Alaeddin Özdenören'i nasıl bilirdik?

Rasim Özdenören ile aynı gün aynı saatte doğmuştu. Mayısın 6'sı deniyor ama bir cuma olmalı diyor ikizi Rasim Bey.

Alaeddin Özdenören'i nasıl bilirdik?

Gülüm gülüm

Alaeddin Özdenören, Şiirin GeçitleriBu kentin koynuna girdiğim günden beri
Cebimde ölümüm...” (Alâeddin Özdenören)

Mavera dergisinin çıkışı 1976 olsa gerek.

Bir ekip dergisi… Ekip çalışması olarak kısa zamanda etkisini ortaya koydu. Nuri Pakdil’in Edebiyat dergisi, Mavera, Aylık Dergi. Bu üç dergiyle hemhal olmuştuk o yıllarda. Bizim arkadaşlar daha çok Aylık Dergi’de yer buldular kendilerine, ürünlerini orada yayımladılar.

Mavera dergisinin şatafatına uygun mısralar düşürememiştik demek ki. Özellikle ben epey şiir göndermiş, lâkin şiirlerim yayımlanmaya değer görülmemişti. Bilahare Cahit Zarifoğlu İstanbul’a taşınınca ve de Beylerbeyi Küplüce’de oturmaya başlayınca da aramızda hiç şiir lafı olmadı. Mavera dergisiyle birlikte Alâeddin Özdenören’i de tanımış olduk bir şair olarak. Şiire yanmıştık çünkü etrafta ne var ne yok hem merak ediyor hem de ne yapıyorlar diye gözlemliyordum edebiyat dünyasını.

Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Alâeddin Özdenören ve Akif İnan…  
Alaeddin Özdenören

O arada da bir hayli kitap ısmarlamış oldum doğal olarak. Edebiyat yayınlarından çıkan Alâeddin Özdenören’in “Güneş Donanması” adlı şiir kitabı da vardı aralarında. Doğrusu ilk başlarda ve belki de “Cebimde Ölümüm” şiirine kadar ben de öyle pek bir etki bırakmamıştı Özdenören’in şiiri. Konya’da bir şiir gecesi buluşmasında tanışmış olduk. Sessiz, az konuşan bir şair. Benden beş yaş büyük bir şair ağabey… Akşamüstü biraz yürümüştük caddede, biraz da sohbet. Ağır, temkinli bir yeni tanışma sohbeti. Kanım ısınmadı, yakınlık duymadım desem yalan olur. Çünkü yüzünün şekli, gözlerinin öyle irice bakması, bizden biri olması ve daha birçok şey… Bir de o gece Selçuklu Belediyesi’nin misafirhanesinde birlikte olmak. Nurullah Genç, Arif Ay, Vahap Akbaş. Nurullah’ın bize çay demleyip ikram etmesi… Gecenin bir vaktinde Alâeddin Özdenören’in loş bir köşede namaza durması. Çok hoş ve anlamlı bir geceydi benim için…

Alaeddin Özdenören, Bütün ŞiirleriKitabı öpüp başına koymak!

Bu Mavera dergisi ekibinden gene Konya’da tanıştığım şair Akif İnan’a kitabımı takdim ettiğimde kitabı eline aldı, öptü ve alnına koydu. Hayırlı olsun, dedi ardından. "Ben Nurettin Durman" dediğimde yüzüme baktı. Ama çok anlamlı ve sevecen bir bakışla baktı ve "neden bu kadar geç tanışmış olduk" dedi. Bu söz doğrusu beni bir hayli etkiledi. Böylece bir değerli şairle daha samimi ve cana yakın bir söyleşiyle tanışmış olduk…


Recep Garip’in Ümraniye ve Eminönü Belediyeleri Kültür Müdürlüğü zamanında daha sık birbirimizi görme imkânımız oluyordu. Recep Garip’in hepsine saygısı-sevgisi vardı. Onları bir vesileyle davet eder, biz de görüşmüş-konuşmuş olurduk böylece. "Alâeddin Ağabey gelecek, Akif Ağabey gelecek, Erdem Ağabey gelecek" der beni haberdar ederdi mutlaka. Son yıllarda Recep Garip, Alâeddin Özdenören’le çok yakın bir iletişim içindeydi ve samimi, sevgiye saygıya dayanan candan bir diyalogları vardı… Ay Vakti dergisinin ilk sayısında ilk söyleşiyi Özdenören’le yapmıştı. Adeta bir geleneğin ilk adımlarını atmıştı. Biz çünkü geçmişe önem veriyorduk. Büyüklerimize karşı, kendi değerlerimize karşı daha dikkatli ve titiz olmalıydık. Çünkü geçmişi olmayanın geleceği de olmazdı. Edebe, terbiyeye, saygıya, işin ehline, büyüklerimize önem veriyorduk. Alaeddin Özdenören, UnutulmuşluklarGençlerin vurdumduymazlıkları karşısında asli bir hüviyet şeklinde büyüyen bir set oluşsun istiyorduk. Geçmişimize verdiğimiz önem kadar geleceğimize de önem veriyorduk. Bir bütün halinde olmalıydı her şey. Bundan dolayı da birtakım kayıtsızlıklara karşı asli bir duruş ortaya koymaya çalışıyorduk.

Yavaş yavaş ele geçiren bir şiir!

Alâeddin Özdenören’in şiir serüveni bir hayli içkin ve bir hayli lirizm örgüsü içinde gelişmiş. Şiiri, Ziya Osman Saba şiiri gibi kendini çabuk ele vermiyor. Tabir caizse duraklatıyor önce, biraz sonra ise yavaş yavaş tesir ediyor. Şiir durdukça yıllanıyor gibi. Bu da onun felsefeci oluşundan kaynaklanıyor olsa gerektir.

Özdenören'i Ziya Osman Sabayla birlikte anmayı seviyorum nedense. Bu iki şairi birbirlerine yakın buluyorum. Zarifoğlu şiirinden, Erdem Bayazıt şiirinden ayrılan tarafları şiirinin sessiz bir izlekte geziniyor oluşundan kaynaklanıyor. Sessiz ve derinden gidiyor. Bu açılım son şiirlerinde, daha doğrusu son zamanlarda oluşturduğu bütün ürünlerinde kendini gösteriyor.  Alaeddin ÖzdenörenÖlümüne yakın son üç yılında Ay Vakti dergisinde şiirini dikkatli bir şekilde takip ettiğim Özdenören’in derin taraflarının irdelenmeye - incelenmeye değer verimler ortaya koyacağı çok açık olarak görmüş oldum. Metnin sessiz duruşunun altında bir hazinenin gizli olduğunu görmek zor olmayacak sanıyorum. Adı “Şiir Duası” olan son şiirini hastanede yazarak Ay Vakti dergisinde yayımlatmıştı ölmeden önce. Lirizmin, hüznün şiiridir onun şiiri. Hayatının parçalarıdır. Çünkü ölüm haktır:

Nereye gideceğinizi biliyor musunuz?”
“Gölün yukarı tarafına…” 

Nurettin Durman rahmetle hatırladı

Yayın Tarihi: 23 Haziran 2009 Salı 18:28 Güncelleme Tarihi: 04 Mayıs 2012, 11:15
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
vural kaya
vural kaya - 12 yıl Önce

ruhuna kocaman bir fatiha...

reayık
reayık - 10 yıl Önce

Allah rahmetinden ayırmasın inşaallah.mezar taşında yazdığına bakılırsa üstadın doğum tarihi 20 mayıs'tır.

banner26