banner17

Bir yaşında babamı kaybettim..

Mustafa Özçelik şiir serüvenini Bursa'da okurlarla paylaştı..

Bir yaşında babamı kaybettim..

“İman ve Aşk Medeniyetinin Çocuklarıyız”

4 Aralık Cumartesi günü, şair Adem Turan’ın daveti üzerine kadîm dostum, has şair Hıdır Toraman ile birlikte Mustafa Özçelik’in “Şiire Yolculuk” serüvenini kendi ağzından dinlemek için maceralı sayılabilecek bir yolculuktan sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi Pınarbaşı Sosyal Tesisleri’ne biraz gecikmeli de olsa ulaştık.Mustafa Özçelik

Etkinliğin yer seçimi, şiir solumaya uygun olması ve “mekân”ın otantikliği bakımından doğruydu. Çünkü tesisler, heybetli Uludağ’ın eteklerinde, yeşil bir alana inşa edilmişti. Yeşillikler içinde, insanı istemese bile dinginliğin kollarına atan, ‘güzel bir kır kahvesi’ diyebileceğimiz bir mekân seçilmişti sohbet merkezi olarak. Şehrin dağdağasından uzaktı ama ulaşımın zorluğu hesaba katıldığında, “Ulaşımı daha kolay, daha merkezi bir yer de bulunabilirdi.” diye de düşünmeden edemiyordu insan doğrusu.

Tesislerden içeri adım atmak, ilk hayal kırıklığını da beraberinde getirdi: Katılım çok azdı. Bu azlık, hemen hemen herkesin hayatının en azından bir döneminde ‘şair’ olduğu Türkiye’de, şiire ve şaire verilen değeri resmediyordu belki de.

Programın formatı, iki şairin, konuk ettikleri bir diğer şairi, şiirlerinden yola çıkarak izleyicilere tanıtmak, şair hakkında merak edilecekleri ona soru biçiminde yönelterek onun şiir serüveni ve poetikası hakkında izleyicileri bilgilendirmek şeklinde kurgulanmıştı.

Ve şairin şiire yolculuğu...

Adem TuranProgramı hazırlayan Adem Turan ve Sıddık Ertaş’ın şık sunumuyla birlikte Mustafa Özçelik de sohbet masasında yerini aldı. İşte şairin şiir yolculuğu ve şiir anlayışından tadımlık sözleri:

“Şiir ve sanat, varoluş sebebi olarak algılanırsa artık onlardan kopmak mümkün değildir.”

“Sanatın, acı ve yalnızlıktan doğduğu söylenir”

Çocukluğu ve şiir serüveninin başlaması

Şair, daha bir yaşındayken babasını kaybetmesinin hayatı üzerinde kalıcı bir iz bıraktığından bahsettikten sonra, şiirle ve sanat dünyasıyla tanışmasının öyküsünü şu sözlerle anlattı:

“Güzel bir çocukluk yaşadım. Benim şansım, ortaokul ikinci sınıftayken Hareket mecmuasıyla tanışmaktı. Din Kültürü öğretmenimiz bizleri Hareket mecmuasıyla tanıştırdı ve ben de bu şekilde sanat-edebiyattan, düşünceden haberdar oldum o çağlarda.”Atasoy Müftüoğlu

“Lise yıllarımda diğer bir önemli isimle tanıştım: Atasoy Müftüoğlu! Onun çevresinde hep birileri vardı ve yine onun sohbet halkasında şiir ve edebiyat da yer alıyordu.”

“Ufkumun açılması Atasoy Müftüoğlu ile tanıştıktan sonra oldu. Arkasından da Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil gibi isimleri tanıdım ve bu böyle sürüp gitti.”

Lise yıllarında gelen başarılar ve Yunus Emre

Şair, lise yıllarında düzenlenen bir yarışmanın ve bu yarışmanın ödül töreninde yaşanan bir olayın da hayatının dönüm noktalarından biri olduğunu şöyle anlattı:

“Lisede öğrenciyken Yunus Emre konulu bir yarışmaya uzun bir makaleyle katıldım. Eser 1. oldu ve aynı zamanda Eskişehir’de gündem oluşturdu. Ödül törenine Abdülbaki Gölpınarlı da katıldı ve bana ‘Yunus Emre önünde ışık olsun!” gibi bir cümle söyledi. Bu cümle beni motive etti ve Yunus’u yeniden keşfetmeye itti.”

