banner17

Yayınevleri şiir kitabından kaçmamalı!

Yayınevleri şiir kitabı basma konusunda neden isteksizler? Hangi yayınevi şiire ne kadar yer vermiş?

Yayınevleri şiir kitabından kaçmamalı!

 

Yayınevleri neden şiir kitabı basmaz? Bu sorunun cevabını yayıncılar versin isterim. Ama birçok zihni meşgul eden, etmiş veya edebilecek bir soru bu aynı zamanda. Belki daha önceden değinen/ler olmuştur. Ama değinilmişse de gündemde tutulması gereken bir konu olduğu düşüncesindeyim. Ortada bir sıkıntı var ve bu sıkıntının temelinde de yayınevi editörlerinin tutum ve davranışları yatıyor sanki. Şiirle olan akrabalığımız her gün biraz daha zayıflıyor ve bu süreç bizi hızla şiire yabancılaşma aşamasına doğru götürüyor. Böyle bir yabancılaşmanın -inşallah-  gerçekleşmeyeceğinden emin olmakla beraber, şiirle zayıflayan bağımızın da rahatsız edici bir boyuta ulaşmasından korkuyor ve tedirgin oluyorum.

Ticaretten şiire sıra gelecek mi?

Yayıncılığın ticarî bir sektör olduğundan hiçbirimizin şüphesi yoktur. Yayınevlerinin birçoğunun tamamen ticarî kaygılarla basılan -çok satan-  kitaplarından, akademik ve satış garantili kitapları bastıklarından da kimse bihaber değil. Hal böyle iken edebî eserler ve bu edebî eserler içinde “şiir” kitapları kapı dışarı edilmiş halde duruyor. Eskilerin günlük konuşma ve muhabbet dili, birçok sözlü anlatının ve geleneğin aktarıcısı olan şiir, bugün tamamen ticarî kaygılardan kaynaklanan sebeplerle görmezden geliniyor, üçüncü sınıf bir muamele dahi görmüyor. Bu da bize bir şeyler söyleme fırsatı veriyor diye düşünüyorum. Hiç değilse soru sorma hakkımız vardır, çünkü yayınevlerinin devamlılığı bize bağlı. O yüzden değerli kardeşim, ben bir okur olarak sorumu sormak istiyorum. Sen de sor. Yoksa birkaç kişisel gayret de olmazsa şiir okuyamayacağız, haberin olsun.

Benim sorum şu: “Değerli yayınevi editörü, şiir kitaplarınız nerede?” Mademki sizin muhatabınız, kitaplarınızın alıcısı ve yayınınızı devam ettirmenizdeki baş aktör benim, o halde sorumun cevabını verin lütfen.

Şiir kitapları bekliyoruz. Şiir kitaplarının satmadığı iddiasıyla bu kitapları basmamanız bizi kızdırıyor. Sizin bu tavrınız yüzünden yıllardır dosyaları ceketinin iç cebinde geziyor şairler. Böyle giderse tüm şairlerin dosya isimlerinden oluşmuş uzun listeleri ve bilgisayarlarda unutulmuş külliyatları olacak. Ve siz, sayın yayınevi sahipleri ve editörleri, bundan hiçbir zaman haberdar olmayacaksınız. Biri bu konuyu açtığında da “bir dakika” deyip kulaklarınızı parmaklarınızla tıkadıktan sonra “evet, şimdi söyleyin” diyeceksiniz belki. Yanılıyor olabilirim; ama son yıllarda hep böyle yaptığınızı düşünüyorum. Bu durumu yakın zamanda yayınla/ma/dığınız kitaplar üzerinden örneklerle anlatmak istiyorum. Ve birkaç yayınevinin adını da zikretmenin faydalı olacağını düşünüyorum.Cahit Koytak

Timaş’ın en iyi işi Cahit Koytak şiirlerini basması oldu

Timaş Yayınları ile başlamış olayım. Üç bine yakın iyi-kötü kitap basmış ve geniş bir dağıtım potansiyeline sahip olan Timaş’ın son yıllarda yaptığı en iyi iş şüphesiz Cahit Koytak külliyatını basması oldu. Birçoğumuz acaba bir şiir dizisi mi başlayacak diye ümitlendik. Ama öyle bir şey olmadı. Bir tane Cafer Keklikçi kitabı, bir tane de Fatma Çolak kitabı ile şimdilik durdurdular şiir basma işini. Birkaç şair transfer edip onların kitaplarının tekrar baskılarını yaptılar. İsmi geçen bu birkaç kişi dışında şair gör/e/mediler herhalde ki başka şiir kitabı da basmadılar. Böylelikle daha fazla zarar da etmemiş oldular şiir kitabı basarak. Gerçi Cahit Koytak kitapları ikinci baskıyı yapıyor. Ama eğer mesele tamamen ticarî sorunlardan kaynaklanıyorsa, biz biliyoruz ki Timaş Yayınları on tane şiir kitabı bassa ve bu kitaplardan bir tane dahi satamasa, bu kitaplardan kaynaklanan zararı –yazarını tahmin edebileceğiniz- bir kitapla karşılayabilir, hatta kâr bile elde edebilir. Ama edebiyata ve özellikle şiire böyle bir hizmet olur mu, bunu kestirmek gerçekten çok zor.

