Asırlık bir Kazak âlimi: Mashhur Zhusup

"Kusayınovlar Yayınevi’nde yayınlanan şiirleri ve makalelerinin genel amacı; Kazak milletini dine çağırmak, ilme teşvik etmek ve Rusya’nın dini sömürgesine karşı insanları uyandırmaktı. Gençleri ilim tahsili ve teknolojiyi doğru kullanmaya teşvik ederek ülkedeki eğitim sistemine yenilik getirmek konusunda ciddi çalışmalar ortaya koymuştur." Nagashybay YEGİZEK yazdı.

Asırlık bir Kazak âlimi: Mashhur Zhusup

XIX. asrın sonları ile XX. asrın başlarında yaşayan âlim Kazakistan'ın Pavlodar şehrinde doğmuştur. Küçüklüğünden ilme ilgi duyan Mashhur Zhusup, 3 yaşından itibaren destan, hikâye ve kıssaları ezbere okumuştur. 3 yaşındayken babası Bayanavul şehrinde bulunan medreseye ilim tahsili alması için vermiştir. Orta Asya’daki İslâm dininin merkezi olan Semerkant, Taşkent ve Buhara gibi şehirlere 3-4 defa seyahat etmiştir. Arapça, Farsça ve Çağatay dillerini bilen Zhusup, bu dillerde yazılan İslâm dini eserlerini Kazakçaya çevirmiştir. Arkasında yüzlerce kitap, sayısızca şecere ve tercüme ettiği eserleri bir sonraki nesillere miras bırakmıştır. 1931 senesinde 27 Kasım'da vefat etmiştir.

1830 senesinde yaklaşık dört asır, şu anki tüm Kazakistan topraklarını kapsayan, Kazak Hanlığı yaşamı durdurulmuştur. Kazaklar, Kazakistan’ın batı, güney doğu ve kuzey topraklarında üç boya bölünmüştür. Bu olaydan sonra, 19. asrın son dilimlerinde Sovyet ülkesinin Kazakistan üzerinde baskıları güçlenmiştir. Hem dinden hem gelenekten yoksun bırakılmak istenilen Kazaklar’ın Sovyet baskısından kurtulmasında yazar ve araştırmacıların etkisi en önde gelir. Bu cedidçilerin başını da Mashhur Zhusup çekmektedir.  Kendisi, XX. yüzyılın başında Kazakistan topraklarında cedidçilik hareketini hem dini hem edebiyat alanında ortaya koyduğu eserleriyle destekleyerek sömürgeci Sovyetler birliğine karşı net tavrını göstermiştir. Kusayınovlar Yayınevi’nde yayınlanan şiirleri ve makalelerinin genel amacı; Kazak milletini dine çağırmak, ilme teşvik etmek ve Rusya’nın dini sömürgesine karşı insanları uyandırmaktı. Gençleri ilim tahsili ve teknolojiyi doğru kullanmaya teşvik ederek ülkedeki eğitim sistemine yenilik getirmek konusunda ciddi çalışmalar ortaya koymuştur.

Mashhur’un cedidçilik görüşünün en önemli noktası, ilim ile teknolojinin insan ve toplumla bağdaşmasını, geleceğin umudu olarak görmesidir. Mektep ile medresenin derslerinde yenilikler yapılması konusunda öneriler vermiştir. Medreselerde fen dersleri, astronomi, matematik gibi derslerin okutulmasını istemiştir. ‘‘Medresede geleceğin âlimlerini yetiştirmek istiyorsak din derslerinin yanına mektep dersleri de okutmalıyız’’ demiştir. Cedidçilik, XIX. yüzyılın sekseninci yıllarında başlayan bir harekettir. Rusya’nın cedidçilik hareketinin lideri İ.Gasprinski’nin makaleleri ‘‘Tercüman’’ Gazetesi’nde yayınlanmıştır. Gasprinski’nin görüşlerinin Mashhur ve diğer Kazak cedidçi âlimlerini etkilediği muhakkaktır.