Deneme DergisiDeneme Dergisi

“Yine o yıllarda Eskişehir’de Deneme Dergisi yayımlanmaya başladı. Ben de dergiyi çıkaranlarla ve dergi çevresiyle tanışıp o havayı soludum. Bu havayı solumak, beni biraz daha olgunlaştırdı ve arkasından da, sonrasında bir kitabıma ad olacak “İfşa” şiirimin Gelişme Dergisinde yayımlanması geldi.

Şiirde usta çırak ilişkisi

Şiirde “usta-çırak” ilişkisinden bahisle kendisinin bir ustası olup olmadığı sorusunu şöyle yanıtladı şair:

“Birebir ilişki anlamında böyle bir şey olmadı ama Nuri Pakdil’in çıkardığı Edebiyat dergisi ve bu dergide yazan Akif İnan, Erdem Bayazıt, Cahit Zarifoğlu gibi şairlerle Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Ziya Osman Saba ve yabancı şairlerden de Rilke’yi ustalarım olarak sayabilirim”

Şehre, şaire, medeniyete ve tasavvufa dair…

Şiiri ve şiirini besleyen motifleri sayan Özçelik, bu motifler hakkındaki düşüncelerini şu cümlelerle anlattı:

“Şiir, mahrem bir yolculuktur!”

“Şehir, kendini hemen ele veren bir mekân değildir. Onunla ünsiyet kurmanıza bağlı olarak size sırlarını açar.”

“Benim kulaklarım dünyaya biraz tıkalıdır. Bir kitabımın adı ‘Dünyanın Tenhalığında’. Dünyada yaşamak ama dünyayı benimsememek gerekir. Yunus Emre’yi kendine rehber edinen biri olarak ben de kelimelerimle dünyaya tavır alıyorum.”

“Bir şair, medeniyeti kendi kelime ve kavramlarıyla tanımlamalıdır. Bizi tanımlayan kelimeler “İman ve aşktır.”

Sohbetin sonu ve geriye kalan…

Yaklaşık iki saat süren ve arada ney dinletisinin de olduğu program, keyifli ve öğreticiydi. Katılımın çok olmaması, dinleyiciler için bir lütuftu belki de, bunu kim bilebilir ki...

Programa, Hıdır Toraman, Metin Önal Mengüşoğlu, Cevat Akkanat, Yasin Doğru gibi Bursa’da mukim ehl-i edebiyat da dinleyici olarak katılmıştı.

 

 

Fikri Özçelikçi haber verdi

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2010, 12:20
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Çelen
Ahmet Çelen - 8 yıl Önce

Mustafa Hocam... O kadar bir arada olduk, bu ayrıntıları bu yazılardan mı öğrenecektik? Böyle bir program yapılmasına sevindim. Hayırlı olsun. Selamlar.

özcan  satık
özcan satık - 8 yıl Önce

BURSA'DA YAPILAN ETKİNLİKLERİN DÜNYA BİZİM SİTEMİZDE ÖNCEDEN DUYURULMASINI İSTİYORUM.DÜNYABİZİM BURSA TEMSİLCİSİNE GÖREV DÜŞÜYOR.SELAMLAR.

Beyza Karadeniz
Beyza Karadeniz - 8 yıl Önce

Arif Ay programı da bugün oldu (8 Ocak 2011). Programın yapıldığı tesis kötü. Programı sunanlar İstanbul'dan; üstelik Türkçeleri yeterli değil. Seçilen şairler (Mustafa Özçelik, Arif Ay) işi kurtarıyor. Buna rağmen bu faaliyet Bursa'nın ilgili belediyesine puan kaybettirir. Daha iyi bir yer seçimi ve Bursalı bir ekip bir ihtimal seçimler öncesi işi düzeltebilir. Yoksa Rıfat Bakan (BBŞB Sekreteryasından olup patronaj makamıdır.) ve dolayısıyla AKP muhafazakar camia tarafından çizilmek üzeredir.

banner8

banner19

banner20