Bir şair Muhammet Esat Eroğlu vardı

Selçuk Küpçük, 23 Mayıs 2006 sabahı vefat eden şiirimizin genç kuşak isimlerinden Muhammet Esat Eroğlu’nu yazdı..

Bir şair Muhammet Esat Eroğlu vardı

 

23 Mayıs 2006 sabahı şiirimizin genç kuşak isimlerinden sevgili Muhammet Esat Eroğlu’nun ölüm haberi, onu tanıyan dostları arasında “hiç alınmak istenmeyen bir haber olarak” yavaş yavaş yayılıyordu. Haber bana ulaştığında göğüs kafesimi acıtan duyguyu tanımlamakta güçlük çektiğimi hatırlıyorum.

Muhammet’i ilk tanıdığımda çocukluğunun geçtiği üniversitede öğrenci idi. Benimle aynı mesleği okuyordu: Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik… İlk karşılaşmamız 90’ların ikinci yarısında Trabzon’da gerçekleşen bir şiir etkinliğinde oldu sanırım. Sevgili Muammer Yavaş ve Mehmet Şamil Baş ile Kertenkele isimli o ilginç dergiyi çıkarmaya başlamışlardı. Siyah kapaklı, küçük resim defteri boyutlarında bir dergi.

Bazı simalar bana hep yakın gelir. Mizaçlar da öyle. Muhammet Esat’ı öyle hatırlıyorum. Güleç ama yine de hüzünlü bir yüz. Abartıdan kaçınmış, olgun bir tebessüm. Ayrıca günümüz şiir ortamında benimle aynı mesleğe sahip o vakte kadar kimse ile karşılaşmamıştım. Bu da Muhammet’e karşı yakın durmamı etkiledi muhakkak.

Bütün ilk eleştirilere, garipsemelere rağmen Kertenkele’yi değiştirmedilerMuhammet Esat Eroğlu

Onun özel bir şiiri olduğu kesin. Çok içli, içe doğru katmanları olan bir şiir söylüyordu. Aramızdan ayrılmasına kadar yazdıkları, onun şiiri hususunda bir kanaat geliştirmek için yeterli. Ama ben yine de hep “yaşasa başka neleri yazacaktı, kim bilir” cümlesini maalesef çok kurarım. Çok merak ederdim.

Üç kişi… Muammer, Muhammet Esat ve Mehmet Şamil bütün ilk eleştirilere, garipsemelere rağmen Kertenkele’yi değiştirmediler. Bazıları için dergi hep soğuk, içe kapanık bir yayın olarak algılandı. Bu ekipte sanırım şiiri ile -bence- derginin başka yerinde duran Şamil olmuştur. Muammer ile Muhammet Esat’ın şiiri aldıkları yer ortaktı. Şamil daha başka duyarlılıklardan besleniyordu. Böyle düşünüyorum.

Dergi ekibinden Muammer benim yaşadığım şehre öğretmen olarak atanınca ben de derginin ikinci halkasına dâhil oldum bir bakıma. Zaman zaman dergi yayınını durdurdu. Sonra yeniden başladı. Muhammet Esat okulu bir yıl uzatmıştı sanırım. Birkaç kez yanımıza geldiğini de hatırlıyorum, Muammer ile derginin geleceğini konuşmak için.

Onu çocukken çok tanımak isterdim açıkçası

Onunla paylaştığımız birkaç özel anı hiç unutmadım. İlki sevgili Hayrettin Orhanoğlu’nun Trabzon’a geldiği ilk yıl, evinde bir iftar vakti. Yer sofrasında orucumuzu açtık. Sonra namazlarımızı kıldık. Namaz deyince… Cenazesi öyle etkileyici bir vedalaşmaktı ki onu da unutamıyorum. Bilge bir hoca efendi cemaate dönüp dedi ki: “Bir gün camide huşu içinde çok güzel namaz kılan bir delikanlı gördüm. Merak ettim kimin oğlu bu diye, sonra öğrendim…” Tabutunun yanında duran kardeşi ve babasının tevekkül dolu edası da gözlerimin önünden hiç gitmiyor.

Muhammet Esat EroğluTrabzon/Arsin’de sahilden içeri doğru, fındık bahçelerinin arasında çok güzel bir yere defnettik. Hocalar sürekli Kur’an okuyor. O an Muhammet’in çocukluğuna doğru kapı araladım. Onu çocukken çok tanımak isterdim açıkçası. Çocukluğunu çok merak ederdim. Mizacını kendime benzettiğim için, çok iyi anlaşan iki arkadaş olurduk diye düşündüm hep. İnsanın çocukluğunun geçtiği, koştuğu, oynadığı, ilk kez âşık olup derin hayallere daldığı bu fındık bahçelerinin bir gün narin ayaklarını üzerinde gezdirdiği Muhammet’in mezarını koynunda taşıyacağını düşünmek sarsıcı bir fotoğraf.