Mashhur’un değindiği diğer bir konu, okullarda erkek öğrenciler gibi kız çocuklarının da okutulması ve kadınların toplumda aktif görev almalarıdır. Okumuş annenin yetiştirdiği çocuğun geleceğimize sahip çıkacağına inanıyordu. Rusya’nın Kazak topraklarında açtığı okullar ve düzenlediği reformları eleştiren yazar, okullarda okutulan derslerin Kazak milletinin örf adetlerine ve İslâm dininin unsurlarına aykırı olduğunu söylemiştir. Sovyetler’in Kazak çocuklarını vaftiz etme ve asimile etme konusuna çok sert tepki göstermiştir. Dininden ve dilinden mahrum kalacak milletimize seslenirken bunun sömürgenin başlangıcı olduğunu söyleyip, uyarmıştır. Kazaklar’ın arasında okumuş görmüş adamları takdir ederek onlara kanat germiş, geleceğimizin bunların elinde olduğunu söylemiştir. Bu sömürgeden kurtulup ülkemizin egemenliğini kazanabilmenin ilk adımı olarak ilim tahsil etmenin zaruriyetini, her şiir ve makalesinde vurgulamıştır.

İlim peygamber mirasıdır, mal ise geçici bir beşeri varlık…

Mashhur; 1890 yılında ‘‘Dala Ualayatı’’ Gazetesi’nin altıncı ve yedinci baskılarında yayınladığı ‘‘Bayanavuıldan’’ makalesinde, İslâm dini ile modern ilim arasında çelişki olmadığını yazar. Hatta İslâm dininde kadınların okuması ile ilgili doğru bilinen yanlışları tek tek ortaya koymuştur. Kazaklar’ın ister Rusça ister Kazakça hangi dilde olursa olsun ilim almalarını tavsiye eder. Bununla ilgili yazdığı makalesinden şöyle bir örnek verebiliriz: ‘‘Mal biriktirip zengin olmayı maksat edinme. İlim öğrenmeyi arzu et. Çünkü ilim- peygamber mirasıdır. Dünyanın arkasından koşturmak, beşer mirasıdır. Malı çok olanın düşmanı çok olur, ilimi çok olanın dostu çok olur. Mal, harcandıkça tükenir, bilgi ise paylaştıkça artar. Zenginliği sürekli artanın, burnu havaya kalkar kibir dolu olur, oysa ilmi çoğalanın boynu bükülür, mütevazi olur.’’

XIX.yüzyılın sonlarında, başlarını Muhammed İkbal’in çektiği cedidçilik hareketinin dalgaları Kazak düşünürlerini de etkiledi. Mashhur, ‘‘Bayanavuldan’’ makalesinde başka görüşlerini şöyle sıralamaktadır: ‘‘Hem erkek hem kadın için ilmin öğrenilmesi farzdır. Erkek, ilme bir defa talip olursa kadın on defa talip olmalı. Erkek, kendisi bilmezse bile gider ilim meclislerine veya arkadaş ortamına bir şeyler duyar, öğrenir. Kadın ise gariban evden dışarı çıkmaz, ilmi nereden kimden öğrenir? Bu yüzden kadın okumalı. Bizim Kazaklar şöyle düşünür: ‘Kadın okuyup molla mı olacak, nasıl çocuk okutsun? Kadının okumasına ne gerek var?’ Hayır, bu asla böyle değildir. Aslına bakılırsa erkeğe göre kadının okuması daha faydalı. Neden diye sorarsanız İlk olarak okumak hem erkek hem kadına farz kılınmıştır; okuyan kadın evlendiği zaman kocasına nasıl hizmet edeceğini, nasıl saygı duyacağını bilir. Öte yandan ilim alarak haklarının ve hukukunun farkında olur. Yarın bir gün çocuğu olduğu zaman onu nasıl büyüteceğini, nasıl terbiye edeceğinin çok iyi bilir.’’

