Anlam, Mesut Bostan'ın elinden kurtulamaz

Mesut Bostan bir şekilde her şeyi anlamından yakalar. Bırakmaz. Oradan başka anlam dünyalarına doğru yolculuk yapar. Mesut’un düşüncelerindeki derinlik de biraz buradan kaynaklanır. Ömer Yalçınova yazdı..

Anlam, Mesut Bostan'ın elinden kurtulamaz

Mesut Bostan’ı nasıl anlatmalı? Onunla hiçbir sohbetimiz bitmemiştir. Her zaman konuşacak bir şeyler vardır. Üstelik bunlar boş konuşmalar da değil. Eğer Türkiye’de entelektüellik diye bir şey varsa, bunu Mesut Bostan’la geçirdiğim dakikalarda hissetmişimdir. O, az yazar fakat çok iyi düşünür. Sağlam ve derinliğine düşünür. Neredeyse her meselenin köküne kadar iner. Daha sonra da meseleler arasında doğru bağlantılar kurmaya çalışır. Doğru bağlantılar bizim için farklı, orijinal gelir. Önce şaşırırız. Sonra, onun kadar derin düşünmeye başladığımızda, bu şaşkınlık geçer. Çünkü doğruyu yakalamış ya da yakalamaya dönük bir adım atmış oluruz. Mesut Bostan bu yüzden günümüzün en iyi düşünürlerinden biridir. Bunları onun daha çok yazması ümidiyle belirtiyorum.

Yazmak, Mesut Bostan için hummalı bir çalışmayı gerektirir. Çok okur, çok düşünür ve ağır ağır yazar. Bazen bir paragrafı yazmak, Mesut Bostan’ın günlerini alabilir. Bazen yazıyı kafasında bitirmiştir ve birkaç saat içinde makalesini yazar bitirir. İki durumda da okuyucu iyi bir metinle karşı karşıya kalır. Bir de şu var: Mesut Bostan herkesin cesaret edemeyeceği isim ve konulara rahatlıkla el uzatır. Örneğin Fayrap dergisi, 2009’da meşrutiyet dosyası yapıyordu. Ve şahsen Mehmet Akif, Mehmet Emin Yurdakul, Yahya Kemal gibi isimleri almaktan çekinmiştim. Oysa Mesut Bostan “Akif’i ben yazayım” diyerek işe başladı ve üç makale kaleme aldı. Bu makaleler Mehmet Akif, Mehmet Emin Yurdakul ve Yahya Kemal’in günümüzde nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair birer teklifti. Ayrıca Fayrap’ın meşrutiyet dosyasını toparlayıcı bir etkide bulundu.

Üç isim için de Mesut Bostan’ın günlerce okuma yaptığını biliyorum. Fakat şunu da biliyorum: Mesut Bostan hiçbir zaman okuduğu kitaplara bağlı kalmadı. O, kitaplardan alacağını aldı, gerisinde yalnızca kendi fikirlerini okuyucuya sundu. Diğer ifadeyle Mesut Bostan’ın kitaplardan yalnızca bilgi ya da merkezi birkaç fikir ve bağlantı alıp bıraktığını, bunları da kendi özgün düşüncelerini açıklamak ve örneklendirmek için kullandığını söyleyebilirim. Bu yüzden yazmak, Mesut Bostan için biraz da kendini ortaya koymaktır.

O, her zaman olayın merkezindedir

Mesut’un kafasında her zaman yazılacak birçok makale ve kitap vardır. Yazılması için zamanının gelmesi gerekir. Mesut, düşüncelerini öyle her yerde uluorta konuşmaz. Zaten herkesle konuştuğu da söylenemez. Mesut, iyi bir insan sarrafıdır. Karşısındakini ölçer biçer, ona göre bir hareket alanı oluşturur. Çoğu zaman bu ölçüp biçmeler doğru çıkar. Karşısındaki kimdir, neler okumuştur, nelere dikkat eder, Mesut bunları bilmeli. Ondan sonra neler yapılabileceğine göz atar. Ve hemen yapmak için faaliyete geçer.

Mesut, normalde sanki hep arka sıralarda oturan, arada sırada konuşan, etliye sütlüye karışmayan, elini taşın altına koymayan biri olarak algılanır. Fakat aslında o, her zaman olayın merkezindedir. Çünkü onda çok ilginç, keskin bir çözümleyici zeka vardır. Bir sohbet esnasında Mesut’u izleyebilirsiniz, tabii çaktırmadan. O herkesi bir şekilde dinler. Ve kimin neyi hangi niyetle söylediğini, orada bulunan birçok insandan önce fark eder. Ve hemen müdahale eder. Müdahale ederken Mesut’un birinden çekindiğini görmedim. Düşüncelerini olduğu gibi, eğip bükmeden söyler. Sonuçlarını tabii ki büyük bir yüreklilikle karşılar. Mesut, zekası ve cesaretiyle, bulunduğu ortamlarda dikkat çeken, etkileyici birisidir. Bu yüzden olsa gerek, Mesut Bostan denildiği zaman, onunla ilgili kafamda onlarca olayın, sohbetin, güzel hatıranın canlandığını fark ettim.

