Allâl el-Fâsî ilmiyle âmil bir âlimdi

Allâl el-Fâsî, Fas’ta önemli bir âlim, siyasi lider, diriliş ve bağımsızlık önderiydi.

Allâl el-Fâsî ilmiyle âmil bir âlimdi


Mağrib coğrafyası, yedinci asırda İslam’la tanıştığı günden bugüne hep iç çekişmelere sahne olmuş bir coğrafyadır. İslam’la tanıştıktan sonra uzun yıllar mezhepsel ayrılıklar ve kabile çekişmelerine sahne olmuş; 19. yüzyıldan itibaren de sömürgeci güçlerin pazarlık sahası haline gelmiştir. Özellikle Fransa, İspanya ve hatta Almanya’nın Mağrib toprakları üzerindeki ciddi çekişmeleri inanılmaz entrikaların ardından Fransa’nın zaferiyle sonuçlanmış; Fransa ve İspanya arasında bölüşülerek sömürgeleştirilmiştir. Allâl el-Fâsî işte böyle sancılı bir dönemde dünyaya gelmiş ve ülkesinin bağımsızlığa giden yolda kaderini belirleyecek önemli aktörlerden biri olmuştur.

6 yaşında hafız oldu

1910’da doğan ve dindar, ilim sahibi bir ailede yetişen Allâl el-Fâsî’nin babası daha sonra kendisinin de tahsilini tamamlayıp hocalığını yapacağı Karaviyyûn Üniversitesi’nde müderrislik yapmaktaydı. İşte ilmî açıdan bereketli bu aile ortamında yetişme imkânı bulan Allâl, altı yaşında hafızlığını tamamlamıştır. Karaviyyûn Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarından itibaren fasîh hitabeti, haksızlık karşısındaki cesaretli duruşu ve liderlik vasıflarıyla temayüz etmişti. Ayrıca Rabat’taki Daru’l-Hadisi’l-Haseniyye’de de görev yapmıştır.Allâl el-Fâsî

Allâl el-Fâsî genç yaşlarından itibaren Fransız sömürge yönetimine karşı kurulan siyasi yapılanmalar içinde yer almış ve bu hareketler içerisinde aktif olarak görev yapmıştır. Mağrib’in kahramanı olarak bilinen ünlü direnişçi Abdülkerim el-Hattabî’nin Fransız ve İspanyol işgalcilere karşı yürütmüş olduğu mücadelelere bizzat katılmıştır. Bu yıllarda kendisi de genç arkadaşlarıyla bazı hareketler başlatmış ve çok yönlü olarak sömürgecilik karşıtı faaliyetlerini sürdürmüştür.

Mağrib’in müslüman kimliğini korumak için çalıştı

Fransız sömürge yönetimi Araplarla Berberilerin arasını açabilmek için etkin bir şekilde faaliyetlerini yürütüyordu. Yüzyıllardır birlikte yaşamakta olan bu Müslüman iki unsurun arasını açabilmek için “ez-Zâhiru’l-Berberi” adlı bir yasa çıkartarak Berberi vatandaşların İslam Hukuku’na bağlılıklarını azaltmayı, Berberi okullarından Arapça dersleri kaldırarak yerel dillerini ve Fransızcayı resmi dil yapmayı hedefliyordu. İşte Allâl el-Fâsî bu hileli ve bölücü politikaları şiddetle eleştirerek Fas halkını bu konuda uyarmak için etkili konuşmalar yaptı. Sömürgecilerin bu çabaları zaman zaman Müslümanları o kadar bunaltmıştır ki imamlar hutbelerde “Bizimle kardeşlerimiz Berberiler arasında tefrikaya izin verme Allah’ım!” şeklinde dualar etmişlerdir.

Allâl el-Fâsî’nin bu çabaları sömürgeciler tarafından karşılıksız bırakılmamış ve pek çok kez hapse atılmıştı. Serbest bırakıldığı dönemlerde yerinde durmuyor sürekli dinî ve millî içerikli konferanslar veriyor ve halkı bilinçlendirmeye çalışıyordu. Zamanla yakın çevresini de örgütlemiş ve çevre bölgelere de mücadelesini yaymıştı. Kendisiyle bu bölgede başa çıkamayacağını anlayan Fransız sömürge yönetimi onu 1937 yılında yaklaşık on yıl kalacağı Gabon’a sürgün gönderdi. Bu sürgünde çok ağır baskılar gördü ve hatta tutuklandıktan sonra bir buçuk yıl Kur’an-ı Kerim okumasına bile müsaade edilmedi.

Sürgündeyken parti başkanı

Gabon’da bulunurken arkadaşlarının kurduğu Hizbu’l-İstiklal adlı partinin başına geçirildi ve sürgün dönüşü fiilen görevine başladı. Ancak kendisi yine baskılara maruz kaldı ve Mısır’a kaçmak durumunda kaldı. Buradan da ülkesine ve kardeşlerine faydalı olabilmek için elinden gelen çabayı gösterdi. Sorumluluk almaktan hiç geri durmuyor bir taraftan Mektebu’l-Mağribi’l-Arabi gibi merkezler kurup Fransız-İspanyol sömürgesine karşı bildiriler yayınlıyor bir taraftan Kuzey Afrika Kurtuluş Komitesi’nin genel sekreterliğine getiriliyor, sultanın kaçırılması üzerine “Kahire Nidası”nı yayınlıyor ve vatanından uzakta olmasına rağmen inisiyatif alarak mücadelesini kararlılıkla sürdürüyordu. Nihayet 1956 yılında Fas’ın bağımsızlığını kazanması ile yıllarca uzak kaldığı vatanına dönebilmiş; ilmi ve siyasi olarak farklı serüvenler yaşayacağı yeni bir döneme adımını atmıştı.

