Ali Ural'ın ağabeyliği bambaşkadır

Ali Ural, 90 Kuşağı’ndan ve sonraki kuşaklardan birçok kişiye 'abilik' yapmıştır. Dergi çıkararak, Şule Yayınları'nı kurarak, yayınevinden şiir kitapları yayımlayarak, bürosunu ve kalbini açarak, mesaisini feda ederek… Ömer Yalçınova yazdı..

Ali Ural'ın ağabeyliği bambaşkadır

Ali Ural’la daha çok vakit geçirmek isterdim. O yüzden Sultanahmet’e ne zaman gitsem, mutlaka Şule Yayınları'na uğrardım. Ali Ural genellikle yerinde olmazdı. Şule Yayınları'ndan 2006’yle 2009 yılları arasında az sayıda kitap çıkmıştı. Kitaphaberkapanmıştı. Sanırım Merdiven dergisi yeni bir hacim ve muhtevayla çıkarılmaya hazırlanıyordu. Zaten Ali Ural’la en sık görüştüğüm zamanlar Merdiven dergisinin bu ikinci dönemiydi. Sonrasında, yani Merdiven kapatıldıktan sonra, Ali Ural yayınevine uğramaz oldu. Uğruyorduysa da fazla durmuyordu. O yüzden Şule Yayınları'na kaç defa gitmişsem -belki yirmi, belki otuz- Ali Ural’ı göremedim. Odası kilitliydi. Şule Yayınları gayet hareketsizdi.

Ali Ural her şeyden önce, insana insan olduğu için değer veren biridir. Değerli bulduğu kişiye elinden gelen yardımı yapar. Ayırt etmez, kutuplaşmaya çok pirim vermez. Bir anlamda, Ali Ural değerli, güzel ve edebi olanın peşindedir. İçinde kolay kolay düşmanlık beslemez. Bakış açısını olabildiğince geniş tutmaya çalışır. Küçük kavga ve tartışmalardan kendine özel kin beslediğini görmedim. Bunları şunun için söylüyorum. Kendisiyle ilgili eleştiri yazısı yazmama rağmen, internet üzerinden veya telefonla yaptığımız sohbetlerde her zaman cana yakın bir ağabey olarak yaklaşmıştır. Hatta kendisine o yazıları hatırlattığımda çok rahat bir şekilde “Yazdıklarına katılmıyorum” deyip gülmüştür. Oysa birçok yazımdan dolayı birçok kişi kendi dergi ve edebiyat ortamlarında ismimi kötüye çıkarmıştı. Oysa bir yazıya yalnızca yazıyla, bir düşünceye yalnızca düşünceyle karşılık verilir diye düşünüyordum o zamanlar. Oysa öyle değilmiş, bunu çok geç öğrendim. İnsanlar kendileriyle ilgili bir eleştiri veya olumsuz bir cümle okuduklarında, bu cümleyi kuran kişiye maddi ve manevi açıdan hayatı dar etmek isterlermiş. Ali Ural tüm bunların üzerine çıkabilen, bütün olumsuzluklara rağmen iyi duygularını muhafaza etmeyi başaran, hayatın ve edebiyatın farkında olan, kişiye hata yapma payı da bırakabilen biriydi. Bu yüzden onunla ilk önceleri çok çekinerek sohbet etmişimdir. Daha sonra ise gönül rahatlığıyla. Ali Ural’ın muhatabına duyurduğu bu gönül rahatlığından dolayı, Şule Yayınları'ndaki bürosuna uğramayı ihmal etmemişimdir.

Ali Ural fedakar birisidir; hele söz konusu olan şiir, edebiyat ve arkadaşlıksa..

Merdiven dergisinin ilk dönemini pür dikkat takip eden gençlerden biriyim. İnce bir dergiydi. Dergi Ali Ural’ın bir hikayesiyle açılırdı. Daha sonra şiirler kendini gösterirdi. Bu sayfalarda 90 Kuşağı’nın neredeyse bütün İslamcı şairleriyle karşılaşırsınız. Doğrusu o dönem bu şiirlerden bir şey anladığım söylenemezdi. Şiirlerin genelinde İsmet Özel etkisi vardı. İsmet Özel’i ne kadar anlayabiliyorduk ki, onun etkisinde yazılan şiirlere bir anlam verelim. Fakat okumaktan vazgeçemiyorduk. Çünkü bu, iyi geliyordu bize. Biz dediğim, çevremde benim gibi dergi takip eden üç beş gençten ibarettir. Bu gençler Merdiven, Atlılar, Dergâh, Kırklar okurdu. Kendilerince yazıp çizerlerdi. Henüz yayımlanmış şiirleri yoktu. 90 Kuşağı ve Ali Ural henüz bizim için efsaneydi. Yazdıkları her şeye ilgiyle, heyecanla yaklaşırdık. Tabii bende en çok heyecan uyandıran, Merdiven’deki bu isim çeşitliliğiydi. İnsanların bir noktada buluşması ve orada hareket etmesi ya da mevcut harekete katılmasıydı. Bu noktayı Ali Ural oluşturmuştu. Bir şekilde Ali Ural, 90 Kuşağı’ndan ve sonraki kuşaklardan birçok kişiye “abilik” yapmıştır. Dergi çıkararak, Şule Yayınları'nı kurarak, yayınevinden şiir kitapları yayımlayarak, bürosunu ve kalbini açarak, mesaisini feda ederek… Ali Ural’ın bu tutumu hiçbir zaman kaybolmadı. Onca yıldır görüşmememize rağmen eminim, Ali Ağabey halen yanına gelen bütün gençlere bütün doğallığıyla gülümsüyor, anlatıyor ve yardımcı oluyordur.

