104 yaşındaki Ali Yıldırım Hoca oradaydı

Şeyh Raşid Camii ve Evrensel Hafızlar Derneği İstanbul Şubesi tarafından bir düğün salonunda güzel bir etkinlik yapıldı.

104 yaşındaki Ali Yıldırım Hoca oradaydı

 

Ülkemize has olan ve uygulamada bir aya yayılan Kutlu Doğum Haftası, Peygamber Efendimiz’i anmak ve anlamak adına bize bazı imkânlar sağlıyor. Kutlu Doğum Haftası vesilesi ile binlerce mekânda milyonlarca insanımız, Efendimiz’in insanlığa sunduğu ilahi mesajlarla bir kez daha buluşuyorlar ve yine bu vesile ile Efendimiz’in örnekliği birçok kereler gündemimize geliyor. Bu bakımdan bu faaliyetlerin genel itibari ile hayırlı faaliyetler olduğunu söyleyebiliriz.

Nasıl mücahit bir Müslüman olunur?

Ancak bu hayırlı faaliyetleri düzenlerken bazı hususlara da dikkat etmemiz gerekiyor. Bu programlarda Efendimiz tanıtılırken onu salt bir “sevgi elçisi” olarak göstermemeye, onun cihat, mücadele ve cesaret gibi birçok boyutunu bir arada ele almaya özen göstermeliyiz. Kuşkusuz ki Efendimiz bir rahmet ve sevgi Peygamberi olduğu gibi bir cihat Peygamberidir de… Dolayısıyla onu anmak ve anlatmak için yapılan bu faaliyetler, nasıl mücahit bir Müslüman olunur noktasında da bize bir ufuk açmalıdır.

Kur’an’la irtibatlı bir şekilde Efendimiz’in hayatı işlenmeli

Diğer bir husus; bu etkinliklerde Efendimiz’in hayatı işlenirken, mutlaka Kur’an’la irtibatlı bir şekilde bu yapılmalıdır. Yani onun ahlakının Kur’an ahlakı olduğu vurgusu çerçevesinde bu konu işlenmelidir. Anlatılanlar sadece duygusal boyutta kalmamalı, bir iman bilinci ve bir Kur’an şuuru oluşturacak tarzda anlatılmalıdır. Sadece kalplere değil hem kalplere hem de bilince hitap eden bir yöntem benimsenmelidir. Bu programlara katılanlar da ah çekmekle, iç geçirmekle, gözyaşı akıtmakla kalmayıp bunları iman şuuru olmadan yapmanın hiç bir kıymetinin olmadığının idrakine varmalıdır.

Ali Yıldırım Hoca da orada idi

Geçtiğimiz günlerde Şehremini’ndeki Şeyh Raşid Camii ve Evrensel Hafızlar Derneği İstanbul Şubesi ortaklaşa olarak bir düğün salonunda bu bahsettiğimiz hassasiyetlere uygun bir kutlu doğum etkinliği gerçekleştirdiler. Yoğun katılımın olduğu program, hem bilince hem de kalbe hitap etmesi yönüyle takdire şayandı. Programın şeref konuğu ise Beşiktaş Yahya Efendi Camii’nin emekli imam hatibi yüz dört yaşındaki Ali Yıldırım Hoca idi.Osman Gülşen ve Ali Yıldırım Hocalar

Akşam namazından sonra Şeyh Raşid Camii’nde yapılan hatim duasından sonra, davetli hocalar ve hafızlık talebeleri ile birlikte akşam yemeğine geçildi. Yemeğin ardından güzel sesli bir hafız kardeşimiz etkileyici bir ezan okudu ve yatsı namazı Şeyh Raşid Camii’nde eda edildi. Namazdan sonra camii cemaatiyle birlikte mahallenin düğün salonuna geçildi.

Maç olsaydı gelir miydiniz?

