Arabesk müzikte bir fenomen: Müslüm Gürses

"Acı, özlem ve tarifsiz dertler gibi duyguları yoğun olarak yansıtan arabesk müzik, 1960’lardan itibaren özellikle gençler arasında revaç bulmuştur. Bu müziğin öne çıkan isimlerinden biri ise tartışmasız Müslüm Gürses’tir." Yiğit Sarıgül yazdı.

Arabesk müzikte bir fenomen: Müslüm Gürses

Şehir kültürünün ürünü olan arabesk müzik, sanayileşmeyle birlikte yayılmış, önceleri dolmuşlarda ve şehirlerarası otobüslerde, ardından da gecekondularda yoğun olarak dinlenir olmuş, böylece Türkiye’nin popüler müzik tarihinde kendine yer edinmiştir. Acı, özlem ve tarifsiz dertler gibi duyguları yoğun olarak yansıtan arabesk müzik, 1960’lardan itibaren özellikle gençler arasında revaç bulmuştur. Bu müziğin öne çıkan isimlerinden biri ise tartışmasız Müslüm Gürses’tir.

Nüfustaki adıyla Müslüm Akbaş, takvimler 5 Temmuz 1953’ü gösterdiğinde, Urfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Fıstıközü köyünde dünyaya geldi. Büyüdüğü yıllarda ailenin geçim sıkıntısı gitgide vahim bir hâl alıyordu. Köyde yaşamanın iyice zorlaşması sebebiyle ve annesi Emine Hanımın teşvikiyle şehre, Müslüm üç yaşındayken de Adana’ya göç ettiler. Babası Mehmet Bey hamallık yapıyor, annesi de çamaşır yıkayarak evin bütçesine katkı sağlamaya çalışıyordu. Müslüm’ün vazifesi ise kardeşi Ahmet’e göz kulak olmaktı. Bu şartlar, Müslüm’ü daha o yıllarda bir yetişkin gibi davranmaya zorluyordu. Hiç çocuk olamamış, okul öncesinde oyun nedir bilmemişti. Okul yıllarında ise derslerden sonra eve koşup annesine yardım ediyor, terzi ve kunduracı yanında dirsek çürütüyordu.

Müslüm’ün müziğe ilgisi erken yaşlarda başladı. Fırsat buldukça civardaki kahvehanelere gelen müzisyenlere eşlik ediyordu. Uzun havalara çok yatkın olan sesi, tabiri caizse cüssesinden büyüktü. En çok ziyaret ettiği mekan, Bebili Mehmet’in (Mehmet Genç) saz eviydi. Şaban Gen, Burhan Paker, Devran Baba (Mustafa Yılmaztürk) gibi isimlerin de onun müzik kariyerinde önemli yeri oldu, zaman zaman birlikte konserlerde türkü söyledi.

1968 yılına doğru Adana Çay Bahçesi’nde bir ses yarışması ilan edildi. Ödül bir plak çıkarılması ve çay bahçesinde çalışma imkanı idi. Fakat Müslüm, babasından müsaade alamıyordu. Hatta babası, yarışmadan önceki gece Müslüm’ün saçlarını kesti. Buna rağmen vazgeçmedi, ertesi sabah bit pazarından bir takım elbise aldı ve yarışmaya katıldı. Seslendirdiği “Aman Aman Yara Beni Öldürür Bu Yara Beni” adlı türküyle birinci oldu. Bu yarışma, Müslüm’ün müzik kariyerinin başlangıcıdır. Yarışmadan sonra “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” 45’liği Ömür Plak tarafından 1968’de Adana’da basıldı. Bu plakla sanatçı olarak kullanacağı isim de tescillendi. O, artık Müslüm Gürses’ti. Bir sene sonra Burhan Paker ile İstanbul’a gelen Müslüm, Selahattin Sarıkaya’nın sahibi olduğu Sarıkaya Plak ile “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu. Yine aynı sene “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’lik plağı Palandöken’den çıktı. Bu plak 300 bin ile rekor kırdı.

Arabesk hakkındaki önyargılar muğlaklaşmış, TRT arabesk yasağını kaldırmıştı. Hâl böyle olunca diğer müzik türleri ve arabesk aynı potada erimiş, müzik anlayışları birbirine karışmıştı. Özellikle 1990’ların sonlarına doğru fantezi pop, yükselen ve tercih edilen müzik hâline gelmişti. Bu süreç içerisinde Müslüm Gürses, başlarda arabesk müziğe devam ederek kendi tarzında direndiyse de müziğini popun etkilerinden kurtaramadı. 1990’ların sonlarından vefatına kadar geçen süreyi Müslüm Gürses’in müzikal stilinde ikinci dönem olarak değerlendirmek mümkündür.

2000’lerde yükselişe geçen tüketim kültürü hayatın her alanında hâkim olurken müzik piyasasında da bu kültürün etkileri görülmeye başlamıştı. Bu dönemde Sezen Aksu’nun çıkardığı “Firuze” albümünde pop ve arabesk bir arada yer almış, Duman grubu “Halimiz Yaman” albümünde arabesk müzikten yararlanmıştı. Bunları Nev, Emre Aydın, Altıncı Cadde, Hayko Cepkin, Göksel gibi isim ve gruplar izledi.

Müslüm Gürses popüler rock ve pop parçalarına cover yaparak sürece ayak uydurdu. 2006 yılında çıkardığı “Aşk Tesadüfleri Sever” albümüyle müziğinde büyük bir dönüşüm yaşadı. Bu albümde Garbage, Bob Dylan, Björk, Leonard Cohen gibi isimlerin müziklerini Murathan Mungan’ın yazdığı sözlerle yeniden yorumladı. Müziğe başladığı dönemlerden itibaren Gülhane Parkı konserleriyle bilinen Gürses, Hayal Kahvesi, Al Jamal gibi Müslümcülerin uğramayacağı mekanlarda konserler vermeye başladı. Teoman’ın “Paramparça” adlı eserini seslendirdi, Öykü Gürman ve Sezen Aksu ile düet yaptı. Yüzünü yeni ve farklı bir kitleye dönen Gürses, “Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranmak gibi bir derdinin olmadığını, artık konserlerinde sahneye jilet yerine çiçek atıldığını” söylemişti.

Yiğit Sarıgül

Yayın Tarihi: 28 Temmuz 2021 Çarşamba 16:00
banner25
YORUM EKLE

banner26