Beş güzel vasfı taşırdı Sabahattin Zaim Hoca

Bağcılar Belediyesi Kültür Müdürlüğü, öncü ve örnek şahsiyetlerden merhum Sabahattin Zaim Hoca’yı anma ve anlama toplantısı düzenledi.

Beş güzel vasfı taşırdı Sabahattin Zaim Hoca

 

Elimize bazen belediyelerin kültür sanat bültenleri geçiyor. Bu bültenleri incelediğimizde görüyoruz ki birçok abuk sabuk program yapılmış ve aralarına da birkaç tane faydalı program serpiştirilmiş. Belediyelerimizin yetkilileri acaba kimseye faydası olmayan, hatta zararı olan bu tür programların hesabını nasıl verecekler? Müslümanların paralarını uyduruktan işlere harcamanın vebali büyük olsa gerektir.

Şu ezilmişlikten kurtulsak da 'kültür sanatta da Müslümanım' desek olmaz mı?

İşin daha da üzücü tarafı ise mütedeyyin sandığımız belediye başkanlarının yaptırdığı kültür faaliyetlerinin de hiç iç açıcı olmaması… Herhangi bir sol belediyenin yapabileceği türden programları tercih etmeleri hayli düşündürücü. Bir ezilmişlik, bir aşağılık duygusu var gibi…

Sanki kültürel etkinlik denilince bu abilerin akıllarına inançsız kesimin yaptığı tarzda kültür etkinlikleri geliyor. O tarz şeyleri olmazsa olmazmış gibi düşünüyorlar. Ömürleri geldi geçecek, hâlâ bu ülkede kendilerini misafir zannediyorlar.

Bağcılar hayırlı etkinlikler yapıyor

Bazı güzel şeyler de olmuyor değil. Mesela geçtiğimiz günlerde Bağcılar Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün düzenlediği üç tane programa katıldım. Bunlar dönemlerinin âlim şahsiyetleri olan Sabahattin Zaim, Babanzade Ahmet Naim ve Muhammed Hamidullah’ı anma etkinlikleriydi. Bağcılar Belediyesi’nin benim katılmadığım bu minvalde başka programları da olmuş.

Anma programı yapılan bütün bu isimlerin ortak özelliği sıkı birer mümin olmalarıdır. İslam toplumunun diriliş sürecinde hiç kuşkusuz mü’min, muhsin ve mücahit olan büyük şahsiyetlerinin örnek hayatları birer ilham kaynağı olacaktır. Bu bakımdan kıymetli büyüklerimizi anma etkinliklerini düzenleyenleri ve destekleyenleri hayırlı bir iş yaptıklarından dolayı tebrik ediyoruz. İnşallah diğer belediyelerimiz de Müslüman kimliklerini gizleme hevesine kapılmadan böyle hayırlı faaliyetlere imza atarlar.Sabahattin Zaim anma programı, Bağcılar, Lokman Çağırıcı

Anma dediğin Kur’an tilaveti ile başlar

Bağcılar Belediyesi’nin geçtiğimiz yıl yaptırdığı Mehmed Akif Ersoy Kültür Merkezi ve Tacettin Dergahı (tıpkısının aynısı) geçtiğimiz günlerde çok önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Merhum Prof. Dr. Sabahattin Zaim Hoca’nın anıldığı program hafız Bünyamin Topcuoğlu Hoca’nın Kur’an tilaveti ile başladı.

Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Bağcılar belediye başkanı Lokman Çağrıcı kısa bir açılış konuşması yaptı. Bu etkinliği Bağcılar’da düzenlemekten dolayı büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Lokman Çağrıcı şunları söyledi: “Bağcılarda anma toplantılarına başladığımızda üç beş kişi ile başlamıştık, şimdi gönül dostlarımız çoğaldı. Bizim tarihteki güzelliklerimizi yeni nesillere aktarmak gibi bir mecburiyetimiz var. Bugün bir büyüğümüzü daha anlamak için buradayız. Ki bu büyüğümüz ‘Hocaların Hocası’ olarak maruf Prof. Dr. Sabahattin Zaim Hocamızdır.”

Sabahattin Zaim Hoca söze besmele ile başlardı

Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağrıcı’nın konuşmasının ardından kısa bir selamlama konuşması yapmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Kapaklıkaya kürsüye çıktı. Müslümanların yaşadığı coğrafyaların bugün kan ağladığını ve Müslümanların dünyanın her yerinde ezildiğini söyleyen Kapaklıkaya, Sabahattin Zaim Hoca’nın Müslümanların düştüğü bu çukurdan kurtulması için çalıştığını söyledi. Sabahattin Zaim Hoca’nın son derece kıymetli yetişmiş bir değer olduğunu ifade eden Kapaklıkaya; “Ne kadar zengin ve gelişmiş bir ülke olursak olalım, insan yetiştiremezsek bu gücümüzü kaybederiz” dedi.