Hafız Sinan Arslan Hoca’nın sunumunu yaptığı programda ilk olarak Topkapı Çinili Camii imam hatibi Ahmet Yüter Hoca kardeşlik konulu bir şiir okudu. Şiirden sonra Sümbül Efendi Kur’an Kursu talebeleri birbirinden güzel ilahiler seslendirdiler. Ardından Şeyh Raşid Camii imam hatibi Osman Gülşen Hoca açılış konuşmasını yaptı. Yapmış olduğu konuşmasında; Efendimizi her vesile ile anlatmamız gerektiğini ve onun daha iyi anlaşılması için elimizden gelen bütün gayreti göstermemiz gerektiğini ifade etti.

Programın biraz geç bir saatte olmasından dolayı bazı ufak eleştiriler aldığını söyleyen Osman Gülşen Hoca bu konuda latifeli bir şekilde; “Bir futbol maçı olsaydı, hele hele bir derbi maçı olsaydı çok geç saatte de olsa acaba kardeşlerimiz gelirler miydi?” sorusunu yöneltti.

Kardeşlik ruhundan uzaklaştık mı?

Efendimiz’in dünyayı teşrif etmesinden yüzlerce yıl sonra onun için bu mekânda bir araya gelmemizin çok anlamlı bir davranış olduğunu ifade eden Osman Gülşen Hoca, şu hadis-i şerifi anlatarak sözlerini bitirdi: Bir gün Efendimiz; “Kardeşlerime selam olsun” diye buyurdular. Oradakiler dediler ki: “Biz senin kardeşiniz değil miyiz?“ bunun üzerine Efendimiz şöyle buyurdu: “Siz benim eshabımsınız, dostlarımsınız ama benim kardeşlerim sizden sonra gelecek olanlar. Beni görmedikleri, halde, benim getirdiklerimi kabul edip onun üzerine yaşayacaklar.”

Osman Gülşen Hoca’nın konuşmasının ardından Fatih Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Sümer Bey kısa bir selamlama konuşması yaptı. Kardeşliğin sadece aynı anne babadan doğmak demek olmadığını ifade eden Hasan Sümer Bey, aynı zamanda hepimizin İslam kardeşi olduğumuzu söyledi. “Kardeşlik hukukunu yaşatmış olsaydık sosyal ve ekonomik sorunlarımız olmazdı. Kardeşliğin ruhundan uzaklaştığımız için bugün maddi ve manevi buhranlar yaşıyoruz” dedi.

Emrullah ÜzümÇocuklarımızı camiye alıştırmalıyız

Hasan Sümer Bey’in konuşmasından sonra söz alan Fatih Müftüsü Emrullah Üzüm Hoca ise Efendimizin hayatından bazı kesitler anlatarak başladığı konuşmasında şunları söyledi: “Efendimiz farz bir namazı kıldırırken secdeyi uzatmış, eshab-ı kiram herhalde vahiy meleği geldi diye düşünmüşler. Namazın sonunda eshab-ı kiram; ‘Ya Resulullah siz secdeyi hiç bu kadar uzatmazdınız? Cebrail aleyhisselam mı geldi?’ diye sorunca Efendimiz buyurmuşlar ki; ‘Hayır Cebrail aleyhisselam gelmedi, çocuk başımın üstüne oturmuştu da onun inmesini bekledim.’ İşte Efendimiz için çocuk bu kadar değerliydi, onu mübarek eliyle çekip, indirebilir ve secdeden kalkabilirdi ama öyle yapmadı. Ama bugün öyle bir zaman oldu ki hurafeler sünnetin yerini alınca çocuklarımızı camilerden kovar olduk. İnşallah çocuklarımızı 0-4 yaş grubunda camilerimizle buluşturabilirsek, yirmi yıl sonra ümmetin namaz ve ahlak problemini konuşmuyor oluruz.”

Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşinize yardım edin

Kardeşliğin bir gereğinin de zalim de olsa mazlum da olsa kardeşimize yardım etmek olduğunu söyleyen Fatih Müftüsü Emrullah Üzüm Hoca sözlerine şöyle devam etti: “Eshab-ı kiramdan birisi bir hatasını düzeltemiyor, Efendimiz’in huzuruna getiriyorlar. Oradakilerden onu kınayanlar oluyor. Efendimiz ise o kusurlu kişiye çok şefkatli bir şekilde davranıyor ve oradakilere de buyuruyor ki: ‘Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşinize yardım edin.’ Yani bir kimse kusur işlediyse ve zalim olduysa, onu o zulümden alıkoymaya çalışarak ona yardım etmemiz isteniyor. Mesela etrafımızda görüyoruz, alkol satanlar var, kendilerine zulmediyorlar, haram kazanıyorlar, çocuklarına da haram yedirmiş oluyorlar. O kardeşlerimizi sevelim ve onlara dua edelim. Ve tabi onlara bunun kötülüklerini de anlatalım. Bu sayede inşallah bir bakarsınız bu zulümden vazgeçerler.”

Anmayı değil anlamayı nasip et

Müftü Bey’den sonra programın konuşmacısı araştırmacı yazar Hasan Hafızoğlu Bey söz aldı. Kendisi Kur’an’ı anlamak ve hayata geçirmek bağlamında kardeşlik konusunu işlediği konuşmasında Kur’an ve kardeşlik bilincine dair anlamlı mesajlar verdi.Hasan Hafızoğlu Hoca

Hasan Hafızoğlu Bey; “Resulullah aramızda olsaydı ne konuşurdu?” diye kendi kendine sorduğunu ve bu soruya Hz. Aişe’nin “Bize Resulullah’ın ahlakından bahset” diyenlere verdiği; “Siz Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kur”an’dı” şeklindeki cevabıyla alaka kurarak cevap bulduğunu, Peygamberimizin hayatı için birinci kaynağın Kur’an-ı Kerim olduğunu, dolayısıyla Resulullah’ı anmaya ve anlamaya çalışan Müslümanların Kur’an okumaları gerektiğini söyledi.

Kur’an okumanın lâfzî bir okumadan ibaret olmadığını söyleyen Hasan Hafızoğlu Bey, onu anlayarak, düşünerek, tefekkür ederek okumamız gerektiğini ifade etti. Bazı kimselerin; “İyi de hocam biz Kur’an’ı anlayamayız ki?” dediğini söyleyen Hasan Hafızoğlu Bey buna şöyle cevap verdiğini söyledi: “Hâşâ Allah Kur’an’ı yanlış yere mi indirdi? Anlayamayacağımız bir kitap mı indirdi Cenab-ı Allah? Bizi Kur’an’ı anlayamayacak bir tarzda mı yarattı? Kur’an ‘Ya eyyühen nas’ diyor. Yani “Ey insanlık ailesi” Böyle dediğine göre, bu kitabı tüm insanlığı muhatap alıyor. ‘Ben açık bir kitabım’ diye de birçok yerde yemin ediyor. Hepimiz samimiyetimiz ölçüsünde, hepimiz kapasitemiz ölçüsünde, hepimiz Kur’an’a olan sevgimiz ve saygımız ölçüsünde onu anlarız. Onun bizim kitabımız olduğunu bilerek bir rahmet olarak nüzul olduğunu bildiğimiz zaman Kur’an kendisini bize açar zaten…”

İkbal o zaman Kur’an’ın tadını almış

“Rabbim bana mesaj gönderdi, ben bunu okumalıyım ve anlamalıyım” diyerek Kur’an’a yaklaşmamız gerektiğini söyleyen Hasan Hafızoğlu Bey, bu şekilde Kur’an okuduğumuz zaman Peygamberi de en güzel şekilde anlayacağımızı ifade ederek Muhammed İkbal ile ilgili bir anekdot anlattı. Lise yıllarında her gün iki sayfa Kur’an okuyan Muhammed İkbal’e babası bir gün; “Ne yapıyorsun” demiş. O da, “Kur’an okuyorum” demiş. Babası da; “Oğlum Kur’an sana nazil oluyormuş gibi oku. Rabbin seninle konuşuyormuş gibi oku” demiş. İkbal o günden sonra Kur’an’ın tadını almaya başlamış.

