Acının, zulmün şahidi şair: Arif Ay

O, Sezai Karakoç’un ifadesiyle ‘büyüyüp de çocuk kalan’ bir şairdir. Çocukluğun altın ikliminden rüzgârlarla çıkagelir şiire.

Acının, zulmün şahidi şair: Arif Ay

 

Onu ilk kez Dosyalar isimli şiir kitabıyla tanıdım. Kısa cümlelerle koskoca dünyalar kuruyordu şiiriyle. Onun şiirleri karlı bir dağdan uçsuz bucaksız bir ovaya düşen çığ gibi düşüyordu kalbe. O, çırılçıplak kelimeleri alıyor, daha sonra onları en güzel mana esvaplarıyla giydiriyor ve gönderiyordu şiir vitrinine. O ki Arif bir kalple kamer misali doğmuştu edebiyat göğünde.

O uzun bir yürüyüşün adamıdır. Sıratı müstakiym çizgisinden şaşmayanlar için ezel bezminde atılan varlık okunun saplandığı bir hedeftir onda hakikat. O, firesiz aşkların yalın ayak koşucusudur. Müslüman bir evren görüşünün kalbinden seslenir okuyucuya. Onda kelimeler kanatları tutuşmuş bir kelebek gibi çıkar gelir. Anadolu’nun esmer yüreğini taşır kalbinde. Kitapların arasında her gün yeniden yazılan bir dünya kurmuştur.Arif Ay

O, âlemi bir kitap gibi okumanın rahlesine diz çökmüştür. İlk vahyin indiği mağaradan ışıklarla doldurur kovasını ve Asr-ı Saadet’in kanatlarıyla pervaz eder geçmiş zamandan gelecek zamanlara. O, kâinatı dolduran ilahî bir nağmenin sesini mırıldanır sessizce. Şeytanî tegannilere çoktan tıkamıştır kulaklarını. Kalbini bir ayna gibi parlatmıştır nur dağından gelen ışığa.

Arif Ay’ı yazmaya iten en önemli sebep sorumluluk bilincidir

Arif Ay, insanlığın binlerce yıllık birikimini hakikat ışığında seyreden bir şairdir. O, dünyanın gelip geçici olduğunu bilir ve zamana ve mekâna karşı tavrını buna göre alır. Kalbini bağlamaz dünyaya. Ona göre en büyük problem insanın Allah’tan kopuşudur. Allah’tan kopan insan sadece kendinin değil, tüm tabiatın dengesini bozar. Yaratıcıdan kopuk bir zaman ona göre ölü zamandır. O, yaşadıklarını yazan, yazdıklarını yaşayan bir şairdir. Hissetmediklerini yazmaz. Şairi yazmaya iten en önemli sebep sorumluluk bilincidir. Onun şiirleri iki nehirden çağlar. Birincisi, hayatın ona yansıyan yüzünden ve benliğindeki derin aşktan kaynağını alır. İkincisi, başkaldıran, muhalefet eden, öfkelenen yanından beslenir ve Fırat ve Dicle gibi şiirinin “şattularab”ında birleşir.

Arif Ay şiirlerinde yalın bir söyleyiş, halk şiirinin imkânlarından yararlanış ve bu arada klasik şiir geleneğimizi bu yeni dönemlere taşıyış söz konusudur. İmaj ve imge açısından bakıldığında geniş bir hayal gücü ve yepyeni buluşlarla şiir ırmağında gürül gürül çağladığını görebiliriz. O, Yûnus Emre’nin ve Karacaoğlan’ın nefesini hissettiren bir şairdir. Şiirler, arka planında insan olan şiirler olduğu için yapaylık görmek mümkün değildir. İkinci yeni şairlerinden direkt etkilenip onları körü körüne taklit etmek yerine kendi tarzını kurmaya çalışması onun ayırt edici vasfıdır.

