banner17

Ankara'da O'nu tanımayan yok!

Soğuk şehir Ankara'nın sıcak yüzü Ebubekir Kurban benim için samimiyet timsalidir.

Ankara'da O'nu tanımayan yok!

Vadi olmasaydı neler olurdu?

Ebubekir Kurban2000’li yılların başlarında Ankara’ya sık sık gidip gelmeye başladım. Kitabın kokusunu bir defa alan bir insan ne olursa olsun kitaplardan uzaklaşamıyor. Bunun sonucu olarak da yayınevleri, kitapçılar, sahaflar uğrak yeriniz oluyor. Ankara’ya ilk gittiğimde Ankara’da yaşayan arkadaşıma “beni Vadi Yayınları’na götür” dedim. Ankara’da ilk öğrendiğim yer de Vadi yayınları oldu. 2005 yılında Ankara’ya yerleştiğimde daha sık gider oldum. Hemen hemen her haftasonu önce Vadi yayınlarına uğruyor ardından Gökkuşağı çıkmazında bir çay içiyor, oradan da Birleşik yayınlarına geçiyordum. Vadi yayınlarına uğramaya başladıkça Hakan Albayrak’ı, Murat Zelan’ı, Suavi Kemal Yazgıç’ı, Ebubekir Kurban’ı, Osman Özbahçe’yi görmeye/tanımaya başladım. Özellikle Vadi yayınlarının önündeki bir masanın etrafında 10-15 kişinin yaptığı muhabbetler ile Cumartesi akşamları yukarı katta kendiliğinden gelişen sohbetlerin tadı bir başka oluyordu.

Ebubekir Kurban’ı nasıl tanıdım?

Vadi yayınlarına git-gel sonucu tanıdım Ebubekir Kurban’ı. Ama onunla ilk diyalogumuz 1 Nisan 2006 tarihinde Hakan Albayrak’ın üç kitap birden çıkararak Vadi yayınlarında yaptığı konuşma ve imza gününde oldu. Sayha’nın kaptanı aziz dostum Kani Çınar, Hakan Albayrak’ın (Kani Çınar ve Hakan Albayrak 1980’lerin sonunda ev arkadaşlığı yapmış) imza gününe gelmişti. Kani Çınar ve Ebubekir Kurban hemşehri oluyor aynı zamanda. İşte o programdan önce Kani Çınar tanıştırmıştı bizi. O tanışmadan sonra da hemen hemen her haftasonu bir şekilde görüşmeye başladık.  

Ebubekir Kurban

Gayriresmi bir Ebuk portresi

Ebubekir KurbanEbubekir Kurban denildiğinde aklımıza iki metre boyu, enteresan gözlükleri geliyor ilkin. Tarzıyla onu Ankara’da tanımayan yoktur herhalde. Bekir Fuat müstearıyla Gerçek Hayat’a söyleşileriyle renk katıyor; hayatın içinden insanlara hayatın içinden sorular soruyor. Sokakta her gördüğü kişiyle söyleşi yapmak isteyecek kadar samimi. Ankara’ya güzellemeler yazıyor. Mabetsiz şehrin bürokratlarından bahsediyor. Sağlam dostlarını anlatıyor. Gençleri devşiriyor, muhabbet ediyor.

1980’li yıllara damgasını vuran Türbe Sokak No: 9’un ev sahibi, hizmetkarı bir abi. 1980’li yılların ortalarında İstanbul’da her gördüğü kişiyle saatini değiştirmek gibi bir alışkanlığa sahip üstad. Yine bir gün bir dolmuşta saatini bir başka yolcunun saatiyle değiştirmek istediğinde, yolcunun “hoop daha geçen hafta değiştirmiştik” dediği rivayet ediliyor.

1990’lı yıllardan sonra arkadaşları ona Ebuk diye seslenmeye başlıyorlar. Zaten asıl film 1990’lardan sonra başlıyor.

Ebubekir KurbanGerçek mi yoksa rüya mı?

Onu ilk defa görenler, iki kelam edenler gözlerine inanamıyorlar önce. Hayatının gerçek mi kurgu mu yalan mı rüya mı olduğu hususunda ciddi tereddütler yaşıyorlar. Kitap okumaya ortasından başladığı  rivayet ediliyor. Bu yüzden hayata ne zaman başladığının da belirsiz olduğu düşünülüyor.

Öğretmenlik, muhabirlik, prodüktörlük, danışmanlık, memurluk yapıyor bir süre. En sevdiği hobisi portre fotoğrafları çekmek. Bilgisayarında milyonlarca fotoğraf saklıyor.

Yaşlılara, yurt çocuklarına ve sokaklara karşı özel ilgisi var. Halen, Gerçek Hayat dergisinin Ankara temsilciliğini yapıyor. “Kanadı Kırık Kuş Merhamet İster” adında yurt çocuklarıyla ilgili çektiği belgeselinin yayınlanması dört gözle bekleniyor.

Samimi, kadirşinas, muhabbet ehli bir abi.

Eğer yolda giderken birisi size “patron” diye sesleniyorsa bilin ki o Ebubekir Kurban’dır.

 

E.Fatih Bilge, “patron” hitabının özlemiyle yazdı.

efbilge[at]gmail.com

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2009, 09:57
YORUM EKLE
YORUMLAR
kâni Çınar
kâni Çınar - 9 yıl Önce

Ebuk, samimiyet yanımızdır. Şehir ve modernizm bizi kirlettikçe Ebuk'la arınırız. Muhabbet akar bakışlarından. Samimidir ve asla riyanın fotografını çekmez. Saatlerce konuşmadan konuşmanızı bekleyecek kadar sabırlı, komşularından aldığı duruş ile otorite, memleket havası dolu ciğerleriyle uzun oldukça uzun bir dosttur. Uzun kelamın kısası Patron hitabının ağızlara en yakışanıdır...

ziya zulmet
ziya zulmet - 9 yıl Önce

görmedim ama nerde sağlam bir adam görsem bana ebuk tan bahsetti.

selim kara
selim kara - 9 yıl Önce

Aslında Ebubekir Kurban İstanbulludur. İlkgençliği, en orjinal anıları hep Beyazıt-Fatih-Şehremini de geçmiştir... Onu anlatan bu yazıda Ankara'dan çok İstanbul'un yer almasını beklerdim :)

lütfiye moral
lütfiye moral - 9 yıl Önce

yazılarını bende takip ediyorum gercek hayattan..tanışmak istedigim yazarlardan ama birinci sirayı kesinlikle hakan albayrak alır bu arada neden hakan albayrak gercek hayattaki yazılarını bıraktı bir türlü ögrenemedim tekrar başlasa özellikle onun için alıyordum dergiyi şimdi de alıyorum ama onsuz sanki bir şey eksik ...keşke bunlar gibi yazarlarla tanışma ımkanım olsa...selam ve duayla...

banner8

banner19

banner20