banner17

Bir sebil insan: Mevlana İdris

Çocukların, gençlerin gönlüne dokunabilmek zor iş. O bunu başarabilen ender yazar-çizer ve şairimiz.

Bir sebil insan: Mevlana İdris

Her ne kadar birbirlerinden bağımsız olarak varlıklarını sürdürüp, kişiliklerini oluşturmuş olsalar da, İkindiyazıları’ndan bahsedip Mevlana İdris Zengin’den bahsetmemek, bir şeylerin eksik kalması demek olur. İkindiyazıları konusu, ister istemez Mevlana İdris konusu demektir bir anlamda; çünkü Mevlana İdris Zengin, rahmetli Mehmet Ali Zengin’in kardeşidir. Dolayısıyla İkindiyazıları’nın hamurkârlarından birisi de Mevlana İdris’tir. Diğer bir deyişle, ister istemez ikisi birbirinin mütemmim cüzüdür.

Bir derviş, bir aristokrat

Mehmet Ali Zengin merhum,  Andırın’da kalıp sarı sayfalı İkindiyazıları’nı birer güvercin olarak göklere uçururken Mevlana İdris Zengin de, İstanbul nam büyükşehirde dervişane bir hayatın nasıl yaşanacağını “hal” ile dünya âleme anlatıyor, çocukların dünyasını süsleyecek masallar devşiriyordu. Her ne kadar iki kardeşin ikisi de yeryüzünü mescid bilen güzel insanlardan olsa da biri, bir taşra kasabası olan Andırın’da soylu bir sanatkarın nasıl olacağının örneğini sergiliyor, bir diğeri de dünya şehri İstanbul’un hayhuyuna kapılmadan kah Sezai Karakoç’un Diriliş Sohbetleri’nde düşünce dünyasını zenginleştiriyor, kah gözlerden ırak bir dergahta dervişlerle ve neyzenlerle “Hû” diyordu.

Mevlana İdrisGeleneğe bağlılık

Hiç kuşku yok ki Mevlana İdris’in en önemli yönlerinden biri de, geleneğe bağlılıktır. Onu yakinen tanıyanlar, onun doğmakta biraz geç kalmış bir Osmanlı beyefendisi olduğunda tereddütsüz ittifak edeceklerdir. Çok basit ama aynı zamanda çok da belirleyici olacağı için şu örneği vermek yeterli olsa gerek: Çocukları ve başka bilmeyenler “ateş nasıl yakar, odun nasıl kor olur, köz nedir” bilsinler diye kaloriferli evin konforuna sığınmayıp sobalı evde, bu evin sıkıntılarıyla yaşamayı göze alacak kadar geleneğe bağlı biridir o.

Ya da ne bileyim, bir bakmışsınız ortalıktan kaybolmuş, Çanakkale’nin falanca dağında modern hayatın her cüzünü külliyen reddedip elektriksiz, telefonsuz yaşamayı yeğlemiş bir eski şöhretli müzisyenle halleşip dertleşmeye gitmiştir. Elhasıl, moderniteyi iliklerine kadar içselleştirip gündem gereği modernizm eleştirisi yapanlardan değil, modern dünyada geleneğe yaslanarak nasıl yaşanabileceğinin bir örneğini oluşturanlardan olmayı yeğler o. “Gariplerin Kitabı” bu yüzden, biraz da Mevlana İdris’i hatırlatır hep bana. Mevlana İdris, nebevî kelamda anlamını bulduğu şekilde “garip”tir çünkü.

Mevlana İdris, İyi Geceler BayımÇocuklar…

Modern hayat, önce çocukların masallarını çalıp onları hayal kurmayı bile beceremeyen mat varlıklar haline getirmeye çalıştı. Modern hayatın inşacıları ve bu hayattan nemalananlar, önce masalları çıkarmalıydılar çocukların hayatlarından; çünkü çocukları masallar akıllı kılıyor; bir masal, bir çocuğu aniden büyütüyordu. Onlar matlaşmalı ve hayal kurmaktan uzaklaşmalıydı ki sömürü düzeni devam etsindi. Eskiden beri bilinen gerçek, çocukların tüketim toplumunun en nazlı, en sadık potansiyel bendeleri olduğuydu. Yapılması gereken şey onlara sahte ve edilgen olacakları bir dünya inşa edip bir daha yerlerinden kıpırdamamacasına teslim olmalarını sağlamaktı. Dünyaya, kendisinden sonra gelen kuşaklara devredilecek bir  emanet değil de kendine kalmış miras gözüyle bakan ruh yağmacıları, televizyonlarla, oyun konsollarıyla, çizgi dünyasının sahte kahramanlarıyla bu kuşatmayı adım adım gerçekleştirmeye başladılar. Bu kuşatma, yapışkan ve kirli bir örümcek ağı gibi sardı her yanı; ürkütücüydü ve sinsiydi, Deccal’ın sunacağı sahte dünya gibi efsunluydu ve üstelik zararı hemen fark edilmiyordu ilk elde.Cahit Zarifoğlu

Ama ilahi kanundur, nerde bir kuşatma varsa, orada huruç edip kuşatmayı yaracak gönül erleri de olur. Mevlana İdris, rahmetli Cahit Zarifoğlu’nun taşlarını döşediği bu yolu muhkem kılan o erlerden biri oldu ve çocukların ruhlarını kirlerden temizleyecek masallar anlatmaya başladı.

