Ayşe Şasa deyip geçmiyoruz artık!

Yeşilçam sokağından geçmiş, kendini ve hayatı sorgulayan kadın; Ayşe Şasa. Kendi dilinden Hakikat yolculuğu hikâyesi

Ayşe Şasa deyip geçmiyoruz artık!

Arayışlar her zaman bulmalara gebedir 

‘‘Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi istedim’’ hadisi insanın bir hakikati olması gerektiğini, nedensiz yaratılmadığını ve dünyada da bir başına bırakılmayacağını hatırlatır bana. Gayesi, gayreti ulvi görevin çerçevesine girmemiş hayatların sancıları, girdapları, bunalımları inanç kavramını akıllarına sindirememiş insanlara seçenek sunuyor. Ya inancını hayatının her safhasına yayacaksın ya inançsızlık buhranında boğula boğula ölüm sonrasının olmadığına kendini inandıracaksın.

Ayşe Şasa da iman ferahlığına kavuşana kadar hayatında ağır bedeller öder. Ömrünün ilk yarısını korku filmi olarak değerlendiren Şasa, fikir anaforları yaşar, içten içe onun için sihirli kelime olan ‘‘hakikatin’’ arayışına girer. Bir Ruh Macerası kitabını okurken hayatıyla ilgili yöneltilen sorulara verdiği yanıtlar siyahın yoğunluğunun göze çarptığı bir film şeridini getiriyor gözlerinizin önüne.

Ecnebi mürebbiyelerin elinde küçük bir kız; Ayşe Şasa

Ayşe ŞasaAsrın icabına göre(!) yetişmesi için doğumundan on ikili yaşlarına kadar Yahudi- Hıristiyan mürebbiyeler elinde yetiştirilir. Savaştan kaçmış mürebbiyelerin bombalardan, insanların diri diri gömülüşünden korku verici olaylardan bahsetmeleri Ayşe Şasa’nın şuuraltında uzun süre hayatını etkileyecektir. Hitler, Naziler, Gestapolarla şekillenir çocukluğu. Lieber Gott’a (Almanca Tanrı kavramı)  dua etmeye başlar karanlık ve yalnız gecelerde. Allah ismiyle değil Gott ismiyle yakarır. Birtakım ayinlere paskalya şenliklerine götürülür. Ana dili, dadı dili olan Almanca olur ve Türkçeyi öğrenmekte hayli zorlanır küçük Ayşe Şasa…

1940’ların başıdır. İslâm kültürünün zengin sosyete kültürüne değişildiği bir aile içerisinde anne ve babasının batılılaşma sevdasının hissizliğinde çırpınmaktadır ruhu. Âlemdeki varlığının sebebini sorgulayan Şasa, ‘‘bende aidiyetimi sorgulamak vazgeçilmez bir yere sahipti. Kurcaladıkça hangi zümreye, çevreye ait olduğum; âlemde yerimin ne olduğu meselesi belirsizlik olarak çıkardı karşıma.’’ Bu hal Şasa’nın çocukluk ve gençlik yıllarında zihninde fırtınalar estirecektir.

Yıllar sonra gerçekleşen dua

Ayşe Şasa 16 yaşındadır. Dua kavramına yabancıdır o yaşlarda. İç karmaşası yaşadığı bir gün Şişli’deki La Paix Hastanesinin önünden geçerken ‘‘Hakikate vasıl olmama vesile olacaksa yolumun bu hastaneden geçmesine razıyım’’ der. Nitekim otuz yaşında yolu bu hastaneye düşer. Nihilist, sosyalist akımlara kapılarak ters yönlerde arayışa girer. Bu hal onu daha çok iç karışıklığına itmekten başka işe yaramaz… Kolej hayatı, ailenin ilgisizliği yalnızlığının sorularını bunalımlarını çıkmaza itmekte, süregelen psikolojik yıkımını pekiştirmektedir.

Lise yıllarından sonra sinema girer hayatına. Film senaryoları kaleme alır. Bu yıllarda Kemal Tahir’le tanıştırılır. Çalkantılar devam etmektedir hayatında. Kemal Tahir’in evinde Üstün İnanç kendisine bir Sezai Karakoç kitabı hediye eder. Okuduğu kitabı Kemal Tahir’e vererek Üstün İnanç’tan tarihe, topluma, insana ait bir şeyler naklederek ‘‘aramızda bir faşist dolaşıyor’’ der. Kemal Tahir kitabı inceledikten sonra Ayşe Şasa’nın yüzüne bakarak ‘‘o faşist dediğin her kimse doğruyu söylüyor’’ der.

İbnî Arabî’yle açılan huzurun kapısı

Bir kitap katalogunda karşılaştığı İbni Arabî’nin Füsusul Hikem kitabını İngiltere’den getirtir. Doktorların şizofren teşhisi koyduğu dönemlerdir. Takati el verdiğince Füsus’u okumaya başlar Ayşe Şasa ve büyük değişim başlamıştır artık. Hazreti Allah gençliğimde düştüğüm küfürden dolayı beni cehennemine batırdı batırdı çıkardı, Füsus’la birlikte cennete giden yolu göstermişti bana der.

İslam’ın ‘‘Vurun Kahpeye’’ filminden ibaret olmadığını öğrenir. O dönemde okuduğu ‘‘Waldo Sen Neden Burada Değilsin’’ kitabıyla alt üst oluşu devam ediyor. İsmet Özel’i bulup sorularına yanıtlar bulma arayışına girer. Ardından namazla ve örtünmeyle devam eder devrimi…

Birbirini Allah için sevenlerin arasında

İslam’dan uzak batılı gibi yetiştirilen bir Türk kızının engebeli hayatını okuyorsunuz Bir Ruh Macerası kitabında. Yeşilçam’dan, Yılmaz Güney, Aziz Nesin’in arasından çıkıp hakikat mahallesine yerleşmiş bir kadın. Çocukluğunda başlayan arayışın manevi ferahlıkla sonuçlanmasına kadar zorluklarla, kaosla geçmiş bir senaryo yazarının hayatı. Bir devrin fotoğrafı şekilleniyor zihninizde modernlik adına çözülmeye uğrayan hayatların yollarını kaybetmişlerin resmi… Şizofrenin müzminleştiği bir beynin İslam’la gelen iyileşme süreci.

İlginç ayrıntıların göze çarptığı bu kitap Timaş Yayınları arasında ilk baskısını 2009’da okurlara sunulmuş. İç mücadelelere sahne olmuş bu hayattan kendimizden çok şey bulacağız..

Zeynep Saylan bu kitaba dikkat çekti

Yayın Tarihi: 27 Mayıs 2011 Cuma 02:45 Güncelleme Tarihi: 25 Mart 2021, 10:41
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
...
... - 10 yıl Önce

modern hayatın temelsiz amaçları uğruna yaşamaya çalışan bir coğumuz müslüman olduğumuzu sanmakla ve yerimizi çok beğenmeye devam etmkle belki de ayşe şasa gibi bir değişim yaşamaya çok uzağız. arayışa giremeyen bulamaz..

banner26