Sabahattin Zaim anma programı, Bağcılar, Coşkun ÇakırAçılış ve selamlama konuşmalarından sonra merhum Sabahattin Zaim Hoca’nın öğrencilerinden Prof. Dr. Coşkun Çakır panelin ilk konuşmasını yaptı. Besmele, hamdele ve salvele ile sözlerine başlayan Coşkun Çakır; “Bize konuşmaya nasıl başlanacağını da o öğretti. Çok az istisnası hariç bütün konuşmalarına besmele hamdele ve salvale ile başlardı” dedi.

Vefa lisesini bitiren vefalı bir dost

Vefa Lisesi’ni bitiren Sabahattin Zaim Hoca’nın, öğretmenleri Reşat Ekrem Koçu ve Nurettin Topçu gibi şahsiyetlerden istifade ettiğini, ardından idealist öğrencilerin gittiği mülkiye mektebine gittiğini, bir müddet kaymakamlık yaptığını, bir müddet de Avrupa, Amerika ve Arabistan’da bulunduğunu söyleyen Çakır, merhum Hoca’nın İngilizce, Arapça ve Almancayı konuşacak ve yazacak seviyede bildiğini söyledi.

İstanbul Üniversitesi’nin kallavi hocalarındandı

Merhum Sabahattin Zaim Hoca’nın Alman hocalardan disiplin anlamında etkilendiğini ve akademik hayatında çok disiplinli olduğunu söyleyen Çakır, o dönemde İstanbul Üniversitesi’nde ders veren meşhur hocalar hakkında şunları söyledi: “İlhan Akın, Hüseyin Hatemi ve Sabahattin Zaim gibi İstanbul Üniversitesi’nin kallavi hocaları çok güzel ders anlatırlardı. Dersi şiir gibi anlatırlardı. Anlatılması gereken her şeyi anlatırlar, gereksiz tafsilata girmezlerdi.”

Beşi bir yerdeydi mübarek!

Merhum Hoca’nın bir ilme saplanıp kalmadığını, ilimler arasında adeta mekik dokuduğunu, çok iyi iktisat bildiğini, çok iyi fıkıh bildiğini, hukuka, toplum bilimine ve tarihe yakın olduğunu söyleyen Çakır, Hayrettin Karaman Hoca’nın merhumu “beşi bir yerde” diye tanımladığını, bu beş vasfın da ilim, güzel ahlak, aksiyon, dava ve hizmet vasıfları olduğunu söyledi.Sabahattin Zaim anma programı, Bağcılar, Coşkun Çakır

Merhum Sabahattin Zaim Hoca’nın ilme hayatının tamamını vakfettiğini ifade eden Çakır sözlerine şöyle devam etti: “Hocamız ‘güzel’ sıfatını çok kullanırdı, güzel ahlaka çok vurgu yapardı. Kesinlikle fildişi kulesinde oturan bir ilim adamı değildi; ahkâm kesen bir entelektüel değildi. Asla entelektüel olmadı; onun yerine bir aksiyon adamı olarak ortaya çıktı. Onun bir davası vardı ve onun bütün ömrü bu davasının izdüşümü idi. Hizmet aşkını ise anlatmakla bitiremeyiz.”

Her davet edildiği yere giderdi

Prof. Dr. Coşkun Çakır, yapmış olduğu konuşmasında merhum Sebahattin Zaim Hoca’nın çok güzel bir yönünü şu cümlelerle anlattı: “Her davet edildiği yere gitmeye çalışırdı. Daveti yapan kişi ya da kurum itibarlı bir kurum ise oraya karşı daha ihtiyatlı yaklaşır, daveti yapan kurum daha aşağı bir konumdaysa onlara daha fazla iştiyakla giderdi. Bir öğrenci grubunun davetini, bir bakanlıktan gelen davete tercih ederdi.”

Sabahattin Zaim Hoca’nın yaşamı boyunca hiç bir göreve talip olmadığını, söz konusu görevlerin tamamının kendisine tevdi edildiğini söyleyen Çakır, “Sabahattin Zaim Hoca görev verildiğinde ise görevden kaçmamıştır” dedi.

