banner17

Bir adam var: İsmi Ş.

Zafer Dergisi'nin arka kapağındaki resimleri ve altındaki vecizeleri hatırlar mısınız? Onları "Ş." yazardı.

Bir adam var: İsmi Ş.

Her Vecizesi Bir Umman

Bay ŞBir adam vardı, ilginç resimlerin altına vurucu sözler yazan…

Bir adam vardı, insanlar aya bakarken güneşi gösteren…

Bir adam vardı, Adapazarı’nda bir ada olup kitap medeniyetinin yeniden imarına gayret eden…

Bir adam vardı, biz evlerimize yabancıları  alırken yâr ve yâren olanları nasıl da dışarıda bıraktığımızı  hatırlatan.

Evet, o adamı hatırladım! İsmi kısaca Ş. idi!

Adapazarı’nın en işlek caddelerinden birindeki bir çocuk parkının adıdır Mehmet Selahaddin Şimşek!

Hayır, Zafer Dergisi’nin arka kapağına bir roman ebadında, bir ulu hikâye kıvamında, bir ölümsüz eserin kesme taşlarını döşemiş olan gizli ummanlardandır.

Bay Ş

Zafer DergisiRuhları ıskalamayan sözler…

Atasözlerine hacimli kitaplardan daha çok bel bağlayan, şifahi kültürün bize armağan ettiği hikmetlerle hayatlarını aydınlatanların mücessem olmuş ruhudur.

“Rahatlarını düşünenler yüzünden, rahatsızdır dünya...” Bir dünya söz dinleyeceğimize, bu sözün derunî ve de sade yanına yüzümüzü az yaslamadık her yatağa yatıp, dünyaya göz yumduğumuzda.

Belki de en kısa biyografi yazımı  babam için yazacağım: Annemi sevdi ve biz onu hep özlerdik. Evet, bu kadar yalın ve kısa olacak. Ardından Alaaddin Hoca’yı yazacağım: Bize okumayı ve hayatı kemiklerimizde hissetmeyi öğreten adamdı, diyeceğim. Bu iki kahramanımdan sonra ise Mehmet Selahattin Şimşek’i uzatmadan yazmak istiyorum. “Hiçbir kalbe, kapısı kırılarak girilemez! Ahlâk ve zerâfet, bütün gönül gümrüklerinde geçerli pasaporttur...” Gönül gümrüğünden geçmek için kelimelerimi çağırıyorum! Zira, Ş. uzun cümleler kurmanın o kadar da hayra alamet olmadığını görmüştü; uzun soluklu kitaplara aşk derecesinde sevgi duysa da.

Bay ŞEn özlü cümlelerimi çağırıyorum ama bir türlü gelip ekrana çıkmıyorlar!

“Sesini değil sözünü yükselt! Yağmurlardır büyüten zambakları, gök gürültüleri değil...” Bu cümlenin ardından susmak en güzel eylem olsa gerek; lakin bilenle bilmeyen bir değil. Muhabbetimden yazmak istiyorum ruhumuza kement atan bir çağda asil duruşlu, ruhları bilgi sütunları gibi duran insanları…

Hikmet, ilim, nükte, bilenle bilmeyenin arasındaki fark, rikkat, bir kitaba sevgilini yüzüne eğilir gibi eğilmek, bir satırı okurken en içli duayı okuyormuş gibi olmak, bir alim ya da yazardan bahsederken maşukundan bahsedercesine kendinden geçmek… neler gelmiyor ki aklıma Ş. Harfi tam karşımda dururken?!... “Heykeli tımarhaneye, kendisi hapishaneye konulan bir ülkede düşünen adam nasıl yetişsin!” El Hak! Üstâd söylemiş söyleyeceğini. Kelamın ve de düşüncenin bir yerlere tıkıldığı bir ülkede düşünen ve okuyan insanı arayan bir cevvallik vardı Ş.’de.