Ali Ural’ın şiir aşkı başkadır. Kitap aşkı başkadır. Ağabeyliği bambaşkadır. Ali Ural fedakar birisidir. Hele söz konusu olan şiir, edebiyat ve arkadaşlıksa… o neredeyse tamamen kendini bırakır. Çok acil bir işi olmadığı müddetçe sizi bırakmaz. Sohbete devam eder. Çaylar gelir gider, yazar ve şairler gelir gider, ama onun muhabbeti hiç azalmaz. Konuşacak şey biter, o zaman çalışma zamanı başlar. Ancak konuşulanlar bu çalışmadan ayrı değildir. Edebiyatsa söz konusu olan, zaten her şey buna dahildir.

İstanbul’da ikinci bir Ali Ural sanırım yok

2006’da yüz yüze hiç görüşmediğimiz halde Ali Ural’a İstanbul’a gitmek istediğimi ama para bulamadığımı yazmıştım. Kendisi bana iş vermek istedi. İşin ücretini hemen ödeyecekti. Ali Ural sayesinde tashih işine bulaştım. Sonraki yıllarda çok kitap ve dergi tashihi yaptım. Yani çok iş, az para... Ali Ural’ın teklifine inanamamıştım. Parayı alıp işi yapmayabilirdim. O, neden böyle bir tehlikeyi göze almıştı? Bu soruyu Ali Ural’ı tanıyan birisi sormaz. Çünkü Ali Ural engin bir gönle sahiptir, karşılık bekleyerek yardımda bulunmaz. İnsanlara bakışı maddi değildir. O, kardeşlikten, Müslümanlıktan, dostluktan söz ederken edebiyat yapmaz. Olduğu gibi konuşur, söz verir, yapar ve elini taşın altına koyar. Onun düşünceleri ve hisleri yüz ifadesinden, ses tonundan hemen belli olur. Saygısızlığa tahammülü yoktur. İyi bir şeyler yapmak için çırpınır. Yapar da. Hem ekip hem de bireysel olarak çok iş başarmıştır. Şiir, hikaye, deneme alanında eserler kaleme almıştır. Bütün eserlerinde mütevazılığını kaybetmemiştir. Dergicilik sürekli zararına bir iş olmasına rağmen dergi çıkarmaya devam etmiş, birçok genç şairin ilk kitabını o yayımlamıştır.

İstanbul’da ilk Ali Ural’la tanışmıştım. Elime iki dosya vermişti. Bunlar birer çocuk kitabıydı. “Tashih et.” dedi. Dosyaları okuduğumda, tashihe ihtiyaçları olmadıklarını fark etmiştim. Ali Ural kırmadan, incitmeden yardımcı olmak için ortaya bir iş çıkarmıştı. Bunu, başka hiç kimsede görmediğim için anlatıyorum. İstanbul’da ikinci bir Ali Ural sanırım yok. Varsa da ben karşılaşmadım. Sonrasında yeni işler vermek istedi; kendime güvenemediğim için yapamadım. Ali Ağabey iş arayışlarımda da yardımcı olmuştu. Birçok kişi “Tamam yardımcı oluruz, biz seni ararız” diye başından savmıştı beni. Fakat Ali Ural kaç defa telefonla ulaşarak “Şurada şöyle bir iş var, yapmak ister misin?” diye sormuştu. Bunlar unutulacak şeyler değil. İstanbul gibi bir yerde insana bu şekilde karşılıksız, beklentisiz yaklaşan insan bulmak çok zor. Hele “kurtlar sofrası”na benzeyen edebiyat ortamında. Çoğu kimsenin birbirinin arkasından hesaplar yaptığı, aleyhinde konuşup yüzüne güldüğü bir zamanda.

Ali Ural’ı tanıdığıma her zaman sevinmişimdir. Onunla daha çok zaman geçiremeyişime ise üzülmüşümdür. Bu da böyle öznel bir haber oldu. Ali Ural’ı tanıyıp, onunla ilgili nesnel yazmak mümkün değildir. Onun muhabbeti, karşısındakini sarar sarmalar. Fakat özgürlüğüne dokunmaz.

Ömer Yalçınova yazdı

Yayın Tarihi: 29 Eylül 2014 Pazartesi 16:08 Güncelleme Tarihi: 05 Ocak 2019, 01:23
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Sarı
Mustafa Sarı - 5 yıl Önce

Ali Ural Hocamı iki yıldır tanıyorum ama yıllardır tanıdığım herkesten daha çok sevdim. O benden daha iyi niyetli bir insan. Kendisine karşı yaptığım onca hataya ve patavatsızlığa rağmen o beni hep hoşgörüyle karşıladı. Saygılarımla Hocam.

banner19

banner36