Şuurumuzu uyuşturduğu için zulüm olduğunu bile anlamadığımız zulümlere isyan eder

Şairimiz meselelere bir uygarlık zaviyesinden bakar ve yeniden inşâ edilecek İslam medeniyetinin kaldığı yerden koşusuna devam edeceğine inanır. O, “yazdıklarımın hesabını verebilecek miyim” diye Arif Aydüşünen ve bedelini ödeme kaygısı içinde olan bir şairdir. Şiirinde insanın değişmeyen özünü yakalamaya çalışır. Ona göre şiir bu özü yakalarsa insanla bütünleşebilir ancak. O, ekmeğine inancı ve sabrı katık ederek yaşar. O, Sezai Karakoç’un ifadesiyle “büyüyüp de çocuk kalan” bir şairdir. Çocukluğun altın ikliminden rüzgârlarla çıkagelir şiire.

Şair, modernitenin kaybettirdiklerinin kazandırdıklarından daha çok olduğunu, insanın kendine dönmesi gerektiğini, teknik karşısında insanlığımızı kaybetmemizi savunur. Arif Ay şiiri, ideolojisi olan, metafizik ve toplumcu yanı güçlü olan bir şiirdir. O, şiiri, nefsini tatmin etmek için değil, bir meselesi olduğu için yazar. Kalbi Müslümanların yaşadığı ortak acılar için çarpar. Umursamazlığın kirli mendiliyle yüzünü kapatıp nemelazımcılık oynayanlardan değildir.

O, mazlumların yanında, zalimlerin karşısında durmanın şairidir. Arif Ay, beynimizi ve kalbimizi işgal eden modern putları birer birer kırmaya çalışır. O, emeğin ve adaletin yanında bir şairdir. Adı henüz konmamış zulümlere, şuurumuzu uyuşturduğu için zulüm olduğunu bile anlamadığımız zulümlere isyan eder.Arif Ay

Dizesinin başı Bosna, sonu Bağdat’tır

Artık, tüm yoksullar için/ Kervanı vurmak gerek” diyerek bu isyanını dile getirir. O, tarihi bir insanlık laboratuarı olarak görür ve onun aynasından yansıyanları en güzel öngörülerle şiirine yansıtır. Gam yükünün kervanı gelir ve binbir derdi binbeşyüz olur şairin.

Şairimiz rantiyeciliğin karşısında ve alın terinin yanında bir şairdir. Kapitalist sistemin bir ahtapot gibi kollarını her şeye uzattığı dünyaya karşı direnmeyi tavsiye eder. Onun kelimeleri güneşli bir günde aniden bastıran yağmur gibi sırılsıklam eder düş caddelerini. O, Maraş’ın, Erzurum’un, Rize’nin, Dersim’in, umudunu kaynatır gönül tenceresinde. Ve onda zulüm bir kara dipnot olarak düşürülür tarihe.

Onun heybesinde şehirler birikir. Irmaklar sınırlarını kaldırır karaların. O, Bosna’nın ağıtını haykırır dünyaya. Bağdat’a düşen bombalar onun da sinesinde patlar. “Müslüman Müslümanın derdine sahip çıkmalı, Müslüman Müslümanın derdiyle dertlenmeli” anlayışının penceresinden bakar kâinata. En güzel ümitlerle çağrılan fecirde yoğrulacak bir kutlu yapıda, O da dirilişi gözlemektedir. Bengisu kaynayacak ve çağlayacaktır.

Arif Ay fotogalerimiz için buyurun.

Mehmet Baş bir şaire işaret etti

Güncelleme Tarihi: 30 Mart 2012, 19:04
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
mustafa aydoğmuş
mustafa aydoğmuş - 7 yıl Önce

bu değerli şairle ilgili tespitler için sağolun. arif ay kıymeti bilinmesi gereken bir şairdir.

ÖKKEŞ KUL
ÖKKEŞ KUL - 7 yıl Önce

Şiirleri edebiyatımızın müstesna ürünlerindendir. Şahsına gelince: işte adam gibi adam diye ben ona derim. Günümüzde nadir rastlanan bir edep ve ahlak anıtıdır.Ha, bakın, dergisinin (dergimizin) adı da EDEP. Ona selam olsun, selametle ve selamette kalsın.

banner19

banner13