Bir muhtarın köyündeydik ama neden?

Burası Osmaniye köyüdür. Niçin bu köye girdiğimizi sorduğumuzda şair Metin Demirci’nin muhtar olduğu köye geldiğimizi öğreniyoruz..

Bir muhtarın köyündeydik ama neden?

Metin Demirci

Pek çok insandan duymuşsunuzdur, özellikle devasa kentlerde mahpus hayatı yaşayan memur amir takımından. Sakin bir yurt peşindedirler ve şuna benzer cümleler söylerler: “Artık kafamı dinlemek istiyorum.” “Bir sahil kasabasına çekileceğim.” “Issız bir dağ köyünde yaşasam diyorum.” Hayır, şair Metin Demirci bunlardan değil…

Metin Demirci’yi bildin mi?

Şair ve yazar Metin Demirci 1951 yılında Çorum'un Osmaniye köyünde doğmuş. Kafkaslardan göç edip buraya gelmiş ataları. 25 yıl öğretmenlik yapmış Çorum’un köylerinde ve Çorum’da. Fakat biz onun eğitimcilik yanından ziyade şairliğini biliyoruz.

Şairliğini biliyoruz, evet. Ve yazarlığını. Aylık Dergi’de başlayan şairlik serüveni, deneme ve incelemeleriyle Bu Meydan, Hüner, Kardelen ve Kırağı dergilerinde sürmüş. Sonra, bir de şiir kitabı yayınlamış, ama ne kitap…

Metin DemirciNe Çok Sen Varmış Senden Sonra…

Bu bir kitap ismi. Metin Demirci’nin ilk ve tek kitabının ismi.  1997’de Kırağı dergisi şiir serisinin ilk kitabı olarak yayımlanan bu eserde, şair bize şöyle takdim edilmiş: “Etkilerden uzak, taşranın o kendine özgü sağlam havasıyla yetiştirdi kendini. Yazdıklarını varolmasının tek şartı saymamasına karşın; yazmayı, yaşamanın önemli bir cüzü olarak gördü. ‘Huysuz Konuk’luktan zevk aldı adeta.”

Bu özgün duruş, Metin Demirci’nin şiirlerine makul bir şekilde yansıyor. Ne Çok Sen Varmış Senden Sonranın kapağını kaldırdığınızda görürsünüz bunu. Sözgelimi daha kitabın üçüncü şiiri olan “Nakarat”ta karşınıza çıkan şu dizeler günün yapıştırma bıyık şiirlerini ters köşeye yatırır: “Dikkat, yeşil öldürür/ Dikkat, asker geçer aradan/ Dikkat, Mehmet isyan bilmez/ Dikkat, Mehmet hep kırmızı durur kıyısında vatanın

Kitabı bulabilirseniz diğer şiirlere de siz bakıverin, hassas bir şiir terazisi içinde bulacaksınız kendinizi…

Şimdi bunları geçelim…

Ne Çok Sen Varmış Senden Sonra’yı meraklısının boynuna borç kılıp geçiyoruz. Şuraya geçiyoruz: Metin Demirci’yi ikibinli yılların sonlarına doğru Çorum’da yayınlanmaya başlayan Aşkın E Hali dergisi ekibinde görüyoruz. Üç aydan üç aya yayınlanan bu dergide Metin Demirci’nin görevi yazı işleri müdürlüğüdür ve dergi 30’uncu sayıya doğru yürümektedir.Metin Demirci

Burada maksadımız Metin Demirci’nin şairliğini, şiirlerinin türlü hallerini yahut dergiciliğini ele almak değil. Öyle ya, ne diye girmiştik söze? Şair ve muhtar demiş, kendisini köyünde bulduğumuzu söylemiştik. Buradan devam edelim…

Çorum’dan Osmancık’a doğru giderken…

Sözü oraya getirmek için, yolumuzu da oraya düşürmek zorundayız. Mustafa Özçelik, A. Vahap Akbaş, Kenan Yaşar, Halit Yıldırım, Çorum’dan Osmancık’a gidiyoruz. Kırkdilim Geçidi’ne gelmeden biraz önce, Kenan Yaşar direksiyonu sağa kırıyor. Burası Osmaniye köyüdür. Niçin bu köye girdiğimizi sorduğumuzda Metin Demirci’nin köyüne geldiğimizi öğreniyoruz. Şair, burada yaşamakta, hatta muhtarlık yapmaktadır.

Evini biliyor arkadaşlar, varıp kapısını çalıyor, yüksek sesle çağırıyoruz. Cevap alamayınca bahçeye doğru yöneliyoruz. Orada, arılarla uğraşan, dahası arıcılık elbiselerinin içine saklanmış olan bir şairle karşı karşıya kalıyoruz. Metin Demirci, bizi görünce başlığını çıkarıyor, bize doğru yöneliyor. Kucaklaşıyoruz kardeşçe…

“Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun”

Metin Demirci

Metin DemirciAramızda Yûnus Emre uzmanı bir şair var biliyorsunuz, Mustafa Özçelik… Ama, bu ara başlığı ne ona ne de Yûnus Emre’ye izafe ediyoruz. Yûnus’un dizesi, bizi arılarıyla karşılayan Metin Demirci’nin biraz sonra soframızı balla donatması hatırınadır. Birkaç tabak bal, köy yoğurdu ve taze köy ekmeği, nefis bir ziyafet oluyor bizim için. Bu arada yaşanan muhabbeti aktarmak ise hayli zor. İşte birkaç tekellüm:

“Muhtar mı oldun şair abi?” diye takılıyorum Metin Demirci’ye, mütebessim bir yüzle karşılık alıyorum. Muhtarlıkla şairliğin birbirini nasıl etkilediğini, bu ikisini birbiriyle nasıl bağdaştırabildiğini, vb. konuşuyoruz. Bu konudan kayda değer bir malzeme çıkaramayacağımı anlayıp konuyu değiştiriyorum.Metin Demirci

İkinci mevzu: “Arıcılıkla şairlik arasında bir uyum var mı, ne dersiniz?” sorusuyla açılıyor. Pratik bir cevap geliyor, Necip Fazıl’ın poetikasından iktibas yapılıyor sanki: “Arı bal yapar, izah edemez…” Bu arada Mustafa Özçelik söz alıp, “Arı her çiçekten nasiplenir, bal yapar. Şair de her olay ve durumdan ilham alır, bunları şiir olarak sunar.” Diyor.

Muhabbetimiz bu minvalde devam ededursun, kalkış saatimiz gelip çatıyor. Osmaniye köyünden Osmancık ilçesine doğru yola çıkacağız.

Metin Demirci, şiirin ve Osmaniye’nin muhtarı, bahçesinden kopardığı gülleri takdim ederek uğurluyor bizi…

 

Cevat Akkanat gitti, gördü, yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Haziran 2012, 12:25
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
tayyib Atmaca
tayyib Atmaca - 7 yıl Önce

Ülkemizin en entellektüel Köy Muhtarına selam olsun.Kovandan şairlere sunulan balın yanında iki sehen de yoğurt olmalıki bala doya insan. İkisini bir arada yiyebilenlere NUŞ olsun...

Kakir Kunduraciyan
Kakir Kunduraciyan - 7 yıl Önce

Muhtarın kovanı yağma olmuş, demek ki ballar balı oradaymış...

Cengiz Coşkun
Cengiz Coşkun - 7 yıl Önce

Dostların sağlık ve sıhhatte olduğunu haber almak güzel.

banner19

banner13