Kuzey Afrika’dan başlayacak bir birlik idealiAllâl el-Fâsî

Ülkesine döndükten sonra ilmi çalışmalarına geri döndü ve dersler vermeye başladı. Bunun yanı sıra parti çalışmalarını da sürdürüyor, haftalık ve aylık dergiler çıkartıyordu. 1962 yılında çıkarmaya başladığı aylık el-Beyyine dergisinde Arap birliği ve Panislamizm konusundaki görüşlerine yer vermeye çalıştı. Allâl el-Fâsî’nin siyasi ideali Fas’tan başlamak sureti ile sırası ile Kuzey Afrika, Arap dünyası ve tüm Müslümanların birliğini hedefleyen bir birlik harekâtıydı. Mağrib’in önemli mütefekkirlerinden olan Allâl el-Fâsî’nin bu ideali Sezai Karakoç’un birlik idealine benzetilebilir. Sezai Karakoç da belli konfederasyonların ardından tüm Müslümanların siyasi birliğini hedefleyen bir yöntem önermiştir.

Siyasi ve fikri özgürlüğe son derece önem veren el-Fâsî, ıslah merkezli pek çok çalışmalar yaptı ve bu anlamda önemli eserler verdi. Siyaset, tarih, hukuk ve eğitim alanlarında otuzun üzerinde eser yazan bu önemli mütefekkirin başta Irak, Suriye, Mısır ve Fas olmak üzere pek çok ülkede 200 civarında makale ve yazıları yayımlandı. Kendisi ayrıca Mağrib’te döneminin önemli şairlerindendi. Kendisinin bazı şiirleri Dîvanu Allâl el-Fâsî adlı bir eserde toplanmış ve neşredilmiştir. Şiirlerinde 20. yüzyılın ilk yarısında uğranılan fikrî ve kültürel gerilemenin de getirmiş olduğu bir hüzün ve karamsarlık hâkimdir.

Allâl el-Fâsî’nin eserleri Türkçe’ye kazandırılmalı

Mağrib’in önemli mütefekkirlerinden, âlimlerinden ve diriliş önderlerinden olan Allâl el-Fâsî’nin otuzun üzerinde yayınlanmış eseri bulunmaktadır. Ayrıca vefatından sonra Allâl el-Fâsî Kültürünü İhyâ Komisyonu tarafından şiirleri, konuşmaları ve yazıları toplanmak sureti ile pek çok eser yayınlanmıştır. Bu eserlerde müellifin hukuk, tarih, siyaset ve eğitim konularındaki görüşleri yer alırken şiirlerinin de toplandığı eserler bulunmaktadır.

Hukuk fakültesinde verdiği derslerini kitaplaştırarak oluşturmuş olduğu “Makâsıdu’ş-Şerî’ati’l-İslâmiyye ve Mekârimuha” ve modern dönemde dinî ve millî kimliği koruyarak nasıl ayakta kalınabileceğini anlattığı eseri “en-Nakdü’z-Zâti” gibi önemli eserleri bulunmaktadır. Modernist İslamcılar Muhammed Abduh ve Reşid Rıza gibi isimlerin etkilerinin göründüğü eserlerinde Allâl el-Fâsî, geliştirdiği ıslah projelerine de yer vermiştir. Müellifin özellikle hukuk ve siyaset sahasında verdiği bu önemli eserler henüz Türkçeye kazandırılmamıştır. Türkçe’ye pek çok eseri çevrilen Muhammed Abid el-Cabiri de eserlerinde ona atıflar yapmış ve Mağrib coğrafyası için değerini zikretmiştir. Allâl el-Fâsî’nin eserlerinin Türkçe’ye kazandırılması, ülkemizdeki ilmi çalışmalara katacağı zenginliğin yanında Mağrib coğrafyasının problemleri ve bölgedeki siyasi ve fikri mücadelelerin anlamlandırılması açısından da şüphesiz ki faydalı olacaktır.

Filistin’i görüşürken vefat etti

Siyasi ve fikri mücadelelerle dolu bereketli bir ömür geçiren Allâl el-Fâsî bir davet üzere gittiği Romanya’da, devlet başkanı ile Filistin ve Batı Sahra meselelerini görüşürken 1974 yılında vefat etti. Böylece ömrü boyunca her fırsatta Siyonistlerin işgalinde bulunan Filistin konusundaki hassasiyetlerini dile getiren el-Fâsî, yine Filistin’i anlatırken son nefesini vermiş oluyordu. Mecelletü’l-Menâr’da yayınlanan yazısında Abdullah et-Tantavî onun hakkında şunları söylüyordu: “Allâl el-Fâsî, müceddid bir âlim ve ilmi çok geniş sahaları kapsayan bir şahsiyetti. Fikirleri ve üslubu son derece açık, uzak görüşlü Müslüman bir mütefekkirdi. O, Hasan el-Bennâ, Mevdudi, Nedvi ve Seyyid Kutub gibi büyük önderlerden biriydi.”

Muhammet Enes Midilli, Mağrib’in büyük mütefekkirini rahmetle anarak yazdı.

Güncelleme Tarihi: 13 Mart 2012, 00:09
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13