Adem: Uzaklara gönderdiğimiz vicdanımız!

Adem’in, belgesel çekimindeyken kaçırıldığı söylenen Suriye karakışından çıkarılması “Bu Ülke”nin boynunun borcudur.

Adem: Uzaklara gönderdiğimiz vicdanımız!

 

Ahmet Kaya’nın “Beni Bul Anne” şarkısını dinliyordum Asım Gültekin’le telefonda konuşurken. Birden “Adem kaçırılmış!” dedi. “Adem Özköse mi?!” dedim şaşkınlıkla. “Evet. Suriye’ye gitmiş. Dört gündür haber alınamıyormuş.” dediği sırada “iki yanımda iki polis/ellerim kelepçede” diyordu Ahmet Kaya.

Adem Özköse kimdir?

Müslüman adamdır. “Benim olan günahlarımdır; şan ise Allah'a aittir...” diyebilen yürekli ve cürmüne sahip çıkan bir insandır. “Çocukların öldürüldüğü dünyada biz yaşamasak da olur” duyarlılığında, sınır tanımaksızın zulmün olduğu coğrafyalara gidip masum insanların dili olmuş cesur bir gazetecidir.

Adem'den dört gündür haber alınamıyor!Adem Özköse

Arap Baharı’nın(!) ulaşmadığı, karakışın geçmediği Suriye’de bir yerlerde.

Adem, zulmün kara yüzünün resmini çeken gazetecilerin öldürüldüğü bir ülkede şimdi nerede?

Fatih’te, At Pazarı Meydanı ve çevresindeki bir çok genç, “Adem Ağabey geliyor!” denildiğinde üstüne başına çeki düzen verir, ayaklarını toplarlar; uzaklardan, kardeşlerden, mağdur ve mazlumlardan haber getiren Adem Ağabeyleri karşısında pür dikkat kesilirler… Şimdi o gençler, “Adem Ağabey şu köşeden çıkıp gelse, 'Suriye’de savaş bitti arkadaşlar!' dese" diye umutla bekliyorlar.

Karşısında bir devlet bile olsa durmadı

“Bir camiye, mescide girdiğimde namaz kılan gençleri seyretmek beni çok mutlu ediyor. Namazına önem veren, bu kirlenmiş çağda günahlara karşı namazı kendine kalkan kılan her gencin alından öpmek gerek...” Bu cümlelerden de anlaşılacağı gibi Adem, topyekûn coşku demek, kardeşlik demektir. Müslümanların günde beş defa gerçekleştirdikleri yenilenme ve arınma eyleminin yanına Adem “sefere çıkma” eylemini de katmış ve her gittiği yerde alnı secdeli genleri, hakikat arayışçılarını, hikmet sevdalılarını bulmuştur. Onun otostopu her zaman için cennete ve cemaate doğruydu. Bu yüzden mi kayboldu? Bilmiyoruz.

Suriye’de katliam haberlerinin ve başkaldırı seslerinin yükselmesiyle birlikte evet, Adem ayağa kalktı ve “mazlum Suriye halkının yanındayım!” dedi. Yazılarında, demeçlerinde, TV programlarında açık bir şekilde “Suriye ordusunun halkına zulmettiğini” yazdı-söyledi. İran düşmanı olmakla suçlandı. Kardeş Suriye devletine karşı kışkırtıcılıkla suçlandı. O, gözü karaydı ve karşısında bir devlet bile olsa durmadı, o devletin tam yanına gitti. Can, Allahındır. Emanettir. O, imanıyla ve kardeşliğe olan, cemaate olan Adem Özkösegüveniyle yürümekten vazgeçmeyen bir refik. Söylediklerini, birçok köşe yazarı gibi görünmez duvarlar ardında söyleyip saklanmıyor. Bu bir zaaf mı? Hayır, ama bir tedbirsizlik. Mühim değil. Zira bazı tedbirsiz hareketler kaderin ortaya çıkması içindir.

