Adnan Büyükdeniz'i nasıl bilirdik?

Al Baraka Türk Genel Müdürü Adnan Büyükdeniz'i Müslüman, iktisatçı ve sanatçı olarak bilirdik!

Adnan Büyükdeniz'i nasıl bilirdik?

Hicaz DemiryoluTürkiye’de faizsiz bankacılığın duayeniydi, Al Baraka Türk’ün Genel Müdürüydü, çok kıymetli bir iktisatçıydı. Hiç şüphemiz yok ki bu toprakların yetiştirdiği önemli bir ilim adamıydı. Bankacı kimliğinin yanında sanatçı yönü üzerinde de durmak gerekir. Al Baraka Türk’ün yayınladığı çocuk kitaplarını herhalde bilmeyen yoktur. Hasan Aycın, Ahmet Mercan gibi önemli kültür adamlarımızın çocuk kitaplarını yayımlıyordu Al Baraka Türk.

 

Mimar SinanKültürel Çalışmaların Mimarıydı

2005 yılından beri Hat Yarışması düzenleyerek geleneksel sanatımızı da canlı tutma amacındaydı Al Baraka Türk. Özellikle hat ve tezhib sanatı eserleri ile süslenen takvimler çok şık duruyordu masalarımızda. Al Baraka Türk Kültür Yayınları içerisinde çıkan bir diğer kültürel eser ise Hicaz Demiryolu Fotoğraf Albümüdür. Batılılara göre gerçekleşmesi zor bir rüya olan ancak 8 yıl gibi kısa bir zamanda tamamlanan, izleri günümüze dek barışa hasret bir coğrafya üzerinde yaşamaya devam eden ve işte bu izlerden yola çıkılarak Polo TV tarafından hazırlanan ve Osmanlı Devleti'nin son yıllarında inşa edilen tarihi Hicaz Demiryoluyla ilgili yüzlerce fotoğrafın yer aldığı kitap, aynı zamanda tarihi bir belge özelliği de taşıyor.  

8292Yine geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Bilge Mimarımız Turgut Cansever’in büyük sanatkar Mimar Sinan’ı kelime ve fotoğraf karelerine taşıdığı kitap da Al Baraka Türk tarafından yayımlanmıştır. Kuşkusuz, yaşayan ve tarihi kültürümüzün zenginliklerini bugünlere taşımayı yaşadığı topluma karşı kendisini borçlu hissedenlerin yapacağı şeyler bunlar. Bütün bunların yanında Aliya ve Cemil Meriç belgeselleri için sponsor olan bir banka Al Baraka Türk.  

 

Yerkürenin Fotoğrafçısıydı

Bütün bunları alt alta sıraladığımızda, bir banka yöneticisinin kültüre verdiği önemi rahatlıkla görebiliriz. İyi bir yönetici olmasının yanında iyi bir fotoğraf sanatçısıydı Adnan Büyükdeniz. 15 yıl boyunca yurtiçi ve yurtdışında yaptığı iş gezilerinde çektiği fotoğraflardan oluşan ‘Yerkürenin Renkleri/Colours of the Globe’ isimli Al Baraka Türk Yayınlarınca hazırlanan bir fotoğraf albümü vardı ve aynı isimle sergiler açtı.  