Odası dergah gibiydi

Hoca’nın dindarlığından ve derviş meşrebinden de bahseden Çakır, sözlerine şöyle devam etti: “Merhum Hocamız çok dindardı ama çok nazik ve estetik bir dindarlıktı bu. Farklı kesimler de onun bu yönüne ilgi duyardı. Toplayıcı ve toparlayıcı bir insandı. Onun üniversitedeki odası herhangi bir oda gibi değildi, bir tekke gibi, bir zaviye gibi, bir dergâh gibiydi. Yani giren çıkan belli olmazdı. O kadar çok insan gelir giderdi ki… Çaylar, kahveler, sohbetler eksik olmazdı. Merhum Sabahattin Zaim Hocamız bir derviş insandı. Bir küçük çocukla yapmış olduğu konuşmayla bir devlet başkanı ile yapmış olduğu konuşma inanın hiçbir şekilde ayırt edilemezdi. Aynı ölçüde konuşurdu, aynı ilgi ve alakayı gösterirdi. Raşit Küçük Hoca onun için ‘Peygamberi olmayan bir dönemin sahabesi gibiydi’ demiştir.”

Sabahattin Zaim anma programı, Bağcılar, İsmet UçmaDoğumu da ölümü de rahmetti

Prof. Dr. Coşkun Çakır’ın ardından merhumun talebesi ve yayıncısı olan İstanbul milletvekili Dr. İsmet Uçma bir konuşma yaptı. Merhum Sabahattin Zaim Hoca’nın hayatı ile hakikate şahitlik eden ölçülü ve dengeli bir insan olduğunu söyleyen Uçma, Hoca hakkında; “Oturup kalkmasıyla etrafındakilere ahlak öğreten adamdır” ifadesini kullandı.

Bazı insanların doğumunun da, ölümünün de rahmet olduğunu söyleyen Uçma; “Sabahattin Hoca işte öyle biriydi. Hocamız girdiği cemiyeti rahatlatır, çıktığı cemiyeti üzerdi. Sabahattin Hoca çift kanatlı uçardı. Madde ve manayı mecz edebilen ender insanlardan birisiydi. Kendisini diğer insanlardan farklı göstermeden, kimseye bir farklılık emaresi hissettirmeden yaşayan numune-i imtisal bir şahsiyetti” dedi.

Türkiye’nin değerleri ve tarihi ile barışması için Sabahattin Zaim Hoca’nın çok çalıştığını söyleyen Uçma, bu konuda şunları söyledi: “Ayşe Hanım paspas yaparsa sorun yok, kılığı ile kıyafeti ile ilgilenilmez. Ama Ayşe Hanım revire çıkıp doktorluk yaparsa kıyamet kopar. İşte Sabahattin Zaim Hoca bunu dert edinen ve inançlı insanların önemli işler başarması için çalışan biriydi” dedi.Sabahattin Zaim anma programı, Bağcılar, Adem Esen

Gençlerin Necip Fazıl’ı tanıdığını sanmayın

Programın uzaması sebebiyle kısa konuşmayı tercih eden Sabahattin Zaim Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Adem Esen ise şunları söyledi: “Bir anma programında liseli öğrencilere Necip Fazıl’ı tanıyıp tanımadıklarını sormuştuk. Lise öğrencilerinin çok azı tanıyordu. Biz kendi değerlerimizi tanıdığımız için insanların hepsinin tanıdığını zannediyoruz ama öyle değil. Bugünkü medyada farklı kişiler ön plana çıkarıldığı için gençler onları tanıyor.”

Merhum Hoca’yı en çok etkileyen şahsiyetin rahmetli Mehmet Zahit Kotku Efendi Hazretleri olduğunu söyleyen Adem Esen, konuşmasını merhum Sabahattin Zaim Hoca’dan naklettiği şu sözler ile bitirdi: “Söz, suya atılan taşın etrafındaki haleler gibidir. Suya atılan taşın etrafındaki halelerin ne kadar genişleyebileceğini bilmeyeceğimiz gibi, sözün gönüllerde ne etki yapabileceğini de bilemeyiz.”

Programın sonunda dinleyicilere Sabahattin Zaim Hoca’nın üç ciltlik Türkiye’nin Yirminci Yüzyılı adlı kitabı hediye edildi. Ardından Bağcılar Belediyesi Kültür Müdürü Kenan Gültürk tarafından konuklara Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nin yanındaki yeni Tacettin Dergâhı gezdirildi.

 

Aydın Başar haber verdi

Yayın Tarihi: 19 Aralık 2012 Çarşamba 11:25 Güncelleme Tarihi: 17 Ocak 2013, 10:52
YORUM EKLE

banner19

banner36