Bu Nesil varken de şiir eksik

Nesil Yayınları’dan bahsetmek istiyorum ikinci olarak, en az Timaş kadar kitap basmış ve bir o kadar da geniş dağıtım ağı bulunan. Her ne kadar edebiyat eserlerini çok fazla Nesil etiketiyle göremiyor olsak da, nice kitaplar bastıklarını biliyoruz roman başlığı altında. Şair taifesine iyi bir destek verme gücü pekâlâ var Nesil Yayınları’nın da. “Nesil Şiir” diye bir seri başlatsalar fena mı olur? Ve eğer Nesil’de de ticarî kaygılardan ötürü şiire yaklaşılmıyorsa, yine biliyoruz ki ilk baskısı yüz binler olan bir kitap belki de eşittir yüz şiir kitabına. Bunu herkes de bilir. “Nesil olmasaydı bir şeyler eksik kalabilirdi”; ama Nesil varken de şiir eksik bu da böyle biline.

Cafer TuraçSessiz Redifler’i yanlışlıkla mı bastılar?

İz Yayınları’na baksak ve hemen şu soruyu sorsak: Cafer Turaç kitabı yanlışlıkla mı basıldı? Sessiz Redifler ne güzel bir tasarımla çıkmıştı. Düşünsel ve felsefî kitaplarını okuduğumuz İz Yayınları, böyle güzel bir tasarımla şiir kitabı serisi mi başlattı diye de çok bekledik. Bekledik ve sonunda beklediğimiz gerçekleşmedi! Gerçi Hasan Aycın’ın şiirlerine bakıp kendimizden de geçtik İz Yayınları sayesinde. Çizginin fevkalade şiiri bizi mest ediyor yıllardır. Yine yıllar önce Osman Sarı, Kamil Eşfak Berki, Mustafa Aydoğan kitaplarını da İz’den okuduk. Ama onlar yıllar önce idi işte. İz Yayınları, Cafer Turaç’la başlattığı zarif tasarımı yine onunla bitirmiş oldu. Şimdi Erdem Beyazıt’ın –mekânı cennet olsun- kitabının yeni baskıları dışında şiir kitabı basmıyor İz Yayınları. Bir de yakın zamanda bastığı Schuon’un Bilgelik Şiirleri.

Şiir dükkanını çok önceden kapatanlar da var

Dergah Yayınları Tanpınar’ı, Abdülhak Hamit’i, Cenab Şahabeddin ve Ahmed Haşim gibi isimlerin şiirlerini basıyor. Günümüze dair tek isim Hüsrev Hatemi. Oysa biz Hakan Arslanbenzer’in Reisin Kara Merhemi ve Şehidetin Erken Günlerini Anarak kitaplarını Dergah etiketiyle okuyup bilmiştik.

Ötüken Neşriyat da Arif Nihat Asya hariç, sonra Yunus ve Mevlana seçkilerini de çıkarırsak, 3-5 şiir kitabı basmış son yıllarda.

Şule Yayınları’na gelince, Merdiven Şiir etiketiyle birçok şiir kitabı okuduk Şule’den. Bugün sadece editörünün şiir kitaplarını görüyoruz. İsmet Özel’i çıkarırsak geriye sadece Ali Ural kalıyor. Beş yıl önce basılan Ayşe Sevim’in kitabı en yakın tarihlisi basılan şiir kitaplarının.

Kitabevi Yayınları yıllar önce Adem Kandemir, Yılmaz Güney, Ömer Erdem’in şiirlerini basıyordu. Onlar da şiir dükkânını kapatalı yıllar oldu. Ömer Erdem’in Cahit Zarifoğlu ödülünü alan Yarım Ağaçlar kitabından sonra şiir basmadı Kitabevi.

Pınar Yayınları birkaç teşebbüsün dışında şiir yayıncılığında varlık göstermemiş, İnsan Yayınları ise yine birkaç çeviri şiir basmıştır.Okur Kitaplığı

Liste uzun ve sıkıcı. Beyan Yayınları’nın yıllar önce bastığı karton kapaklı şiir serisi burada zikredilmezse ayıp olur. Her ne kadar yakın yıllarda basılmamış olsa da, bu kitaplar ve eldekiler tüketilmeye çalışılıyor ise de onlarca şairin eserini böyle bir seri halinde basmış olmaları cesaret gerektiren bir işmiş, yayıncıların şimdiki tavırlarından bu daha iyi anlaşılıyor. Okur Kitaplığı’nı, Kaknüs’ü de zikretmezsek hakta kalırız. Okur Kitaplığı daha iki yaşında bir yayınevi olmasına rağmen ellinin üzerinde kitap basmış ve bunların içinde şiir kitapları önemli bir yer tutuyor. Kaknüs’ün Necat Çavuş, Cevdet Karal, Bünyamin K, Zafer Acar kitapları yanında, ağırdan da olsa devam eden gayretlerine de değinilmese eksik kalacak bir hikâye olur.

