Alman idealizminin felsefi dehası: Hegel

Hegel'in ölümünden sonra takipçileri iki zıt kutba ayrıldı: Sağ görüşlü Hegelciler ve Karl Marx gibi sol görüşlü Hegelciler.

Alman idealizminin felsefi dehası: Hegel

Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Batı Avrupa ve 19. yüzyıl Rusya’sında felsefi düşüncede bir milat belirledi. Plato, Descartes ve Kant’ın sadık bir hayranıydı. Hegel, Alman idealizminin geliştirilmesine yardımcı oldu. Aslında, bilincin evrimi teorisinde bir atılım yarattı.

Çoğu insan Hegel okumanın hiç de kolay olmadığını bilir. En ünlü kitabı, Ruhun Fenomenolojisi (1807), diyalektik olarak bildiğimiz, yoğun fakat belirleyici entelektüel mirasının bir örneğidir.

Birçok kişinin Hegel’in tezlerinin radikal olduğuna ve Alman milliyetçiliğine ilham verdiğine inandığını not etmeliyiz. Örneğin, Adolf Hitler, Hegelci felsefeyi savunuyordu çünkü “gerçek Hristiyanlığın vücut bulmuş hâli olarak yalnızca Germanik dünya gerçek özgülüğü temsil ediyor” gibi ifadelerinin doğru olduğunu düşünüyordu.

Eğitim, insanı etik kılma sanatıdır

Ancak Hegel bundan çok daha fazlasıydı. Düşünceleri, binlerce teorik ve felsefi reaksiyonu başlatan bir ateş olmuştu. Marksist materyalizme ilham verdi ve Søren Kierkegaard’ın varoluşçuluğunun , Friedrich Nietzsche’nin metafiziksel kavramlarının ve hatta Theodor W. Adorno’nun negatif diyalektiğinin temellerini sağladı.

Esasen, Hegel’in felsefesi bizi kendimizle dünya arasında pek fazla engel bulunmadığını düşünmeye davet etmiştir. Kendi gerçeğimizin yaratıcısı olduğumuzu ifade etmek istedi. Ek olarak, tarihin ve kendi düşüncelerimizin çözümlerle çelişkiler arasındaki sürekli hareketten nasıl kaynaklandığını açıklamak için diyalektik kavramını getirmiştir.

Georg Wilhelm Friedrich Hegel 27 Ağustos 1770’de Stuttgart’ta protestan bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Filozof Friedrich von Schelling ve şair Friedrich Hölderlin gibi önemli insanlarla arkadaştı. Ayrıca Immanuel Kant’ın hevesli bir hayranıydı.

Tübingen Üniversitesi’nde felsefe ve teoloji okudu. Babasının ölümünden sonra, 1801 yılında “Gezegenlerin Yörüngeleri Üzerine Felsefi Tez” adlı tezi sunulduktan kısa bir süre sonra kendisini tamamen akademik dünyaya adamasına olanak veren bir miras aldı. Kısa bir süre sonra, profesör oldu. Böylece, matematik, mantık ve hukuk gibi konularda bilgisini genişletti.

“Bir kişi, yalnızca büyük hedefleri gerçekleştirerek güçlü karakterini ortaya koyar.”

1807 yılında, bilinç duygusu, algı ve bilgi gibi konuları ele aldığı Ruhun Fenomenolojisi’ni yayımladı. Bu çalışmada, kendisi için gerçek olan tek şeyi vurguladı: mantık. Bu kitabı yayınladıktan kısa bir süre sonra, Heidelberg ve Berlin’deki üniversitelerde ders vermek için davet edildi.

Dersleri Avrupa çapında ün kazandı. Öğrencileri neredeyse her şeyi açıklayabildiğini söylüyordu. Ayrıca onu Platon’la karşılaştırdılar.

Hukuk felsefesi ve devlet sistemi ile ilgili yaptığı analizler, birçok kişiyi farklı yaklaşım ve teorileri hakkında bilgi edinmeye teşvik etti. Zamanın kültürel elitleri ve politikacıları onu, kendisinden çok şey öğrenebilecekleri ve ilham alabilecekleri bir insan olarak görüyorlardı.

Friedrich Hegel 14 Kasım 1831’de koleradan öldü.

Yayın Tarihi: 14 Kasım 2020 Cumartesi 10:16 Güncelleme Tarihi: 14 Kasım 2020, 10:20
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdullah Demir
Abdullah Demir - 7 ay Önce

Batının canavarlaşmasına katkı yapmaktan başka bir şey yok ortada. Peynir iyi ama köpek tulumuna basmışlar

Remzi Yıldırım.
Remzi Yıldırım. - 8 ay Önce

Teşekkürler

banner26