İkincisi ise… Yine Trabzon’da -okulu uzattığı yıl- uzun uzun Cahit Zarifoğlu üzerine bir fotokopicide geçen konuşmalarımız. Kendisini dakikalarca verip, Zarifoğlu’nun şiirine ilişkin çözümlemelerini anlatmaya başladı. Bu anı da hiç unutmam.

Dünyaya dair hırsları, ihtirasları yoktu

23 Mayıs 2006 sabahı İstanbul’da -bir özel dershanede çalışırken- geçirdiği acı bir trafik kazasında hayatını oracıkta kaybeden genç bir şairden bahsediyorum. Daha yazacağı çok şiir varken, söyleyeceği ve bu dünyada sadece onun dile getirebileceği cümleler varken… Aklımda hep tebessüm eden yüzü… Yedi İklim’de epey şiirini yayınladı sonra. Birkaç ürün de MerdivenŞiir’de… Kitaphaber dergisinde de yine önemli çözümlemelerini…

Muhammet Esat Eroğlu
(+)

Şimdi dergi sayfalarında kalmış şiirleri ve metinleri ile hatırlanmayı bekleyen gencecik bir şair duruyor önümüzde. Genç kalmış, hep genç kalacak, hep mütebessim bir şair… Kertenkele ekibinden arkadaşı Muammer Yavaş bütün bu ürünlerini topladı. Baskıya hazır hale getirdi. Aramızdan ayrılışının ardından Kertenkele özel bir sayı yayınladı kendisi ile ilgili olarak (Kertenkele dergisi/ Ocak-Mart 2007. Sayı 11). Muhammet Esat muhtemelen şiirlerini kitaplaştırmak hususunda hiç acele etmeyecek bir arkadaştı. Böyle olgunlukları vardı. Dünyaya dair hırsları, ihtirasları yoktu çoğu şairin aksine… Ama ondan kalan bir hatıra olarak geride bize bıraktığı şiirlerini, metinlerini tarihe not düşmek zorundayız.

Acı vefatı ardından yıllar geçti. Tam 7 yıl olmuş. Kertenkele dışında hiç mi bir dergi hatırlamak istemez bu genç çocuğu. Hiç mi hakkında toplanıp konuşmaz. Bu yazı bana mı kalmalıydı mesela! Bu hatırlayış… Kuşağımızdan kaybettiğimiz, diri hatıralarımızın durduğu böylesi güzel insanları ne zaman anacağız, hatırlayacağız. Arkamızdan gelen yeni kuşaklara onları ne zaman anlatacağız. Nazir Akalın Ağabeyi, Hüseyin Alacatlı’yı, Levent Sunal’ı…

Hepsi için… Allah rahmet eylesin…

Muhammet Esat Eroğlu'nun bir şiiri için buyurunuz.

 

Selçuk Küpçük yazdı

Güncelleme Tarihi: 17 Mayıs 2013, 14:42
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
sadullah ayancı
sadullah ayancı - 6 yıl Önce

böyle güzel insanları hatırlamak, hatırlatmak ne güzel...

Abdullah Bilgin
Abdullah Bilgin - 6 yıl Önce

Sevgili Hocam'la bir müddet aynı evde kalma bahtiyarlığı nasip olmuştu. Bu kısa süre zarfında benim ahlak anlayışımı, karakterimi, hayat görüşümü şekillendirmiş olduğunu idrak ediyorum. Her yönüyle örnek aldığım Hocamın hal ve hareketleri benim de ruhuma sirayet etti çok şükür. Her daim, her konuda "Muhammet Hoca da böyle yapardı, böyle söylerdi" dediğim Hocama selam olsun.Ahirette görüşmek dileğiyle.

Münire Cebeci
Münire Cebeci - 5 yıl Önce

Yüreğinize sağlık. Muhammet hocayı tanıma şerefine erişen öğrencilerinden biriyim. Muhammet hocamın tabiriyle onun Aslanıyım, 8 yıl oldu hatırlamak istemediğim ama birgün bile unutamadığım o günün üstünden geçen koca 8 yıl. Kısacık günlerimizde farkında olmasakta meğer nekadar çok şey öğrenmişim hocamdan. Ona rüyalarımda ağlamicağıma dair söz vermiştim ama onu unutmayan dostları olduğunu görünce sözümü bozdum fakat bir okadarda mutlu oldum Muhammet hocam gerçekten unutulmayacak bir değer...

banner19

banner13