Tesbihin imamesi

“Ustada kalırsa bu öksüz yapı/ Onu sürdürmeyen çırak utansın.” der ya rahmetli Necip Fazıl, Mevlana İdris, işte o yapıya hem tuğla taşıyıp harç karan hem de o yapıya harç taşıyacak kişileri yetiştiren bir usta olmayı başarabilmiştir. “Çocuk edebiyatı ve çocuk edebiyatı yazarları” diye bir şey varsa ülkemizde artık, o, bu yapının önce çırağı, sonra ustası ama her zaman sakası olmuştur.

Eski Kafa bir adam!

Mevlana İdris’in diğergam ve cömert yanı, dostların sıcak mekânı oluveren Eski Kafa’nın her hücresinde de ortaya çıkıverir. Hani bazı yerlerde oturuverdiğiniz sandalyede, kurum işleticilerinin tacizkar tavırları yüzünden bir türlü rahat edemez de kendinizi orada “eğreti” hissedersiniz ya, işte bu duyguyu yaşamayacağınız nadir yerlerden biri de Eski Kafa’dır. Elbette size bu duyguyu yaşatan mekânın kendisi değil, mekâna sinen o ruhtur. Her yerde su mesela, kar marjı en yüksek tüketim maddesi olurken, Eski Kafa’da su sebildir. Mekâna sinen bu hal, hiç şüphesiz ki mekânı işletenin “hal”idir. Dileyelim ki bu “hal” sahipleri artsın. Artsın ki dünya çekilir bir “hal” alsın.

 

 

Emre Coşkunsu bir güzel insanı anlattı

Güncelleme Tarihi: 03 Nisan 2011, 20:57
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdullah Turan
Abdullah Turan - 8 yıl Önce

Çay fiyatı ne kadar, önemli olan odur. Bu tarz mekanlara su içmeye gitmiyor insanlar..

Rıdvan Çınar
Rıdvan Çınar - 8 yıl Önce

"Bir kum tanesiyim
Ama çölün derdini taşıyorum"
Medeniyetimizin taşıyıcısı bu "dertli" insanlara selam olsun. Allah sayılarını arttırsın.

aylak adam
aylak adam - 8 yıl Önce

Hem derviş hem de aristokrat olabilir mi bir insan? İki kelime birbirine tezat değil midir?

Furkan
Furkan - 8 yıl Önce

Eski Kafa'daki fiyat listesini paylaşmanızı talep ediyorum. Zira Abdullah Torun'un dediği gibi insanlar su içmeye gitmiyor oraya. Ama siz o şekilde reklamını yapıyorsunuz istemeden. Bunu kapitalistler bilerek strateji dahilinde yapıyor, hakkınızı helal edin ama siz de bilmeden aynı şeyi yapıyorsunuz Emre Bey.

Yeter Demir Ekinci
Yeter Demir Ekinci - 8 yıl Önce

Bir kum tanesiyim
Ama çölün derdini taşıyorum"
Sayin Ridvan Cinar Bey bu dizeyi yazdigi halde tekrar yazmak istedim. Cünkü bu siiri okudugum yili bile hatirlayamiyorum ama bu iki satir benim dudaklarmdan hic eksik olmaz. Arkadaslar bilirler:) Bütün müslümanlarin hayat felsefesini bu kadar güzel anlatabilen satirlarin yzan degerli insana hep mektup yazip tesekkür etmek istemisimdir ama kismet olmamistir. Simdi basligi görünce bu siire dokunmamak olmaz dedim. Bir de baktimki Ridvan Bey yazmi

Yeter Demir Ekinci
Yeter Demir Ekinci - 8 yıl Önce

Tesekkürler Mevlana Idris Bey,
bir siir asigi olarak sizin o siirinizi hep bagrima basip keske benim olsaydi diye cok okumusumdur.tatli bir kiskanclikla:) bu siiri yazan ellerin kalemine kuvvet diye de duami etmistim ama:) simdi tekrar hatirlayinca bile heyecanlandim. sadece bu siiriniz bile herseyi özetler.
tekrar tekrar tesekkürler Mevlana Idris Bey...

biri
biri - 8 yıl Önce

konu dağılmış görünüyor bende devam edeyim çay 2.5 tl öğrenciye 1.5 tl yemekler normalden pahalı çünkü kullanılan maddeler herhangi bir yerdeki gibi değil bitki çayları da maliyetine göre yüksek bunun sebebide işletme sahibinin dediğine göre herkesin buraya rahat ve sürekli gelmesini istemiyor..

selim kanat
selim kanat - 8 yıl Önce

beyoğlunda herhangi bir kafedeki çayın fiyatını ve mantığını biliyorum.
Eski Kafa süper özeni ile çay için 5 lirayı bile hakediyor. bilmediğiniz şu: orası ticari bir müessese değil, m. idris ticari düşünen biri hiç değil, öyle olsa bugün istanbuldaki ve yurtdışından gelen taleplerle 20 kadar şubeyi açmış olurdu. orada bir atmosfer var ve bütün olay bunun korunma çabasından ibaret. zaten taş çatlasa 20 kişilik bir yer, e bırakın da bir çay 1.5 lira diye mızmızlanacak biri değil de...devamı var


banner8

banner19

banner20