banner17

Ahirete en son göçen muhterem annemiz

Ümmü Seleme annemiz, otoriter ve sözü dinlenen bir kadındı..

Ahirete en son göçen muhterem annemiz

 

 

Ümmet-i Muhammed’in baş tacı annelerimizden biri de Ümmü Seleme Annemizdir. Kendi adına bir kısım âlimler “Remle” derler, fakat doğru ismi Hind’dir. Allah’ın kılıcı (seyfullah) Halid bin Velid hazretlerinin yakın akrabalarından olan Annemizin, aynı zamanda Efendimiz Hazretleriyle de uzaktan da olsa akrabalık bağı vardır.

Babası “zâdu’r-râkib” ve zâdu’r-rakb” diye bilinen Arapların en cömertlerinden biridir. Sefere çıkacağı zaman yanındaki arkadaşına da yetecek kadar yiyecek almasından ötürü kendisi bu isimle isimlendirilmiş.

Habeşistan’a hicret eden ilk gruptaydılar

Ümmü Seleme annemiz, Efendimizle evlenmeden evvel Ömer bin Mahzum ile evlenmişti. Efendimiz’in tebliğe başlamasından kısa bir süre sonra ikisi birlikte İslam’la müşerref olmuşlardı. Bu bakımdan kendilerine ilk Müslümanlardan diyebiliriz.Peygamberimizin Aile Hayatı

Diğer Müslüman kardeşleri gibi müşriklerin eziyetlerine muhatap olmuşlardı. Efendimiz’in izni ile Habeşistan’a hicret eden ilk grup içindeydiler. Hatta burada bir de çocukları olmuştu. Habeşistan’da bulundukları sırada aslı olmayan bir haber yayılmıştı. Bu habere göre; Mekkeli müşrikler Müslüman olmuşlardı. Bu haberi alan muhacirlerde öz vatanlarına dönme iştiyakı baş gösterir ve birçoğu Mekke’ye dönmeye karar verir. Bu dönenler arasında Ümmü Seleme annemiz ve kocası da vardır. Ümmü Seleme annemiz, Habeşistan’ın emin bir yer olduğunu, rahatlıkla ibadet edebildiklerini, kimsenin kendi dinî inancı ve yaşayışına müdahale edilmediğini söyler.

Akrabaları bir sene rehin aldı Annemizi

Ömer bin Mahzum, ikinci Akabe bey’atından bir yıl kadar önce Efendimiz’den Medine’ye hicret için izin alır. Hazırlıklarını yapar, Ümmü Seleme annemiz ve çocukları için bir deve hazırlar, kendisi için de bir deve hazırlamıştır. Çocukları Seleme, annemizin kucağındadır. Biraz yol aldıktan sonra, Ümmü Seleme annemizin akrabalarından bazı kişiler önlerini keser ve Ömer bin Mahzum’un isterse tek başına gidebileceğini söyler, Ümmü Seleme ve oğlu Seleme’yi rehin alırlar.

Ömer bin Mahzum Medine’ye gider. Ümmü Seleme annemiz bu rehinelik döneminde çok eziyetler görür. Bir yıla yakın her gün sabahtan çıktığı Ebtah tepesinde Kâbe-i Muazzama’ya karşı döner, eziyette kundaktaki bebeğinin kolunu kırmaya kadar ileri akrabalarına lanet eder, gözyaşı döker. Akrabalarından biri onun bu halini görür ve çok acır. Gidip; “Şu zavallı kadını neden hâlâ serbest bırakmıyorsunuz. Kocasından ayırdınız,  oğlunun da kolunu kırdınız ve ondan ayırıp başka bir ailenin yanına verdiniz.” der. Bunun üzerine insafa gelirler ve “İstersen sen de Medine’ye, kocanın yanına gidebilirsin” deyip serbest bırakırlar.

Annemiz gayet uzun ve tehlikeli olan o yolculuğa tek başına çıkmaya azimet eder. Bir süre gittikten sonra Ten’im denilen mevkie geldiğinde Abduddar oğullarından Osman bin Talha ile karşılaşır annemiz. Osman bin Talha, Ümmü Seleme’nin bu yolculukta bir başına bırakılamayacağını söyler ve annemize refakat eder. Konaklanacak her yerde deveyi çöktürmeye yardım eder ve Ümmü Seleme’nin yanından uzaklaşırdı. Kuba’daki Amr bin Avf oğullarının köyüne dek büyük bir özveriyle Ümmü Seleme’yi gözetir. Buraya vardıklarında Osman bin Talha, “Ömer bin Mahzun burada. Allah’ın bereketi üzerine oraya gir” der ve Mekke’ye geri döner.

Peygamberimizin Aile HayatıÜmmü Seleme annemiz, kocası ile tekrar kavuştuktan sonra Medine’de mutlu bir hayat yaşarlar. O, zeki, dirayetli, kültürlü ve şairlik yönü de olan bir hanımdır. Bunun yanında çok da güzeldir.

