Bir şiirden etkilenmeden mi yaşayıp gideceksin?

Merhum Emir Kalkan, 'okumazlar' dediği kesimin artık kilimlerin nakışından, notaların akışından, gönlün sızısından, sözün büyüsünden, acının resminden, şiirin rüzgârından etkilenmelerini istiyordu. Fatih Pala yazdı.

Bir şiirden etkilenmeden mi yaşayıp gideceksin?

Kültüre, sanata, edebiyata yatırım yapmayı oldum olası hep zarar olarak gören –istisnaları tenzih ederiz elbette- Kayseri’nin “aykırı adamı” yani hemşerilerinin aksine ve inadına kendini yazmaya, edebiyata adayan adam Emir Kalkan, 30.07.2015 Perşembe günü Rabbine yürüdü. Rahmet diliyoruz Sahibimizden ona.

Altmış yedi yıllık hayatına on koca kitabı sığdıran, pek çok yerel ve ulusal dergi ve gazetede edebiyat alanında kalemini konuşturan biriydi Emir Kalkan. Çalışmalarının genelinde Kayseri’yi, Kayseri insanlarını ve aşkı anlattı. “Zengin bir kelime hazinesine yaslanan güçlü ve ahenkli üslubuyla dikkat çekti. Mahalli olandan yola çıkarak kendine özgü renkleri, evrenselliği yakalamış bir üslupla aksettirmiştir.” şeklinde tanıtıyor kitaplarının yayıncısı Ötüken Yayınları onu.

Sizin için manevî bir âlem olmayacak mı hiç?

Duyarlı, edepli ve hep uyarandı Emir Kalkan. Gidişinin ardından yazdığımız bu yazıda, asıl değinmek istediğimiz şey; mayıs ayında facebook sayfasında okur dost ve yarenleri kanalıyla duyarsızlara, dertsizlere ve gamsızlara ulaştırmayı amaçladığı “Gül Sitemi” başlıklı yazısı. Vefatıyla birlikte bu yazıyı gündem edinmemiz onu da mutlu edecektir inşallah. Zira muhatap aldığı insanlara hem kızmış, kızmakla birlikte de onları güzelliğe davet etmişti.

Onlara, yani duyarsız cenaha “Sayın Okumazlar!”, “Muhterem Efendiler!” diye hitap ediyordu yazısında Emir Kalkan. Belli ki bir iç yangını, içsel bir volkanın taşkınlığını yaşıyordu. ‘Okumazlar’ diyor baksanıza.

Onların boş teneke gibi yaşamalarından; gönül iklimlerinin, yürek sızılarının, beyin yangınlarının olmadığından; dünyaya hep at gözlüğüyle bakıp para kazanmaya geldiklerini sanmalarından; bindir emekle hazırlanan konferanslara, sanat sergilerine “bana ne yav!” demelerinden; müzeyi okey salonu, tiyatro binasını şehir mezbahası zannetmelerinden; şiiri angarya, romanı sergüzeşt, resmi uydurma, tiyatroyu arbede, şairi enayi, bestekârı aptal, yazarı ahmak olarak görüp güzel sanatların tümüne öcü gözüyle bakarak “bu nii lan?” demelerinden bıkmış usanmıştı artık. Hep böyle mi olacaksınız, hep böyle mi bakacaksınız, hep böyle mi kalacaksınız, diyordu onlara. “Sizin için manevî bir âlem olmayacak mı hiç” diyerek hayırlı bir alana davet ediyordu onları.

Bir şiir dizesinden, bir şarkı nağmesinden, bir mızrap inlemesinden etkilenmeden gitme

Kilimlerin nakışından, notaların akışından, gönlün sızısından, sözün büyüsünden, acının resminden, şiirin rüzgârından artık etkilenmelerini istiyordu. Yüreklerinin bir gün olsun, bir şiir dizesinden, bir şarkı nağmesinden, bir mızrap inlemesinden şahlanmadan pörsüyüp gitmelerine gönlü razı değildi.

Bu dünyada bir nakışlarının, bir akislerinin, bir izlerinin, bir eserlerinin, söylenmiş bir sözlerinin olmamasına, ölüp gittiklerinin ertesi gününde yokluklarının fark edilmeyeceğine üzülüyordu. Yüreklerinin artık tutuşmasını, estetiğin, zarafetin, aşkın, güzelliğin dünyalarında artık bir yer etmesinin çağrısında bulunuyordu.

Son olarak diyordu ki: “Allah Teâlâ, sanatçının gözünden bakar, dilinden konuşur, elinden yazar sözü ve insana inen ilk emir ‘İKRA’ ayeti, size hiçbir şey ifade etmeyecek mi?” Bu sözlerinden sonra, artık kendilerinin bileceğini, bu eksiklerinden dolayı hem bu dünyada hem de ahiret âleminde sorulacaklarını hatırlatıp “Tefekkür etmez misiniz?” buyuran Rabbimizin, onların bu kusurunu asla affetmeyeceği gerçeğiyle noktayı koyuyordu.

Bizler de bu uyarıcı ve hatırlatıcı sözlerinden sonra “Hoşça kal Şehir”in, “Gül Ayinleri”nin, “Afşar Ağıtları-Mor Feryatlar”ın, “Kayıp Yüzler”in, “Ha Bu Diyar”ın, “Kanatsız Kuşlar Şehri”nin, “Yurttaş Sokak”ın, “20. Yüzyıl Türk Halk Şairleri”nin, “Bu Taraf Anadolu”nun, “Türk Düğünü”nün yazarı olan Emir Kalkan’a tekrar tekrar rahmet ve mağfiret diliyoruz yüce Allah’tan.

Kaygılı ve duyarlı Kayseri’nin başı sağ olsun!

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Mayıs 2016, 12:11
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sergül Vural
Sergül Vural - 4 yıl Önce

O Gönüllerin Emir'iydi.O Muhabbet eri, hikaye üstadıydı. O Gönlü geniş bir ademdi...Kayseri büyük bir değerini kaybetti...Varlığı yetiyordu...Şimdi Yoğunburç Kültür evi yetim kaldı....Rabbim rahmetiyle muamelede bulunsun. İnna lillahi ve inna ileyki raciun...ALLAH rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun

Ali Tahirî Cansız
Ali Tahirî Cansız - 3 yıl Önce

Bu zat kimdi? Hayatında ne iş görürdü? Ataları, aslı, astarı, görgüsü, tahsili, hocaları, dostları hatta düşmanları ne idi, kim idi?Eseri ortada olanlar övmeyin efendiler. Tanıtın. Lütfen...Selamlar

banner19

banner13