Ardı sıra dostları ve kitaplarının boynu bükük kaldı

Uzun yıllar Zafer Dergisi’nin çıkacağı günleri iple çeker olduk. Öyle ki, dergi gazete bayiine geldiğinde düğün alayı köprüden geçmiş, köye davul zurna sesleri gelmeye başlamış kadar sevindik. Zafer Dergisi hemen okunmazdı. Arka kapak ilk gün iyice ezberlenir, adeta zihnimizde her portre-desene bir oda ayrılır, en nezih ve korumalı köşeye Ş. İmzalı tablolar asılırdı. “Çocuklarımızın ayaklarına batacak dikenler: Ya ektiklerimizdir, ya sökmediklerimiz.” O tablolarda dikenlerin izleri vardı. Adeta yanlış olana dair kodları verdi yıllarca Ş. bizlere.

Bay ŞSonra “Ürkütücü Yusufsuzluk çağları” geldi. Yalnız kaldık. Sadece üç beş kelime ve bir desenle karşımıza çıkan Ş. bir daha evlerimize uğramaz oldu. Malcolm için güzel sözler söyledi. Sakarya’da dostlarıyla muhabbetin en ilme kesmiş olanını etti. Sonra da yazdıkları kadar temiz bir yolculuğa çıktı. Pascal’ı da yakalayan o beyin timörü Ş.’yi bizden çok uzaklara götürdü. Gittiği yer cennet olsun!

Bekar değildi; kitaplarıyla evliydi.

Mahzun değildi; hüzün peygamberinin nüktedan ümmetindendi .

Okumak bir ibadet biçimine dönmüştü  Ş.’de. Bize okumanın ibadet olduğunu öğreten “ender ağabeylerimizdendi”.

Bize düşünmeyi öğreten cümlelerin babasıydı.  Cüneyd Suavi’nin hikâyelerindeki o temiz kalpli adamı bir daha hatırlamak istedim … Vefat ettiğinde 41 yaşındaydı. Bu denli özlü sözün ardından kısa, öz ve temiz bir hayat… sözün kifayet etmediği yerdeyim. 

http://www.selahaddin.tr.gg/Ana-Sayfa.htm  adresinden Merhum M. Selahaddin Şimşek hakkında daha tafsiletlı bilgilere ulaşabilirsiniz. 

"Bay Ş.' nin Çalışmaları" için tıklayın

 

Zeki Bulduk hatırladı ve hüzünlendi.

Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2010, 14:53
YORUM EKLE
YORUMLAR
samet
samet - 9 yıl Önce

çok iyimiş.allah kendisine rahmet eylesin ve bunun gibi şeyler inşallah daha cok cıkar

KAMİL BÜYÜKER
KAMİL BÜYÜKER - 9 yıl Önce

zafer dergisiyle tanışalı beri hep bu gizemli "ş" yi merak etmiştim. zeki abi teşekkür ederiz. bizi bu zahmetten kurtardın. ne bereketli bir "ş" imiş. tanıdık, mutlu olduk.

yasin safak
yasin safak - 9 yıl Önce

Allah gani gani rahmet etsin. Gerçek bir çilekeş gerçek bir dertli gerçek bir ağabey gerçek bir arkadaş olarak anılır adapazarının her bir köşesinde. ruhu şad olsun

bekir
bekir - 9 yıl Önce

evet ya. resimleri görünce aklıma geldi. ben de bu ş. ye takılırdım hep. fakat hep güzel sözlerdi. teşekkürler hatırlatma için.

Osman İbrahimoglu
Osman İbrahimoglu - 9 yıl Önce

İçten duygularınız ve Ustamız için oluşturulan siteye yönlendirmeniz için çok teşekkürler, yüreğinize sağlık...

mavera
mavera - 9 yıl Önce

ayrıntılı bir yazı oluşturduğunuz için site yetkilerine sonsuz şükranlarımı iletiyorum..tanınması gereken bir şahsiyet inşalah zamanla daha çok idrak edilir..

banner8

banner19

banner20