banner17

Bedel ödemiş bir şair: Nazir Akalın

Nazir Akalın aynı zamanda çok iyi bir edebiyatçı, akademisyendi. Şiirlerinde divan şiiri, halk edebiyatı ve modern şiir kalıplarını aynı anda kullanabilecek yetkinlikteydi. Muaz Ergü yazdı.

Bedel ödemiş bir şair: Nazir Akalın

Şairsem bedelini ödedim” diye yazmıştı Nazir Akalın, “Yürekte Büyüyen Eylem” şiirinin ilk mısrasında. Gerçekten bedel ödeyenlerdendi o… Gamdan ve kederden müteşekkil bir yaşamdı onun bahtına düşen. Gerçekten acıyla vuran, acıyı vuran bir yürek vardı göğsünde. İçli bir şarkıya dönüşen zamandan hüzün nağmeleri damıtıyordu. Ah eden mısralarla gönüldeki yaraları dağlıyordu. Dağlıyordu en mahrem yaraları şiirden ak korlarla…

Erzurumluydu… Palandöken gibi mahzun ve başı dik… Palandöken gibi mert ve utangaç… Çileli bir serencamı var. Erzurum şehri gibi çileli… Hapse girmişti. 1981’de yazdığı bir yazı dolayısıyla… 1985’de Turgut Özal tarafından yine hapis istemiyle mahkemeye verilmişti. Buna benzer birkaç dava daha… Ama o hepsinden berat etmişti. İki alanda yüksek lisans yapmış olmasına rağmen uzun süre işsiz kalmıştı. 28 Şubat garabetinde üniversitedeki işine son verilmişti. İş bulmak için çaldığı bütün kapılar birer birer yüzüne kapanmıştı. Bu kapıların sahiplerinin çoğu muhafazakârdan müteşekkildi. Muhafazakâr basın yayın kuruluşları ilgisiz bir tutum takınmışlardı ona karşı. Hayatının en sisli, karanlık günleriydi. Yazdığı yazıların çoğunun telif parası bile ödenmiyordu. Kendi bulduğu, bağımsız dizgi/tashih işleriyle hayatını idame ettirme uğraşındaydı. Evet, bedel ödüyordu. Ne kadar da çok bedel, en ağırından… Aklının ve gönlünün darmadağın olduğu bir gün çok trajik, travmatik bir şekilde hayatı son buldu. Bir akşam vakti tren gelirken kendini raylara bırakışı… Yağmurlara kahırlar bıraktığı, gözünden en kanlı sırların süzüldüğü bir gün karıştı sırlara.

Yüzünde derin ve etki bırakıcı bir hüzün saklıydı

Müthiş bir duyarlılık ve vicdan sahibiydi… Hemşerisi İlhami Çiçek diyordu hani: “Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.” En kavisinden hüznü vardı Akalın’ın; en incesinden, en yufkasından kalbi… Ne de çok benziyordu iki Erzurumlu şair birbirine. İkisi de genç ölenlerden, ikisi de serapa yürek… İkisi de satranççı… Nazir Akalın hüznü ya da duygusallığı içi boş, artistik bir duyarlılıktan çok öte. O aynı zamanda çok iyi bir edebiyatçı, akademisyendi. Şiirlerinde divan şiiri, halk edebiyatı ve modern şiir kalıplarını aynı anda kullanabilecek yetkinlikteydi. Aruz, hece ve serbest nazım… Farsçası iyi derecedeydi. Arapça, İngilizce, Almanca bildiği yabancı dillerdendi.

