Allah diyen yallah içeri tıkılırdı!

Sımsıcak bir mümin tavrını şiir üzerinden okumak isteyenler için, Ziya Osman Saba’yı adres gösterenler fazlasıyla haklıdırlar.

Allah diyen yallah içeri tıkılırdı!

 

Sımsıcak bir mümin tavrını şiir üzerinden okumak isteyenler için, Ziya Osman Saba’yı adres gösterenler fazlasıyla haklıdırlar.  Bu cümlenin şaşılacak bir tarafı olmadığı gibi büyük bir iddia taşıyan tarafı da yok. Fakat şu var ki, 1940’ların Türkiyesinde, Milli Şef zorbalığı altında dünyanın, materyalizmin ve nihilizmin kıskacında boğulduğu yıllarda, şiirlerinde sadece hal diliyle değil ka’l diliyle de  munis, mistik bir haleti idame ettiren ve vaka halinde ruhî kayboluşun esrarlı izini süren Ziya Osman Saba, öyle sanıyorum ki çok yakınımız olur. Sancılı bir devrin, varlık kriziyle sancılara gark olan insanı karşısında, Allah demenin yasak olduğu, merhum Serdengeçti’nin ifadesiyle, “Allah diyenin yallah içeriye tıkıldığı” kopkoyu izdiham yıllarında, şiirleriyle unutturulan bir geçmişin kapısını aralayan Saba, kutlu bir arayışın bitmez tükenmez akışını nakış nakış dokumakla dönemi içerisinde, özellikle sol entelijansiyanın sürekli sallanan kılıçları altında büyülü bir hale oluşturmayı başarmış ender sanatçılar arasında yer almaktadır.

Anadolu’ya ilk açılan kapıZiya Osman Saba, Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi

Onun kişiliğinde yer bulan mümince tavır arasında, ‘şükür’ kavramı İslâm’a nisbetle esasa dair bir ayrıcalık taşımaktadır. Yaşadığı yılların siyasi atmosferi içerisinde, sade, ayrıntıdan uzak, adeta varlığın sırrını keşfetmiş bir derviş beklentisi içinde, kozasında ördüğü şiir dünyasının kayıp parçası olan Allah’ı arar gibidir. 1940’ların edebiyat ortamında hayat bulan şiirleriyle Yedi Meşale topluluğu içerisinde, şiirde sebat eden tek isim olarak ilerleyen yıllarda değişik siyasi yelpazeden geniş bir dost çevresinin ortasında bulur kendisini. Müslüman, komünist, milliyetçi, muhafazakâr çevrelerin havzasında her zaman yer bulan şiirleri ile ölümünden yıllar sonra yeniden gündeme gelen Saba, Türk şiirinin Anadolu insanına açılan ilk kapısı sayılsa yeridir.

Her ne kadar İstanbul ekseninde farklılık olarak konular arasında ilk bakışta bir emare bulamayanlar varsa da, şiirimizde modern anlamıyla münacat sayılabilecek ilk kıpırtılar onun kaleminden sadır olanlardır. İhtiyatsız geçen bir ömürde, varlığını Allah’ın kaderine tevekkülle bağlamış bir mümin bahtiyarlığı içinde büyüttüğü şükrü, onun şiirinde ete kemiğe bürünmüş olarak yıllar sonra yeniden dillendirilirken, Saba’nın siyasi düşüncesi saf bir müminin Allah’a karşılıksız bağlanışıdır şeklinde bir çerçeve oluşturulabilir. Şiirlerinde yer bulan yoksulluk, keder, ölüm, ayrılık, özlem vb. olmakla birlikte, daha çok küçük mutlulukların, Allah’a yakarışın, pişmanlıkların izini sürmek mümkündür. Bu yönüyle Saba, inanç dünyasının rengini belli etmesi bakımından dönemi içinde dikkat çekmeyi başarmış mütevazı bir hayatın ve tevekküle sımsıkı bağlı bir hayatın sahibi olarak yeniden okunmayı beklemektedir.

Ölüme nahif bir tebessüm

Ölümünden sonra, her düşünceden kalem sahibinin onun hakkında yazdıkları okunduğunda görülecektir ki, çağdaş bir Yunus karşılamaktadır cümlemizi.   “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi”nin yazarı olarak Saba, varlık sancısı, ölüm duygusu, metafizik hafakanlar içerisinde burkuntular yaşamaktan çok, ölüme tebessüm eden çehresi, varlığı Allah’a rapteyleyen inancı ve metafiziği yoklayan mısraları ile Türk edebiyatının en sevilen şairleri arasında kendisine çok çabuk yer bulmuştur.

Sadece samimiyetinin beyanı olarak şu bir tek şiiri okunsa dahi, onun avuç açtığı merkezin adresini anlamak yeterli olacaktır: (Şiiri ç-alıntı bölümümüzden okumak için tıklayınız)

 

Arif Akçalı hatırlattı

 

 

Yayın Tarihi: 10 Ekim 2011 Pazartesi 00:26 Güncelleme Tarihi: 10 Ekim 2011, 22:37
YORUM EKLE
YORUMLAR
uğur mantu
uğur mantu - 11 yıl Önce

arif bey, yazınızı yayınlandıktan çok sonra okudum. uzun zamandır böyle güzel ve temiz bir yazı okumamıştım. elinize, kalbinize sağlık. selam ve dua ile.

Adem'in biri
Adem'in biri - 11 yıl Önce

Şehir Tiyatroları'nda konuda ismini yazdığım hikâye sahnelenmekte. Lütfen gidin, sadece görün.

banner19

banner36