Üç kategoride kardeşiz

Kardeşliğin bizim sosyal tevhidimiz olduğunu, tevhidin sosyal karşılığının kardeşlik olduğunu, vahdetin de kardeşliğin en kapsamlı ifadesi olduğunu söyleyen Hasan Hafızoğlu Bey şu üç kategoride kardeşliği ele alabileceğimizi söyledi: Birincisi; Varlık kardeşlerimiz… İkincisi insan kardeşlerimiz. Üçüncüsü de İslam kardeşlerimiz…

Tüm mahlukat bizim kardeşimiz olduğunu, bütün kainatın Allah’ın rahmetinin tecellisi olduğunu, her şeyin aynı rahmetin tecellisi olduğu için kardeş olduğunu söyleyen Hasan Hafızoğlu Bey, taşa toprağa kardeş olarak yaklaşabilmemiz ve onlara kardeş muamelesi yapmamız gerektiğini söyledi. Bir Müslümanın ufkunun böyle olması gerektiğini çünkü Peygamberimizin bunu yaptığını ifade eden Hasan Hafızoğlu Bey, bunu Efendimiz’in Uhud Dağı’na çıktığı zaman söylediği; “Uhud bir dağdır ama o bizi sever biz de onu severiz“ sözü ile izah etti.

Varlıkla nasıl kardeş olunur?

Efendimiz’in tabiatla nasıl kardeş olduğunu şöyle anlattı: “Efendimizin ne zaman bir kır gezisine çıksa iki rekat nafile namaz kılardı. O güneşi, o havayı, o dağı, o toprağı kulluğuna şahit kılardı. Bir gün yağmur yağıyordu; ellerini o yağmur damlalarının altına tuttu o mübarek Nebi… ‘Ey Allah’ın resulü ne yapıyorsun’ dediler. ‘O yağmur damlalarının Allah’la olan ahdi benden daha taze, bu tazeliği hissetmek istiyorum’ dedi. Yağmur damlaları ile Peygamberin ilgisine bakın. Onun için biz suya sıradan bir su gibi bakmayız. Taşa da taş diye bakamayız. Onu Allah’ın bir ayeti olarak görürüz. Yerde ve gökte olan ne varsa hepsi Allah’ı tespih eder; bu bilinçle bakarız. Yine bir seferinde ‘Ya Ebu Zer güneş ne yapıyor?’ buyurdular. Ebuzer radiyellahü anh; ‘Ey Allah’ın Resulü sen daha iyi bilirsin’ dedi.  Efendimiz; “Güneş şu anda Rabbine secde ediyor Ya Ebazer” buyurdu. Güneşin batışını Rabbine secde olarak okuyan bir Peygamber…

Tüm insanlar da kardeşimizdir

İkinci kategoride bizim insan kardeşlerimiz olduğunu söyleyen Hasan Hafızoğlu Bey, Hz Ali’nin Mısır Valisi Malik bin Eşter’e yazdığı mektuptaki şu çarpıcı ifadelere dikkat çekti: “Yönetimin altındaki zayıf kimselere iyi muamelede bulun. Kim olursa olsun ayırma. Çünkü onlar ya senin insanlıkta eşin ya da dinde kardeşindir.”

Bu kardeşlik kategorilerinin birbirini gölgede bırakmadığını ifade eden Hasan Hafızoğlu Bey son olarak İslam kardeşliğinin önemine değindi. Yeryüzündeki zulmün ortadan kalkması ve ümmet olarak kendimize gelmemiz için mutlaka İslam kardeşliği bilincinin yayılması gerektiğini söyledi.

Programın sonunda Şeyh Raşid Camii imam hatibi Osman Gülşen Hoca ve Evrensel Hafızlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Mustafa Cumhur tarafından hafızlık talebelerine hediyeleri takdim edildi. Programın ertesi günü ise cemaate çok güzel Kur’an-ı Kerim mealleri, dua kitapları ve diğer hediyeler dağıtıldı.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 24 Eylül 2013, 13:51
YORUM EKLE

banner19

banner13