Anlam, Mesut’un elinden kurtulamaz

Mesut’un kütüphanesini en çok karıştıran kişilerden biriyim. Onun merakı çeşitli alanlara dağılmıştır. Ona sorarsanız herhangi bir dağınıklık yoktur. Çünkü Türk sinemasıyla Türk düşüncesi veya siyaseti arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Ya da okumakta olduğumuz bir felsefe kitabından bugüne dair net çıkarımlarda bulunabiliriz. Üstelik bu kitap on sekizinci yüzyılda yazılmıştır. Tasavvuf kitaplarından, Batı’nın iktisat tarihine dair çıkmalar yapabiliriz. Roman, hikaye, şiir, sosyoloji, felsefe, dini ilimler, tasavvuf, müzik, sinema… Mesut’un kütüphanesinde koro halindedir. Bir müzik bestesinin ayrı notaları gibidir. Ortaya mükemmel bir opera çıkaracak gibi, Mesut’un düşüncelerinde yerini almıştır. Yazıları da öyledir. Mesut’un herhangi bir popüler olaydan çıkardığı felsefi düşüncelere çoğu zaman hayret etmişimdir. Çünkü onda her şey anlamıyla vardır. Anlam, Mesut’un elinden kurtulamaz. Mesut bir şekilde her şeyi anlamından yakalar. Bırakmaz. Oradan başka anlam dünyalarına doğru yolculuk yapar. Mesut’un düşüncelerindeki derinlik de biraz buradan kaynaklanır. Çeşitli alanlardan, ortak noktaya ulaşmasından. Her şeyin hikmet burcuna doğru yolculuk yapmasından. Mesut bu yöntemiyle uğraştığı her şeyi entelektüel bir boyuta taşır. İndirgemede bulunmaz, bazen gereğinden fazla yükseltir.

Bunlarla birlikte Mesut’ta etkileyici bulduğum asıl yön, onun düşene el uzatmasıdır. Evsiz kaldığımda Mesut, evini açmıştı. Dostsuz kaldığımda, dostluğunu. İşsiz kaldığımda, cebini. Yalnız kaldığımda, sessizliğini paylaşmıştı. Çünkü Mesut başkalarının yargılarıyla insanları değerlendirmez. Onda bilimsel denilebilecek bir dikkat ve tanıma merakı vardır. Gözüyle gördüğüne, eliyle tuttuğuna inanır. Herkesin bir cümleyle silip attığı kişiye dair iyi düşünceler besleyebilir. Çünkü o kişide elle tutulur olumlu bir yön yakalamıştır. Bir de Mesut, dostluğu bitirmeyen bir şahsiyettir. Onunla arkadaş olmak zordur. Fakat bir kez arkadaş olunmuşsa, artık Mesut’tan kurtuluş yoktur. İsterseniz ona karşı bin tane hata işleyin, o hiçbir zaman defterinden isminizi silmeyecektir. O, sizi sevmekten vazgeçmeyecektir. Fakat bu sevgiye nefret karıştırmaktan da çekinmeyecektir. Bu yüzden Mesut’un dostlukları aşka benzer. Sevgiyle nefretin, iyilikle kötülüğün, dostlukla düşmanlığın iç içe geçtiği bir birliktelik. Belki de o yüzden roman, hikaye ve filmlerin psikolojik yönünü müthiş tahlil eder. Bir sözün altında yatan binlerce anlamı deşer ve ortaya çıkarır. Ve bundan kendine ait bir dünya oluşturmayı bilir.

Mesut, kitaplarını büyük bir heyecanla beklediğim üç isimden biri. Diğer ikisi: Fazıl Baş ve Ali Akyurt. Bu arkadaşlarda ortaya büyük eser çıkaracak bir sancıyla karşılaşılır. Adresleri belli: Fayrap.

 

Ömer Yalçınova yazdı

Yayın Tarihi: 26 Eylül 2014 Cuma 12:20 Güncelleme Tarihi: 27 Eylül 2014, 12:12
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Serdar Arslan
Serdar Arslan - 8 yıl Önce

Bu kadar erken yaşta bu kadar önemli bir adam olmak ya da böyle ilan edilmek risk değil midir? Hele ortada henüz eser yok iken...

banner19

banner26