banner17

Ben hep devrimciydim

Libya'daki Filistinli mültecilerin sınır dışı edilmelerini engellemek üzere çıktığı yolculuk, Malta adasında Rabb'i katında sonsuzluğa açılan rızıklanmayla neticelenir.

Ben hep devrimciydim

Ben hep devrimciydim.” böyle diyordu şehit doktor Fethi Şikaki, 11 Kasım 1995 tarihli el-Wasat’ta yayımlanan otobiyografisinde. İlk gençlik yıllarında ulusalcı bir sosyalizmi yani Nasırizm’i benimseyen Şikaki, hem hayatı hem de düşünceleri açısından iyi tahlil edilmesi ve anlaşılması  gereken Müslüman önderlerdendir. Evet, o dediği gibi o hep devrimciydi: 16 yaşına kadar etrafında gördüğü Müslümanların İslam’ı bireysel yaşamaları nedeniyle, İslam’ı sadece belli ibadetlerden (bu şekilde yapılanlara bilinçten yoksun olduğu için ‘ritüel’ dense daha isabetli olur.) müteşekkil, hayatın sosyal ve siyasi veçhesinde görünür olmayan inanç sistemlerinden biri olarak görür. Dünyanın şahit olduğu zulümlere söz söylemeyen, zulmü ortadan kaldırmaya yönelik bir iddiası ve çabası olmayan inançlarla herhangi bir ilişki kurmaz. Siyasi düşüncelerine laik ulusalcılık hakimdir. Daha 1966 yılında iki abisiyle beraber Nasırizm çatısı altında bir örgüt kurar. Fakat 1967 hezimeti üzerinde şok etkisi yapar. Arkadaş grubuyla tabiri caizse itikad ettiği düşüncelerin/Nasırizm efsanesin sona ermesi anlamına geliyordu bu hezimet. Sonra yorulmak bilmez bir tecessüsle arayış ve sonu gelmez tartışmalar…

Seyyid Kutub’la Diriliş

Önderlik ettiği arkadaş grubu haftanın belirli günlerinde gruptaki  arkadaşların evinde toplanıp çözüm üretmeye yönelik uzun uzun tartışmalar ve tahlil yapar. Yine böyle bir toplantı için gittiği arkadaşının evinde Seyyid Kutub’un “Yoldaki İşaretler”ini görünce çok kızar. Zira, düşünsel olarak beslendiği Nasırizm, Seyyid Kutub’u ve İhvan-ı Müslim’in hareketini tahripkar ve terörist olarak görmektedir. Evinde toplandıkları arkadaşının babası İhvan-ı Müslim’e müntesip olduğu için Seyyid Kutub’un kitabı evde bulunmaktadır.(O dönemde bu şaheseri evde bulundurmak bile suçtur, yaklaşık elli bin kişi bu kitaba sahip oldukları için zindanlara atılmış iktidarın sert yüzüyle tanışmıştır.) Kitabı alır ve evine götürür. Kitabı okumaya başladığında ise yeni bir dünya ile karşılaştığını şöyle ifade eder:

Fethi Şikaki“O dönemlerde İhvan-ı Müslimin hareketine karşı olumsuz yaklaşım içindeydim. Bununda sebebi Nasırizm’i benimsemiş olmamdı. Bundan dolayıdır ki, 1967’de Seyyid Kutub’un ‘Yoldaki İşaretler’ kitabını, babası İhvan-ı Müslimin’den olan bir arkadaşımın evinde bulunması hoşuma gitmemişti. Kitaptan dolayı çok kızmıştım ve kitabı evime götürmüştüm. Okumaya başladığımda adeta yeni bir dünya ile buluşmuştum. Zannettiğim gibi tahribattan, yıkımdan bahseden bir dünya değildi. Bu kitap ve Seyyid Kutub’un diğer kitapları beni ve diğer arkadaşlarımı çok etkilemişti. Aslında aile olarak da dindar bir aileye mensuptum. 1967’deki İslam düşüncesiyle bu buluşmamdan sonra laik-milliyetçi düşünceden koparak yeni İslami düşünceye yolculuk başlamıştı.”(s.107)

İhvan’ul Müslümin Cemaati ve Usul

İslami düşünceyle tanışmanın ertesinde Filistin’deki İhvan mensuplarıyla beraber hareket etme kararını alır. Yalnız kendisi değil, daha sonra Fetih Hareketi’nin önderlerinden olan Sa’ad Ebu Haşi dışında tüm arkadaşları da onunla beraber İslami mücadeleye katılır. Fakat her ne kadar gönül istemese de İhvan’la olan bu birliktelik, usuli ayrışma/anlaşamama nedeni ile farklı bir boyut kazanır. Ve Fethi Şikaki kendisinin yaklaşım tarzını benimseyen, kendisi gibi düşünen arkadaşlarıyla, Filistin İslami Hareketi içerisinde önemli bir örgüt olan İslami Cihat’ı kurar.

İslami Cihat Hareketi’ni İhvan’dan ayıran (ki İhvan Hareketi/Cemaati de daha sonra Filistin topraklarında Hamas adıyla müstakil bir örgütlenmeye gitmiştir) en önemli etken, fiili işgale karşı fiili direnişi öncelemesidir. Hamas sosyal yardım ve eğitimle uğraşırken –Hamas da 90’ların başında fiili direnişe katılmıştır- 80’lerin ikinci yarısında İslami Cihat silahlı direnişe başlamıştı bile. İslami Cihat, hafızam beni yanıltmıyorsa, ilk istişhad eylemini yapan direniş hareketiydi.* Bunları söylememin amacı, Kudüs’ün özgürlüğüne kendilerini adamış Müslümanları karşı karşıyaymış gibi göstermek değil, tarihsel süreci aktarmaktır.