Şayet Ebu Seleme’ye bin tekbir getirseydim o buna layıktı

Kocası Ömer bin Mahzum, Bedir ve Uhud savaşlarına katılmıştı. Uhud’da müşrik oklardan birinin okuyla kolundan yaralanmış, bir müddet sonra iyileştiği sanılsa da tekrar yarası açılmış ve büyük bir kan kaybına uğramıştı. Ölmek üzere iken Efendimiz yetişmiş ve ona hayır duada bulunmuştu. Ruhunu teslim ettiğinde Efendimiz bizzat onun gözleri yummuş, cenaze namazını dokuz tekbirle kıldırmıştı. “Ya Resulallah, yanıldınız mı, yoksa unuttunuz mu” diye dokuz tekbirin sebebi sorulunca Efendimiz; “Ne yanıldım, ne de unuttum. Şayet Ebu Seleme’ye bin tekbir getirseydim o buna layıktı” der.

Ömer bin Mahzun (Ebu Seleme) son nefesini vermeden evvel Allah’tan Ümmü Seleme’ye daha hayırlı bir eş niyazında bulunmuştu. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer bu büyük hanıma talip olmuşlar fakat teklifleri kibarca reddedilmiştir. Kocası için daimi bir hüzünde olan ve bir yandan da çocuklarının nafakasını temine çalışan Ümmü Seleme annemize Efendimiz, yaşça ilerlemiş ve birçok çocuğu olmasına rağmen evlenme teklifinde bulunur.

Ümmü Seleme annemiz, Hz. Aişe ve Hz. Hafsa annemize rağmen bir yeri olamayacağını düşünüp, yaşlı bir kadın olduğunu ve çocukları olduğunu, aynı zamanda da kıskanç olduğunu söyler. Efendimiz de, kendisinin ondan daha yaşlı olduğunu, kıskançlığı için Allah’a dua edeceğini, çoluk çocuğunun da kendisine ait olduğunu, yakınlarından kimsenin bu evliliğe karşı çıkmayacağını bildirir. Böylece hicretin dördüncü yılının Şevval ayında Ümmü Seleme annemiz Efendimiz’le evlenir. Düğün merasiminde misafirlere yemek (velime) verilir. Nikah kıyıldıktan sonra Efendimiz, Ümmü Seleme annemizi daha evvel Hakk’a yürüyen Zeyneb binti Hüzeyme’nin odasına yerleştirir.

Ümmü Seleme annemizin Halid bin Velid’le akrabalık bağı olması dolayısı ile, nikahtan sonra Halid bin Velid’in İslam’a karşı tavrı değişmiş ve Müslümanlara olan düşmanlığı azalmıştır.Peygamberimizin Aile Hayatı

Ümmü Seleme annemiz alçak gönüllülükte de numunemizdir

Ümmü Seleme annemiz, otoriter ve sözü dinlenen bir kadındı. Hz. Aişe ve Hz. Hafsa annelerimiz onu iyi karşılamak için gayret sarfediyorlardı. Efendimiz’in hanımları arasındaki bir mevzuya kızı Hafsa annemizi uyarma amaçlı müdahale eden Hz. Ömer’i, “Her şeye müdahale ettin, şimdi Resulullah’ın hanımları arasındaki meselelere de mi karışıyorsun” kabilinden bir sözle uyarır. Hz. Ömer; “Onun bu sözü beni öyle bir yakalayışla yakaladı ki, o an içimdeki asabiyeti söküp attı” der.

Annemizin bu konuda bir başka yol göstericiliğine bir diğer örnek Hudeybiye Antlaşması’nın kendi aleyhlerine olduğunu düşünüp, Efendimiz’e itaati tehir ettikleri zaman, Efendimize tavsiyesidir. Efendimiz, ashabına, kalkıp kurbanlarını kesmelerini emretmiş fakat umre yapmak ümitlerinin gerçekleşmemesi üzerine mahzun olan ashabı emri üç kere tekrarlatmıştı.

Ashabının bu haline üzülen Efendimiz, Ümmü Seleme annemizin çadırına gelip içini döker, rahatsızlığını dile getirir. Annemiz de Efendimiz’den onları mazur görmesini, ümitlerinin boşa çıkması ve müşriklerin razı olduğu bir barış antlaşması yapılmasından ötürü canlarının sıkıldığını, kendisi kalkıp kurbanını keser ve saçını tıraş ederse ashabının da ona uyacağını söyler. Efendimiz de annemizin tavsiyesini uygular. Aynen dediği gibi olur. Hatalarını anlayan ashab-ı güzîn efendilerimiz, kurbanlarını kesip, saçlarını tıraş ederler.

Ümmü Seleme annemiz alçak gönüllülükte de numunemizdir. Nikahının kıyıldığı ertesi gün, daha yeni bir gelinken şafak vakti un öğütmeye gitmiştir. Efendimiz, ikindi namazından sonra hanımları ziyaret ederdi. Bu ziyarete önce Ümmü Seleme annemizden başlar, en son Aişe annemizi ziyaret ederdi. En büyükten en küçüğe doğru bir sıra gözetirdi.

Ümmü Seleme annemiz birçok önemli olayda Efendimiz’le birlikteydi. Hayber seferinde, Mekke’nin fethinde, Taif muhasarasında, Hevazin ve Sakif gazalarında ve Veda Haccı’nda Efendimiz’in yanındaydı.

Efendimiz’in muhtereme hanımlarının ahrete en son göçenidir Ümmü Seleme annemiz. Hicretin altmış birinci senesinde, seksen dört yaşındayken âlem-i cemâle yürümüştür. Baki’ mezarlığına defnedilmiş, cenaze namazını Ebu Hureyre kıldırmıştır.

Allah ümmet-i Muhammedi Ümmü Seleme annemizin şefaatine nail eylesin.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 14:12
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20