Ateşteki Pervane: Mustafa Oğuz

Sürekli şunu söyler yanındakilere: 'Haydi davranın kardeşler! Zaman yatma zamanı değil; bu yol çok ama çok uzun...

Ateşteki Pervane: Mustafa Oğuz

ATEŞTEKİ PERVÂNE: MUSTAFA OĞUZ

 

 

 

Mustafa Oğuz'u tanıyanlar bilir.

Sürekli şunu söyler yanındakilere: "Haydi davranın kardeşler! Zaman yatma zamanı değil; bu yol çok ama çok uzun, bu yol tuzaklarla ve türlü engellerle dolu! Bu yolun sonunda yılanların cirit attığı bir kuyuya da düşsek; ya da buz dağlarıyla kaplı Antarktika'ya da varsak, asla vazgeçemeyiz 'insanı' aramaktan!"

 

Mustafa Oğuz'u tanıyanlar bilir; ne denli sevse de İstanbul'u, "ben İstanbul'suz yapamam, verin bana sevgilimi" dese de, bir bakmışsınız Asya'dadır aynı anda bunları söylerken, yine bir bakmışsınız ki, Afrika'dadır, Kırım'dadır, Arjantin'dedir…

Yollar biter, ömür biter ve fakat bitmez Mustafa Oğuz'un yolculuğu hiçbir zaman.

Türkçe konuşan, dünyalı bir yolcu"dur o, bu anlamda.

Yaşadığı sürece sevdiklerinden vazgeçememiş hiç; hayatını hep bunlarla kuşatmış ve sıcacık yüreğini insanlığa adamış gittiği ve yaşadığı yerlerde.

Osman Sarı'nın “Önden Giden Atlılar”ını hatırlıyorum şimdi.

 

Sınırları belli olan, sınırları çizilmiş olan bir dünyada "sınırsızlığı" aradı hep; sözlerini göğe, bulutlara asmayı çok istiyor bu yüzden, çocukların elindeki uçurtmalar gibi olsun istiyor; istiyor ki, şiir uçurtmaları, ışığın resmi, İstanbul ikindileri, dolunaylı sessiz gece düşleri, kan damlayan yürekler, göçe kalkmış kuş sürüleri, kalp ve hayat resimleri… Ve daha pek, pek çok şey, takılsın göğün bulutlarına. Takılsın da, her ülke ve şehrin üzerinden geçer iken birer birer düşsünler oradaki insan kardeşlerimizin yüreklerine, rüyalarına, gecelerine, kuşluklarına, ikindilerine…

Çok uzun yıllardır istiyor bunu Mustafa Oğuz. İnanıyor ve istiyor…

 

 

Mustafa Oğuz'u tanıyanlar bilir; Akdenizlidir. 1969'ludur.

Ama, Akdenizlilerdeki o bildik hırçınlık yoktur onda. İçinde, yüreğinde saklıyor belki de o hırçınlığı ve uçukluğu.  

Erdemli bir duruşu var. Bu duruş ona memleketi olan Erdemli'den tevârüs etmiş olmalı mutlaka.

 

Kuşları, çocukları, şiiri ve denizi çok fazla seviyor. Bir de İstanbul'u ekleyelim biz buna.

Bunlardan birini çekip almaya kalkarsanız, Mustafa Oğuz bir ömür boyu küser size, bir daha kesinlikle affetmez sizi ve acılar içinde yaşar ördüğü, yalnız kendisi için ördüğü kozada, yaşadığı o sevimli koyakta.

Orada, yani kozasında, kalbiyle konuşur hep. Kalbi dile gelip konuşursa, yeni bir şiir geliyor, serüven başlıyor demektir. Sonunu asla bilemese de, söylemeye başladığı bu türkü yakıp kavurur onu; yana yakıla tutunmaya çabalar kozasının ipeksi duvarlarına. Şaşkınlık içersindedir o an!

Aşk gibi yüce bir erdemin dili içinde yeniden, yeniden, yeniden küllerini okşar bir ankâ gibi…

 

1989'da Kırkikindi'yle başladığı edebiyat yolculuğuna düşe kalka devam etti/ ediyor. Ali Çolak, Musa Güner, Salih Güzel, Engin Akkuş gibi dostlarıyla çıkmıştı yola.

Üç sayı çıkarabildiler Kırikindi'yi. Dergi kapandığında öksüz gibi boynu bükük kalakaldılar orada öyle...

Yol uzundu ama! Daha sonra, Yitik Düşler'i yayınlayan ekibin içinde görüyoruz Mustafa Oğuz'u.

Şimdiyse, Kuşluk Vakti'ni omuzlayan ekibin içinde!

Yazı ve şiirleri Kitap Zamanı, Yedi İklim, Dergâh, Kırkikindi, İkindiyazıları, Kardelen, Ardıç, Bir Nokta, Gonca, Sühan, Yitik Düşler, Lamure gibi dergilerde yayınlandı.

 

Mustafa Oğuz: Ateşteki Pervâne…

Yıllardır içindeki ateş ile yaşıyor kendi tenhâsında.

Nedense, Nihat Dağlı ile aynı anda ve aynı hizada hatırlıyorum onu.

 

Çok sevdiği çocuklara şiirler söylüyor, masallar anlatıyor yazdığı ve yayınladığı kitaplarla.

Bunu yaparken ellerinden tutuyor çocukların, oyunlar oynuyor onlarla birlikte; şarkılar söylüyor, uçurtmalar uçuruyor, dağlara çıkıp yıldız topluyor, bir uçağın kanadına tutunup uzak ülkelere gidiyor/ gidiyorlar…

 

Mustafa Oğuz… Şiirden denemeye, masaldan romana, birçok esere imza atmış bir güzel dost.

Hırkası dünyanın bütün çocuklarına yetecek denli çok ve geniş…

 

 

Adem Turan, söz uçurtmalarını saldı göğe muhabbetle...

Güncelleme Tarihi: 28 Eylül 2010, 23:10
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
kadir metin
kadir metin - 12 yıl Önce

mustafa oğuz abimizi bu yazıyla yakından tanımış olduk... ellerine sağlık adem turan.

Yavuz Ulutürk
Yavuz Ulutürk - 12 yıl Önce

Bilen bilir İzmirde bir dergi çıkmaya çalışırdı evvelde Telve diye...

Mustafa abinin Telve'de de yazıları vardır...

musa çaylar
musa çaylar - 12 yıl Önce

Istırap çeken dünyada barış ve esenliği yeniden kurmak ve insanlığın yalnız maddi değil, manevi gelişmesini sağlamak isteyenler dayımın iman verici ve yön göstericiliğinden örnek ve kuvvet alsınlar

musa çaylar
musa çaylar - 12 yıl Önce

Istırap çeken dünyada barış ve esenliği yeniden kurmak ve insanlığın yalnız maddi değil, manevi gelişmesini sağlamak isteyenler dayımın iman verici ve yön göstericiliğinden örnek ve kuvvet alsınlar

recep şükrü güngör
recep şükrü güngör - 12 yıl Önce

mustafa oğuz gökçek yürekli bir şairdir. önce insan sonra şairdir. bütün şairler böyle olmalı değil mi?

banner19

banner26