Adnan BüyükdenizKendisiyle yapılan bir söyleşide fotoğrafa ilişkin düşüncelerini şöyle dile getiriyordu: “Aslında fotoğrafın tanımı için ışığı kullanma sanatı denilebilir. Olayın teknik kısmına bakarsanız nesnelerden yansıyan ışığın yine ışığa duyarlı bir yüzey üzerine düşerek iz bırakması ve bunun fiziksel ve de kimyasal bazı süreçler sonucunda ortaya çıkarılmasıdır. Fakat fotoğrafın tanımı sözkonusu olduğunda genellikle fotoğrafik bir görüntünün ne tür teknik süreçlerden geçerek meydana getirildiğinden ziyade o fotoğrafik görüntüye ne tür anlamlar yüklenildiği ve sözkonusu görüntünün muhtemel yorumları bende ön plana çıkıyor. Ortaya konulan ürün onu ortaya koyan kişinin yaşantısından, hislerinden ve duygularından soyutlanamaz. Böyle olunca da fotoğraf belli bir zaman dilimindeki ışık ve mekanın insanın duygularıyla şekillendirilmesidir, denilebilir. Fotoğrafik görüntüler yaşadığımız gerçeklikleri açıklayıcı bir işlev üstlenirler. İnsanın kendisi ve çevresinde var olana ulaşma-erişme çabasında belki bir araç vazifesini icra ederler. Fakat suret asıl olamayacağından dolayı da aslında bu insanın gerçekliğe kavuşma özlemini dindirmekten öteye gitmez. Işık ve nesnenin bir araya getirilmesine gelince, insan İster istemez zamandan soyutlanamıyor, içinde bulunulan zaman nesneyi nasıl şekillendiriyor ve yoğuruyorsa siz bundan birebir kopuk ve bağımsız bir fotoğraf elde edemiyorsunuz. Nesneyi siz değil zaman şekillendiriyor. Geriye size sadece fotoğraf makinasının size sunduğu birkaç imkanla varolanı güzelleştirmek kalıyor. Yani değişime engel olamıyorsunuz.”

Yerkürenin Renkleri’ne baktığımızda ışığın peşine düşerek zamana şahitlik ettiğini görüyoruz.

 

Yusuf ArmağanYusuf Armağan şöyle söylemişti:

Yusuf Armağan, “Yerkürenin Renkleri” albümü ile ilgili “Ben en çok birkaç yüzyıl evvelinden deklanşöre basılmış hissi veren fotoğrafa takılıp kaldım. Luxor’da Karnak Tapınakları’nda çekilmiş bu fotoğrafta modern zamanlara dair en ufak bir ize rastlamıyorsunuz. Fotoğraf albümünde bu tapınağın temizliğinden mesul ihtiyarın kadim yüzünce ağırlanıyor, İstanbul’un laleleriyle uğurlanıyorsunuz.” diyordu. Gerçekten de Adnan Büyükdeniz’in ifade ettiği yaşamın gerçekliği bu fotoğraflarda kendini gösteriyor…

“Portreler”, “Şehir ve İnsan”, “Hayatın İçinden” ve “Doğanın İçinden” başlıkları altında birbirinden güzel fotoğrafların yer aldığı albümle ilgili olarak Adnan Büyükdeniz önsözde, “

“Bu albüm, umarım kırık dökük düşüncelerimin ve duyuşlarımın vaat ettiğinden daha çoğunu görmenizi, duymanızı, düşünmenizi, düşlemenizi sağlar” diyerek önsözü noktalıyor. Kimbilir belki de bu albüm Adnan Büyükdeniz’in son düşüdür.

Ekonomideki öncü  duruşunu, kültür ve sanata katkılarını hiç unutmayacağız. Mekanın cennet olsun. Başta ailesinin, Al Baraka Türk camiasının ve hepimizin başı sağolsun.

Not: Adnan Büyükdeniz’in cenazesi 20 Ekim 2009 Salı günü Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde kılınacak öğle namazını müteakip Yeni Çekmeköy Mezarlığı’na defnedilecektir.

 

E.Fatih Bilge haber verdi.

Güncelleme Tarihi: 24 Ekim 2009, 11:04
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yusuf Demir
Yusuf Demir - 10 yıl Önce

Adnan Büyükdeniz'i birebir tanimak nasip olmadi, ama onu taniyanlardan dinledik okuduk...Ülkemizin onemli bir kiymetiydi...Iz birakarak dar-u bekaya seyreyledi.Mekani cennet olsun...

banner19

banner13