banner17

Asya'dan bir Müslüman önder

Farabi, Ulubey, İbni Sina gibi alimleri yetiştiren bir ülkeyi helak olmaya sürükleyenler şüphesiz Allah'ın gazabına çarpılmayı hak etmişlerdir balam!

Asya'dan bir Müslüman önder

11522“Dünyanın son iki yüz yılı nasıl nitelenebilir?” sorusuna muhatap olduğumda  “hareket, hem dünyanın hem de insanların asla alışamayacağı bir hareket” cevabını veririm. Sakin olalım. Hem kendimizi sakinleştirelim hem de bizim dışımızdaki o hareketliliği sakince izleyelim. Eminim bu bilinç bu hareketliliğin anlamsızlığını gözler önüne serecektir.

Dostoyevski’nin çağrısı  

Bağlılığın sonsuzcaymışçasına olduğu ideolojilerin türemesi, hepsinin kendini dayatma çabası, ülkelerin bitmez tükenmez çekişmesi… On dokuzuncu ve yirminci yüzyıl dünyadaki değişimin doruklarına sahne olurken, kahramanlar ise değişimi savunanlardan, değiştirmek isteyenlerden ve değişime karşı çıkan, değiştirilmek istenenlerden oluşmaktaydı. Böylesine karışık bir zaman içerisinde sakinlikleri içerisinden insanlara yol gösteren birileri hep çıkmıştır.

11526Hem geçmişi idrak edebilen hem de bulunduğu anı yaşayan bu insanlar mantıklarından ve yüreklerin güç alarak güzel olan için ışık tutarlar. Üstelik bu ışık yalnızca değiştirilmeye çalışanların önünde değildir. Söz gelimi Rusya’dan Dostoyevski bu insanlardan birine örnektir. “Batı çıkmazı” isimli kitabında Dostoyevski, “İnsanın manevi ve ahlaki değerleri, hiç olmazsa temelde, iktisadi güce bağlı değildir…  Avrupa’nın hiçbir yerinde bulunamayacak manevi bir bağ ile birbirimize bağlı durumdayız” demekle, ülkesindeki batıcılara yanıldıklarını, Rus toplumunun kendine has bir yapısının ve değerlerinin olduğunu vurgulamaktadır. Hiç kuşkusuz bu sözler sağlıklı bir düşüncenin ürünüdür.

11524
(+)

Abdullah Kadiri’nin çağrısı

Sizlere Özbek edebiyatının kahramanı sayılan Abdullah Kadiri’den bahsetmek istiyorum. Bana göre kendisi, kendi yolunu çizmiş ve bu yolu çizmekle kalmayıp insanlara da ışık tutmuştur. Dostoyevski yukarıdaki sözleriyle Rus insanlarına bir hatırlatmada bulunurken Abdullah Kadiri de Asya’daki Müslümanların elinden tutmuştur.  Kadiri, Dostoyevski’nin yukarıdaki cümleleri söylemesinden on dört yıl sonra, Çarlık Rusya’nın tehdit ettiği Özbekistan’da dünyaya geldi. 

Çarlık Rusya’nın tehdidi altında geçen yılların ardından Ekim Devrimiyle birlikte Sovyet Rusya’nın kurulması, tüm Asya toplumlarında derin etkiler bırakan mühim olaylardır. Bu zaman diliminde büyüyen Abdullah Kadiri yaşadığı çevrede faaliyet gösteren dergi ve gazeteleri okumakla işe başlamış. Dahasın da ise bu gazete ve dergilerde yazıları yayınlanmaya başlanmış. Gittiği tiyatrolardan etkilenerek piyesler yazmaya başlamış. Tiyatroya gidip piyes yazması, gazete okuyup o gazetelere yazı göndermesi Abdullah Kadiri’nin yazının ne denli kuvveli bir araç olduğunu idrak ettiğini gösteriyor.

Yazdıklarının iskeletini kendisinden ve kendisi gibi olanlardan bağımsızca gerçeklen değişimler oluşturuyor. Bu yazıların ruhunu oluşturan ise İslam’ın değerleridir. Burada sözü kendisine bırakmak istiyorum:

“Birliğin, beraberliğin ne demek olduğunu bilmeyen, sadece kendi menfaatlerini, ele geçirecekleri koltukları ve dünyalığı düşünen birkaç soysuz Türkistan’da devamlı cirit atıyorsa bizim insanlığımız nerede kaldı? Biz bu şekilde devam eder, birbirimizin eteğini kaldırmakla meşgul olursak Ruslar sömürgeci ayaklarını Türkistan’a basarlar ve biz de gelecek nesillerimizi onların boyunduruğuna terk etmiş oluruz. Kendi evlatlarını kendi elleriyle kâfirin eline teslim eden, onları esarete sürükleyen biz atalarına elbette Allah lanet eder oğlum! Babalarının mukaddes ruhlarının yattığı Türkistan’ı domuz ahırına çevirmek isteyen biz köpekler elbette Yaradan’ın kahrını hak etmiş oluruz! Timur Koragani gibi dahileri, Mirza Babür gibi fatihleri, Farabi, Ulubey, İbni Sina gibi alimleri yetiştiren bir ülkeyi helak olmaya sürükleyenler şüphesi Allah’ın gazabına çarpılmayı hak etmişlerdir balam!

11525Eserlerinden biri; Ötken Künler

Abdullah Kadiri, yeni bir devre ayak bastıklarını dile getirirken, bu yenilik içerisinde roman, hikaye ve şiir ile yenilenmemiz gerektiğini dile getiriyor. İnsanlarımızın bu yenilenme ile bu zamanın “Tahir ve Zühre”leri, “Leyla ile Mecnun”ları ile tanışması gerektiğini savunmuştur. Bu düşüncesine denk düşecek şekilde kaleme aldığı Ötken Künler (Geçmiş Günler) hem bir aşk hikâyesini anlatır hem de on dokuzuncu yüzyıldaki Çarlık Rusya tehdidini işler.  1926 yılında basılan kitap dönem insanlarının susuzluğuna bir çeşme olmuştur sanki. Birkaç yıl sonra kitapta ele alınan konuların Sovyet Rusya’nın çıkarları doğrultusunda olmamasından ötürü kitap toplatılır. Toplatılan kitap Ötken Künler’i saklayanların o meşhur Sibirya sürgününe gönderildiği bile söyleniliyor.  

Abdullah Kadiri tutuklanır. Serbest bırakılır. Kendisine Sovyet Rusya lehine yazılar yazdırılır. 1937 yılında tekrardan tutuklanır ve bu tarihten iki sene sonra öldürülür. Allah rahmet eylesin.

Abdullah Kadiri eserleriyle Orta Asya Müslümanlarına bir önder olarak yaşadı ve ben hala kendisini bir önder olarak kabul ediyorum.

 

Taner Sabancı

sbnctaner[at]hotmail.com

Güncelleme Tarihi: 09 Şubat 2010, 11:04
YORUM EKLE
YORUMLAR
İlkay Türkyay
İlkay Türkyay - 8 yıl Önce

dostoyevski ve sağık bir araya gelmeyecek iki kelime.Doto tam bir Budala olduğu için büyük adam halbuse

banner8

banner19

banner20