okumayeri.net sitesinin kurucusu, şair ve yazar, gönül insanı rahmetli Vedat Aydın, dostu Nazir Akalın’ın vefatı sonrası yazdığı ve Erzurum Araştırmaları web sitesinde paylaştığı ‘Ak Alınlı Bir Şairin Ölümü’ adlı yazıda şunları söylüyordu: “Nazir'i İhtar Yayıncılık'tan çıkan Gerilla Türküleri adlı şiir kitabıyla tanıdım. Kalem ve Onur dergisini çıkardığımızda, derginin yayın kurulunda olmamasına rağmen dizgisinden mizanpajına kadar her şeyiyle candan ilgileniyordu. Onun dergicilik tecrübesi bizden eskiydi ve birikimi çok daha fazlaydı. Nazir gösterişsiz bir hayat yaşardı. Yüzünde derin ve etki bırakıcı bir hüzün saklıydı her zaman. Konuşmalarında nazik bir dil kullanır, gereksiz sözü uzatmazdı. Çok müeddep bir kişiliği vardı. Çalışmalarında çok titizdi ve azmi şaşılacak ölçüde büyüktü. Dünyanın neresinde olursa olsun Müslümanlara yapılan haksızlıkları yüreğinde hisseder, şiirlerinde bunları dile getirirdi. Onuruna çok düşkün birisiydi. Kalem ve Onur dergisini isminden dolayı çok sevdiğini söylerdi. Çok velud biriydi. Çalışmalarını geniş bir yelpazeye yayılan dergilerde yayınlardı. Ayane, Mavera, Kardelen, Karçiçeği, İkindi Yazıları, Mina, Kültür Edebiyat, İslami Edebiyat, Köprü, Varide, Vahdet, Üçüncü Yeni, Güneysu, Gündönümü, Şadırvan, Kül, Yeni Sıla, Harman, Avaz, Kırkambar, Tepe, Palandöken. Kalem ve Onur, Hece, Yedi İklim… gibi dergilerde yayınlardı.”

Seksen karanlıklarından iki binlerin fecrine yürüyen "soylu çocuklardan" biri

Nazir Akalın, Türk şiirinin aruz, hece ve serbest nazım alanlarında başarılı örneklerle edebiyat dünyamıza iz bırakan bir şairdir. Onun mütevazı kişiliği edebiyat mahfillerinde öne çıkmasına imkân vermiyordu. Ama onu yakından tanıyanlar, şiirle kurduğu amansız ilişkiyi ve bu alandaki yetkinliğini yakından bilirlerdi. Değerli edebiyatçı Turan Karataş onu, "güçlü ve tok sesli Nef'i'nin çağdaş bir halefine" benzetiyordu. Bir başka edebiyatçı Taceddin Şimşek ise onun dilini bir "çığlık dili"ne benzeterek şöyle diyordu: "Şiiri gönüllü bir nöbet haliyle yaşıyor Nazir Akalın. Ve bir çığlık dili arıyor yaşadıklarına. Sesi klasiğin iklimine akraba. Kelimelerle kıyasıya bir kavganın içinde. 'Yüreğinde kurşun eritir'ken, kahırlarını ve öfkelerini de çağın yüzüne çarpıyor. Aslında o, seksen karanlıklarından iki binlerin fecrine yürüyen 'soylu çocuklardan' biri..."

O “Soylu Çocuk”, uykusuz gecelerden devşirdiği, gözlerinin sönmeyen yangınında kanayan yaralarla yürüdü… Gökyüzünü bulamayan güvercinlere yoldaşlık etti, kavuşmanın sadece bir söylence olduğu coğrafyada… Bin bir gece hüzünleriyle söyleşti, gözyaşları bulaşırken Zühal yıldızına…

Rahmet olsun…



Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2015, 13:55
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatih
Fatih - 3 yıl Önce

Ezgi sanatçımız Hasan Enes de rahmetli Nazir Akalın'ın şiirlerini bir güzel bestelemiş. Yürür Dağlar adını verdiğini en sonuncu ezgi albümü çalışmasında 6-7 eserin sözleri bu güzel adama ait. Sözler de güzel, besteler de... Allahu Teala rahmet eylesin. Amin...

banner19

banner13

banner20