Mashhur’un değindiği diğer bir ilginç konu da beşik kertmesi ve görücü usulü evliliklerdir. Kazak cedidcilerinin arasında bu konuya parmak basıp gündeme getiren ilk olarak Mashhur’dur.  Söz konusu makalede şu ifadeler geçmektedir: ‘‘Çocukları bebekken beşik kertmesi yapmak çok abes bir durumdur. İnsan anlaştığı geçinebildiği biriyle yuva kurmalı. Bu sistemlerde dünürler iyi olsun kötü olsun, gençler anlaşsalar da anlaşmasalar da buna bakılmaksızın evlendirilir. Bu, bizim Kazaklar’ın başlık parası veya fazla para vermemek için yaptıkları bir şeydir. Evlenince kocası karısını, karısı kocasını beğenmez, birbirini boşamak için uğraşır durur. Ortada ne huzur ne evlat kalır. Öte yandan dinimizde, kız çocuğu büyüyüp evlenme çağına geldiğinde kızın onayı alınarak evlendirilmesi lazımdır. Erkek olsun, kız olsun ikisinin de onayı alınarak yapılan evlilikte çok kavga olmaz ve saygı-sevgi ortamı hasıl olur. Bu evlilikten doğan çocuk da sevgi ile doğru bir şekilde büyür.”

Kendisinin Avrupa ve Rusya felsefe ve ilim gündemini yakından takip ettiğini aşağıdaki Avrupa medeniyeti hakkında belirttiği görüşlerinden anlayabiliriz. Avrupa medeniyetinin aslının, İslâm medeniyetinden kaynaklandığını şöyle dile getirir: ‘‘Avrupa’nın son iki asırdır böyle bir medeniyet kurmalarının nedeni; eski İslâm alimlerinin bilgisini kendi zamanlarına göre yorumlayıp yeni bir şeyler üretmeleridir. Biz ise eskiden yazılan ilimlere bakakaldık, kendimiz düşünmekten aciz kalıp sadece tüketici konumuna düştük. Avrupa’da ilim alan bizim Müslüman okumuşlar, onların yazdıklarını tercüme ederek bize hükmetmeye çalıştılar. Kendilerini hacı hoca sayan mollalar, Rus yazarlarının ileri gelenleri; Lermantov, Tolstoy, Saltıkov gibi yazarlara öncülük edip İslâm’ı anlatmıştır. ‘Yarım imam, imandan eder’ düsturuna uygun olarak bu takım, Orta Asya’da Müslümanlığın adına çamur atmışlardır. Bu konuya Rus yazarlar kendi kitaplarında değinmişlerdir. Onların yazdıklarını bize tercüme ederek öğretmeye çalışan bir sürü mevki sevdalısı ortaya çıktı. Güya yeni bir icat ortaya koymuş gibi Kur’an ve Hadis’ten aldıkları bilgileri bize satmaya çalıştılar. Biz, bunların ana kaynağından delil göstererek kendilerine cevap verdik ve başardık ama bir yere kadar’’11. Bunun yanında milletinin milli şuurunu ve kitabını kaybederek dinlerine sahip çıkamamalarına sitem eder. Görüldüğü üzere yazar, 19. yüzyılın sonunda çoğu Müslüman ülkelerin önde gelen cedidcileri gibi İslâmlaşma, kadın hakları, yenilikçilik, mektep ve medrese gibi sorunları ele almıştır. Bu konuları Kuran’dan ve Hadisler’den delil getirerek sade bir dilde anlatmıştır.

Masshur’un Sovyetler’e karşı açıkça belirttiği görüşlerinden dolayı makale ve şiirlerinin basıldığı Kusaiynovtar Yayınevi’ne on iki bin som para cezası kesilir. Mashhur, Rusya etkililerinin kara listesine eklenir ve hapis cezasına çarptırılır. Bu yüzden 1910-1912 yıllarında gizlenerek hayatını sürdürür.

Nagashybay YEGİZEK

banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Büşra Çelik
Büşra Çelik - 4 hafta Önce

Çok faydalı bir yazı olmuş teşekkürler

banner19

banner13

banner26