, Mardin’de, bazen Van’da... İnsanlar da kumaşlar gibiler. Hepsi renk renk, çeşit çeşit.”

Memleketimin sürgün yerleri...

İnsanlar çeşit çeşit, acıları ve özlemleri eşitti orada. “Acemi” adımlarımızı yere vururken, Gündoğdu marşını söylüyorduk. Ahmet ile içimizden her adımda Allah diyorduk. Onun için en sert biz adım atıyorduk. “Her şey Vatan için! Yürüyüş kararı sayılacak! Saaay!!!” Dışarıya ait görebildiğim tek şey, kışlanın hemen yanındaki caddenin trafik ışıklarıydı. O trafik ışıklarını görünce, umudum artıyordu. Bu durumu anlatabilmek için nasıl bir cümle kurmam gerektiğini bilmiyorum. Sonra, acemiliğimizin bitmesine iki gün kala buranın bir sürgün yeri olduğunu öğrendiğimizde hiç şaşırmadık.

AskerŞimdi Gazimagosa’da hudutta Ahmet Aktay. İçinden Allah’ı zikrediyordur nöbette. Akşamları Ahmet Kaya şarkıları söylerken etrafında bir halka oluşuyordur. “Hasretinden Prangalar Eskittim” derken, “Mavi Yazmayı da söyleyiver hele gardaş” diyerek bir sigara uzatıyorlardır.

* * *

Ahmet Aktay’a;

Hatırlar mısın? Kışlanın içinde, o numaralandırılmış zeytin ağaçlarından birinin gölgesinde oturmuş, düşünüyordum. Bana neden bu kadar çok düşündüğümü sormuştun. Cevap verememiştim. “Hiiç...” demiştim. Şimdi cevaplayabilirim.

Biz düşünmezsek Ahmet;

Allahsızlık sokaklarımıza inecek. Sokaklarımızı kaybedeceğiz. Mahallemizi kaybedeceğiz. Sevgilimize çingenelerden çiçek alamayacağız. Cami bahçeleri bu kadar sükunetli olmayacak. Otobüs biletleri el yakacak, tren biletleri pahalanacak. Terminallerden deliler, Sirkeci’den dilenciler kovulacak. Banka kredisi için uygun faiz fetvası bulmak için geç saatlere kadar düşünmüş olacağız. Namazlarımız daha çok aksayacak. Babaannelerimiz bunun için çok üzülecek. Gece demli çay içip yazı yazamayacağız. Çayı yetmiş beş kuruştan içemeyeceğiz Çınaraltı’nda. Sigara içecek yer bulamayacağız. O ünlü lahmacun firmasında çalışan kızların rimelleri daha çok akacak, belki on iki saat çalışacaklar. Ve yine ondan daha ünlü bir kıyafet mağazasında çalışan çocuk havasızlıktan, çalışma saatlerinden dolayı gözlerimin önünde yeniden bayılacak. Huzurevleri ve hapishanelerin mevcudu artacak. Anadolu Üniversitelerinde bazı kızlar parasız kalacak, sonra pezevenkler çoğalacak. Sokaklar pis bir cerahat gibi çirkefleşecek.

Biz düşünmezsek Ahmet;

Kahvenin kırk yıl hatırı kalmayacak. Alışveriş merkezleri çoğalacak. Doğulu çocuklar sevgililerine Adana dürüm yerine hamburger menü alacak. Dedelerimiz Çeçenistan’ı, Filistin’i düşünmeyecek. “Komünisttir yağmur, bölüşerek yağar” demeyecek başörtülü kız. Belki Süleymancı çocuklar kot pantolon giyecekler. Nurcu adamların bıyıkları dudaklarının üstüne çıkacak. Çocuklarımız Halit Ertuğrul, Şule Yüksel Şenler yerine Cezmi Ersöz, İclal Aydın ile okumaya başlayacaklar.

Biz düşünmezsek Ahmet;

 Gazetelerde, televizyonlarda, radyolarda alçaklar çoğalacak. Kelimeler yağmalanacak. Şarkılar aşksız kalıp, sahaflar kapanacak. Oysa bir şarkıyla başlar her şey, bir kitapla. Ağaçlara kimse hürmet etmeyecek. Üsküdar’ın, Kuzguncuk’un, Karabiga’nın sokakları kendilerine anlam bağışlayan birilerini bulamayacak. Simitten sonra ekmek de bir lira olacak. Ekmekleri fırınlarda bile ambalaja koyacaklar. BİM kapanacak. Öğrenciler LeCola içemeyecek. Akbiller tarihe karışacak. Çiğköfte her daim etsiz olacak.

***

Ve Ahmet;

Biz Müslüman’ız. Onun için garibiz. Onun için utanıyoruz lüks sofralarda, lüks salonlarda. Üstümüze aldığımız yeni kıyafetler yüzümüzü kızartıyor. Vitrini, boyayı bünyemiz kaldırmıyor. Temizi seviyoruz. Temiz bir kızla evlenip temiz evlerde yaşıyoruz. Anneannem öleli kırk gün oldu. Beni ziyarete gelmek istemiş annemle iki gün öncesi. “Yeni, tertemiz bir pardösü alayım” demiş ziyarete gitmeden. Almış. Giyemeden göçtü bu dünyadan. Bir ikincisi yoktur giydiği, çünkü temizdir hep. Onu, elinden düşürmediği tesbihinin şıkırtılarıyla, evinde ikindinin farzını sekiz rekat kıldığım çocukluğumun güzel hatıralarıyla anacağım. Temizliği, saflığıyla…

Ve Ahmet;

Ahmet Kaya – İçerden Çıkan Adam

Taha Süren hayata döndüğünü haber verdi

 

Güncelleme Tarihi: 17 Ocak 2011, 16:42
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kasım
Kasım - 8 yıl Önce

Ağladım...
-Daha da yazmama gerek var mı?

misafir
misafir - 8 yıl Önce

Hoş gelmiş ve ne güzel gelmiş, var olsun...

suphi
suphi - 8 yıl Önce

Hayata dönen Rahmete kavuşan annesimi kendisi mi?
Bu arada düşünceli bir yazı olmuş.
Yoksa sadece zindan mı değiştirdin?

zeynep
zeynep - 8 yıl Önce

çok hoş bir yazı olmuş,elinize sağlık..

Elif
Elif - 8 yıl Önce

Her cümlesiyle düşündürdü beni, eyvallah..Temizliğe ve saflığa her daim ihtiyaç vardı ama artık daha da elzemdir.

bekir
bekir - 7 yıl Önce

gözümüz yollardaydı. taha geldi. mobil internetle yaşadığını arada hissettirse de dışarıda daha rahat nefes alacak taha. hoşgeldin.

banner8

banner19

banner20