Adem, uzaklara gönderdiğimiz vicdanımızdır, sahip çıkalım

Oriana Fallaci’yi okuyanlar bilenler hatırlayacaktır; gözüpek bir gazeteci ve devrimciydi, 11 Eylül’e kadar. Zaten mühim olan da o tarihe kadar icra ettikleriydi. Mesela şu: Orianna Fallaci Suriye’de bir yerlerde kaybolmuş, haber alınamıyor olsaydı İtalya ya da insan hakları örgütleri ne yapardı? Eminim durdukları yerde durmazlardı. Zira, Orianna sadece bir gazeteci değil; başkalarının kanı için Meksika’da kendi kanının akmasını görendi. Haberci değil; “umut var!” diyen sesti.

Adem, her gittiği yerden “umut” getirmiyor mu bize?!

Mavi Marmara’da şehit olan insanlarımızın kanları Akdeniz’de bir hayalet gibi dolanıp duruyorlar. Sahipsizler mi? Asla. Ama Mersin açıklarından bakarsanız oralarda bir yerlerde birer ışık şavkıması gibi durup durmakta olduklarını, bir şeyleri beklediklerini görürsünüz. O şehitlerin sesleri kesilmez; hatta birçok diriden daha gür çıkmaktadır sesleri. Adem, o gemideki şehitlerin her haliyle kardeşi. Ölülerimize sahip çıkamıyoruz; Adem’e sahip çıkalım! İyi bir insan olduğu, dertli olduğu, ümmet için kaygılandığı, katledilen masumlar için dilini ve ayaklarını ve yüreğini ve canını ortaya koyduğu için… Yani illa bir sebep mi istiyorsunuz? Adem kaybolursa uzaklardaki mazlumların ve diriliklerin haberlerini getirenler azalacak ve belki bir daha başımızı kaldırıp uzaklardaki kardeşlerimizi ve vicdansızlıkları göremeyeceğimiz için Adem’in belgesel çekimindeyken kaçırıldığı söylenen Suriye karakışından çıkarılması “Bu Ülke”nin boynunun borcudur. Çünkü Adem, uzaklara gönderdiğimiz vicdanımızdır!

 

Mansur Yılmaz, yüreğini Suriye’de kaybolan kardeşlerinin yanında bıraktı

Güncelleme Tarihi: 30 Mart 2012, 19:06
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatih Demir
Fatih Demir - 7 yıl Önce

Müminlerde fikir var, celadet yok. Bir softa cahil cesareti değil eblet kastım. Mümin celadet sahibi olmalı elbet. Sevgili özköse'de bunu gördüm diyebilirim. Allah bu yiğit evladımızı aramıza göndedirir İnşaAllah.

Canan Kaya
Canan Kaya - 7 yıl Önce

bir de hamit coşkun var tabi...

mehmet kamil
mehmet kamil - 7 yıl Önce

adem yiğit adamdir merak etmeyin siz kendiniz için dua edin onu da unutmayın. sübhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim vallahu ekber velillahil hamd

başkalarının duası
başkalarının duası - 7 yıl Önce

mehmet kamil için de dua edelim.Allah ayar versin dillere diye.ne şimdi bu?!iki kardeşimiz zalim elinde ve dua ediyor insanlar masumca; birtileri allahın garantörü gib, klibrin diliyle "siz kendinize dua edin" diyor. hayrı ve şerri bilen Rahmandır!Çok mu garantiye aldın kendini Mehmet kamil; torğip mi var, haber mi geldi ötelerden?

fatih yavuz
fatih yavuz - 7 yıl Önce

Adem abiyi Allaha emanet ettik biz Allaha emanet ettin mi bir daha görürsün emanet ettiğin kişiyi Allahın izniyle tekrar görüşürüz Adem abiyle Hamiti tanımıyorum ama o da lazım bize (YÜREKLİ MÜSLÜMANLARA İHTİYACIMIZ VAR).

banner19

banner13