Fethi ŞikakiSürgün Bir Hayat

Rasulullah’ın (sav) “beni sevenler, üzerlerine gelecek olan bela ve musibetlere hazırlıklı olsunlar.” mealli hadis-i şerifi gereğince başına gelenler, şehid doktorun Fahr-i Kainat efendimize olan sevgisini haykırır gibi duruyor. Daha Mısır’da öğrenciyken hapis ve sürgünle tanışır. Filistin’e döndüğünde ise Siyonist işgal güçlerinin elinde tutsak kalan şehid, tutsaklıktan kurtulduktan sonra da Lübnan’da sürgün hayatı yaşar.

Kudüs’ün özgürlük mücadelesine yaptığı katkı ve getirdiği İslami soluk, sadece kendini “Müslüman” olarak niteleyen çevrelerce değil “Devrimci” hareketler tarafından da saygı ve takdirle karşılanmıştır. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC)-Genel Komutanlık` hareketinin genel sekreteri Ahmed Cibril şehid hakkında şunları söylüyor:

Benim Fethi Şikaki ile tanışmam, kendisinin işgal edilmiş Filistin topraklarından Lübnan`a sürülmesinden sonra olmuştur. Fakat FKHC içersindeki bizler, daha önce de, düşmanın zindanlarındaki esirler arasında cihadi bir grubun var olduğunu işitiyorduk; bu zindanlardaki dostlarımız bize içerden bu kişilerin haberlerini ulaştırıyorlardı. Biz de İslami güçler de bu mücadeleye katılmaya başladılar diye seviniyorduk ziyadesiyle.
Şikaki ile uzun ve ayrıntılı görüşmelerim olurdu, bu buluşmalarımızda `İslami Cihad` kavramı etrafında görüş alışverişinde bulunurduk. Kendisi de Mısır`daki Tanta Üniversitesi`ndeki öğrencilik yıllarından söz ederdi bana ayrıntılı olarak. Şikaki geçmişte `İhvan-i Müslimin` hareketine üyeydi. Fakat bu hareketten, Filistin meselesindeki cihadi vazifelerini yerine getirmesini istiyordu. İhvan-i Müslimin hareketi içersinde bu isteğinin karşılık bulmayacağına inanıyordu. Bundan dolayı, yeni bir yola, Cihad yoluna adımını attı...
...
Oğlum Cihad şehid olduğu zaman (Ahmed Cibril`in oğlu Muhammed Cihad, 2002 yılında Beyrut`ta arabasının altına konan bombanın patlaması sonucu Mossad tarafından katledilmişti) Fethi Şikaki`nin yanına gömülmesini istedim. Ben Cihad`ın kabrini ziyaret etmeden önce Dr. Şikaki`nin kabrine uğrarım önce, ona `ey Dr. Fethi, yanında dinlenen oğlum Cihad sana emanet` derim. O da Doktor gibi ümit beslediğimiz genç neslin bir üyesiydi ve tıpkı onun gibi Siyonistlerin alçakça bir saldırısıyla göçtü bu alemden.

Fethi ŞikakiTekrar Diriliş: Şehadet

Dünyadaki hayatını “sabır”la yaşayan Şikaki’nin, Libya’daki Filistinli mültecilerin sınır dışı edilmelerini engellemek üzere çıktığı yolculuk, Malta adasında Rabb'i katında sonsuzluğa açılan rızıklanmayla neticelenir: siyonist düşmanın her zaman yaptığı gibi kahpece arkadan saldırması sonucu şehadetle şereflenir. Bıraktığı miras ise hala aynı sıcaklıkta Kudüs’ün yani ‘insanlığın kalbi’nin özgürlüğü için mücadele eden yiğitlerin omuzları üzerinde...

 

*istişhad eylemlerinin İslami referanslarda neye tekabül ettiğini merak edenler Mustafa İslamoğlu’nun “intihar değil istişhad” başlıklı yazısı ile Ebubekir Sifil’in ‘İslam ve Modern Çağ 3’ adlı kitabın ‘intihar mı şehitlik mi? ’ başlıklı yazılarına bakabilirler…

Metin içerisinde alıntı yapılan kaynak, Ekin Yayınları tarafından 1997 yılında 2. Baskısı yapılan, Fethi Şikaki imzalı “İslami Hareket ve Kudüs” adlı çalışmadır.

 

Erdal Kurgan belki şefaatine vesile olur diye hatırlattı

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2010, 09:13
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
edip
edip - 9 yıl Önce

ne güzel, ne anlamlı bir metin olmuş bu böyle. erdal beye teşekkürler.
fethi şikaki'yle ilgili "bir şehid bir şahid" isimli bir kitap okumuştum yıllar
önce. o günlere gittim birden. devrimci hassasiyet nitelikli bir şahitlik
gerektiriyor bu çağda. şahit olmadan şehit olabilinemez çünkü. fethi şikaki,
bir şehitti, çünlü klas bir şahitti. devrimci bir şahit... eyvallah...

Ebamüslim
Ebamüslim - 9 yıl Önce

Büyük öncülerden biriydi Fethi Şikaki. Okyanusun omzunda yürüyen bir dağdı. Binlerce nefere komutandı. Sadece büyük bir dava adamı değil, Filistin İslami direnişinde yeni satırbaşları açan çok önemli bir düşünürdü.

Onu bize tekrar hatırlatan Erdal Kurgan'a sayısız teşekkür...

banner19

banner13

banner20