banner17

Bedir Gazvesi'nde ben de vardım!

1387 yıl önce, 13 Mart günü Müslümanlar, müşriklere karşı ilk savaşlarını Bedir'de gerçekleştirmiş ve ilk zaferlerini kazanmışlardı.

Bedir Gazvesi'nde ben de vardım!

Kâfirin malı, kuvveti ve zulmü bir şehidin yumruğuna tekabül etmediği zamanlardan bir zaman. Bedir Gazvesi, zafer gösterisi olmadan evvel sınavdır. Kervanı bekleyen Müslümanların yeni şehadet eden kalpleri, er meydanına hazır değildi henüz. Allah’ın varlığından yeniden haberdar olan kalpler tam teslimiyet göstermekte zorlanıyordu. Su yoktu, güç yoktu, silah yoktu. “Nasıl olacak bu işler?” demeye kalktıklarında Allah vaadini yerine getirdi ve zafer habercisi yağmurlar yağdı. Kana kana içtiler, temizlendiler ve abdestlendiler. Hem fiziki anlamda kuvvetlendiler hem de Allah’ın onların yanında olduğuna daha yürekten iman ettiler.

Resulullah (sav), düşmanın karşısında dikkatli ve dirayetli bir Ensar görüyordu artık. Yüreği daha da ferahlayan Resul-i Ekrem dua ediyor ve hep “Allah’ım beni vaat ettiğin zaferlere kavuştur. Bizi senin yolunda savaşan ve zaferlenen, şereflenenler olarak kıl.” diyordu.

Savaş başlamış ve çabucak hararetlenmişti. Ashabına dönen Efendimiz: “İşte, Mekke ciğerinin parçalarını size atmış.” diyerek ümmetin aslanlarını şevklendirmişti. Zorba görünen müşrikler, Mekke’nin parçalarını taşıyan, birer hedef haline gelmişti Müslümanlar için. Sayıları azdı ama imanları çoktu. Müşrikin karşısında eşini, çocuğunu, malını, anasını ve babasını unutan Ensar’ın kılıçdarlarının gözünü, cennet ve vuslat sevgisi kaplıyordu. “Ya Allah, Ahad, Ahad!” diyerek savuruyorlardı kılıçlarını.

Bedir Gazvesi

Azıksız koştular!

Bedir’in bal dilli şairi, çıkınından hurma çıkarıyor ve yiyordu. Efendimiz(sav)’in cennet müjdesini duyunca “Cennetle arama bir hurma mı girecek?” dedi ve atıldı düşmanın üzerine. Şu beyitleri okuyarak hırçın bir rüzgâr gibi koştu:

“Azıksız olarak koştuk Allah’a

Ahiret ameline ve takvaya

Allah yolunda sabırla, cihada

Her azık tükenmeye mahkûmdur

Takva, iyilik ve reşaddan gayrı!’’

Çok geçmedi… Şehadetine kavuştu, Rabb’ine vuslat etti.

Ebu Cehil ölüme galebe çalamadı!

Ebu Cehil bu savaşta öldürüldü. Ancak öldürülene kadar inatçı bir kısrak gibiydi. Başını bulutların üzerine koyup, burnunu Bedir’in çukurlarından esirgeyip, tam bir gâvur inadıyla saldırdı Müslümanlara. “Harb benden güneşleri alamaz. Bu günler için doğurdu beni anam!” Ancak inadı onu kurtaramadı.

Ve Efendimiz… Sevginin sevgilisi… “O, düşmana en yakın olanımızdı” Diyor, Hz. Ali. Ben Peygamberim, koruyun beni demiyordu. Atılıyordu düşmanın kirli ellerini kırmaya. Eline taşlar alıp atıyordu hiçbir şey yapamazsa. Biliyordu ki; onu Allah koruyordu. Bilmiyordu baba yüreği; o esnada Rukiyesi’ni veriyorlardı toprağa. Evladını son bir kez öpmek cennete kalmıştı artık. Hasretine dayanacaktı, yeter ki zaferleri miras bıraksın ümmetine. Öpülesi elleri parçalanıyordu, harap olmuştu. Dilinde lafzatullah, yüreğinde cihad ve tebliğ…

Bedir GazvesiO ki İslam’ın hem Peygamberi hem Mücahidi.

Vaad edilen bir zafer!

Ve Allah’ın vaat ettiği zafer gerçekleşmişti. Düşman yetmiş ölü ve yetmiş esir vermişti Müslümanlara. Müslümanlar ise Allah’a on dört şehid… Ganimetler alındı. Kâfirlerin cesetleri bir çukura konuldu. İsmi Kalip’ti çukurun. Kalpsizleri Kalip’e atıp Medine’ye müjdeler gönderdiler.

Allah(c.c.) bu hadise üzere şu ayete nazil etti: “Onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, ancak Allah attı. Müminleri, kendinden güzel bir imtihan ile denemek için yaptı. Şüphesiz ki; Allah, hakkıyla işiten, kemaliyle bilendir.’’ (Enfal/17)

 

 

Öznur Balık kalbini yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2011, 10:27
YORUM EKLE
YORUMLAR
enes günaslan
enes günaslan - 8 yıl Önce

yazı çok hoş olmuş gerçekten..orda bir kaç saf arkanda olmak isterdim..

banner8

banner19

banner20