Şimdi editör kaprisi var

Yayınevlerinin şiire karşı bu tutumlarına gelince, aslında çok fazla şey söylememiz gerekebilir. Çünkü çoğunun başında ya da editörlüğünde kitap ehli adamlar olduğunu biliyoruz. Pek azının başında tüccarlar var ise de, kiminin başında bir şair, kiminin başında hikâyeci ya da yazar bulunuyor. Mesele kitaptan, edebiyattan uzak olmayan, yazan-çizen adamlar olması. Biraz da bu durum üzüyor ve düşündürüyor bizi. Ve bu tutumlarının bir sonucu olarak da bazı dergileri aynı zamanda birer yayınevi olma zorunluluğuna ittiler. Dergilerin birer birer yayın faaliyetine girmeleri kötü değil elbette. Bir zamanlar bahsedilen o şair ve yazar kaprisinin yerini şimdilerde yayınevi editörü ve sahibi kaprisine bıraktığından bahsediliyor. Maddi imkânı olan ve eserinin bilincinde olan dergi editör ve yöneticileri de doğal olarak yayınevi kaprisi çekmek zorunda kalmamış oluyorlar böylece. Fakat yayınevinin işinin de kitap basmak olduğunu ve bir derginin kitap basabilmesinin bazı şeyleri aşmakla ya da ekstradan bir bütçe sağlamakla gerçekleşen bir şey olduğunu da unutmayalım. Ancak maddi boyutu aşabildikten sonra kitaplar basılabiliyor birer-ikişer. Konu buraya da gelmişken bu tür çabaların birkaç örneğini de vermeden geçmeyelim.

İyi ki dergiler var

Karagöz dergisi ve Osman Özbahçe’nin gayreti. Her ne kadar Ebabil Yayınları Karagöz dergisinden daha önce yayına başlamış ise de Osman Özbahçe’nin Kökler ve Karagöz’deki yol arkadaşlarının kitapları yanında diğer birçok esere de editörlük yapması ve Ebabil etiketiyle basması bahsedilmesi gereken bir çalışmadır.

Hakan ArslanbenzerYine İbrahim Tenekeci ve yakın çevresindeki arkadaşlarının Dergah, Derkenar, İtibar gibi dergilerde çıkan ürünlerinin toplanıp iki kapak arasında Profil etiketiyle basılması da bu tür bir gayretin sonucudur. Onların şiir kitabı basma ısrarı da bizi ayrıca sevindiren bir husus.

Hakan Arslanbenzer editörlüğündeki Fayrap’ın şair ve yazarlarının kitaplarıyla beraber çeviri eserlerin de yayınlandığını gördüğümüz Avangard Yayınları, bir dergi topluluğunun kitaplarını basma yolunda kurulmuş yeni, hızlı ve agresif bir yayınevi olarak “iyi ki kurulmuş” dedirtiyor.

Bir Nokta dergisi ve Mürsel Sönmez’in çabaları ile kitap basımını gerçekleştiren İstanbul Yayınları da eserlerini kendi çabaları ile basan bir grubun takdir edilesi çalışmalarının bir ürünü.

Ve nihayet Ay Vakti kitapları. Birkaç yıldır duyuruluyordu. Kapaklarını görebildik sonunda. Ay Vakti Kitap etiketiyle artık kitapçılarda bu kitapları da.

Sözü çok uzattık ve daha da uzatmamız gerek belki. Dergilerin kitap basması kolay olmuyor. Çünkü dergiler yayınevi değil.  Zikredemediğimiz yayınevleri ve şiir kitapları vardır elbette. Yukarıda birkaçının adını zikrettik ve zikredemediklerimizle beraber hepsine son sözümüzü söylemiş olalım: Maksadımız herhangi bir yayıncı ya da grubu hedef alıp saldırmak değil, derdimiz daha fazla şiir kitabı görmek isteyişimizdir. İlk baskısı 100.000 olan kitapları da basın, umurumda değil. Ama şiir kitaplarını da görmezden gelmeyin. Şiir kitabı istiyoruz hepsi bu. Şiire hürmet değerli yayınevi editörleri, sahipleri ve yöneticileri…

 

Yavuz Ertürk yayınevlerini şiirin teşrih masasına yatırdı

Güncelleme Tarihi: 06 Mart 2012, 09:31
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20