banner17

Sosyal medyanın edebiyata katkısı var mı?

Sosyal medyanın hayatımıza girmiş olmasının olumlu sonuçları olduğu kadar olumsuz sonuçları da var elbette. Edebiyat da sosyal medyadan her iki anlamda payına düşeni alıyor. Sadık Koç yazdı..

Sosyal medyanın edebiyata katkısı var mı?

Sosyal medya” diye tabir edilen medya türü hayatımıza gireli on yıl olmuş. Sosyal medyanın hayatımıza girmiş olmasının olumlu sonuçları olduğu kadar olumsuz sonuçları da var elbette. Edebiyat da sosyal medyadan her iki anlamda payına düşeni alıyor. Biz bu yazımızda sosyal medya-edebiyat ilişkisi üstüne düşünmek istiyoruz. Sözkonusu ilişkiyi, sosyal medyanın edebiyata getirdikleri ve edebiyattan götürdükleri nelerdir, edebiyat kendisini, kendisinden bir şey kaybetmeden sosyal medyaya katabilir mi, sorularına bir cevap bulmaya çalışarak anlamayı deneyeceğiz.

Sosyal medya hayatımızın gerçeklerinden biri artık. Sosyal medya kullanıcısı olmamamız bu gerçeği değiştirmiyor. Evet, artık böyle bir şey de var. Sosyal medya kullanıcısı olmak ya da olmamak. Bazıları bu tür medyanın kullanıcısı olmayı bir marifet olarak anlarken, bazıları kullanıcı olmamayı bir marifetmiş gibi anlayabiliyor. Bu cümle tersinden de okunabilir. Yani sosyal medya kullanıcısı olmak ya da olmamak bir marifetin ya da marifetsizliğin göstergesi olamaz. Ancak sosyal mecraların bireye az ya da çok zararlarından söz edilebilir.

Sosyal medyanın edebiyata katkısı var mı?

Kişi kendini yetiştirmişse sıradan bir sosyal medya kullanıcısı olmayacaktır. Neyi paylaşıp neyi paylaşmaması gerektiği, paylaşımlarının gördüğü ilgi yahut ilgisizlik konusunda bilinci onu kontrol edecektir. Fakat kendini yetiştirmemiş bir kullanıcının aldanması, giderek hem kendini hem de başkalarını aldatması çok daha kolay gibi görünüyor. Bireyin sosyal medya karşısındaki durumunun genel görünümü az çok bu hal üzeredir. Buradan edebiyatın sosyal medya karşısındaki durumuna geçebiliriz.

Belki öncelikle, sosyal medyanın edebiyata katkılarından söz etmeliyiz. Kişiler açısından olsun, dergiler ve yayıncılar açısından olsun sosyal medya ücretsiz ve hızlı bir tanıtım işlevi görüyor. Eserin okuyucuya, okuyucunun esere, eser sahibine ve yayıncıya, dağıtıcıya ulaşması kolaylaşıyor. Eserlerden yapılan paylaşımların çok az sayıdaki kişiyi okur pozisyonuna çekmesi bile önemli bir katkı olarak düşünülebilir. Yine bu paylaşımların yazarı besleyen, hiç değilse yazmaya teşvik eden bir yanının olduğu da kabul edilebilir.

Şairin, yazarın kendini vitrine çıkarması

Gelelim sosyal medyanın yazardan, edebiyattan götürdüklerine. Yazar açısından durumu şöyle tespit etmek mümkün. Yazar, oturup yazacağı yerde sözgelimi tivit atarak, gelişip derinleşerek bir şiire dize, bir hikayeye ya da yazıya konu olabilecek bir düşüncenin, hissin ilk kıvılcımını ateşliyor. Yazılan tivitin ömrü kıvılcımın ömrü kadar oluyor maalesef. Ne kadar büyük bir şair-yazar-düşünür olursa olsun sanki okuduklarımızdan bir şey kalmıyor. Belki sadece ertesi gün hatırlıyoruz. Bunun bir sebebi zihnimizin paylaşımların hızına ayak uyduramaması ise belki asıl sebebi tivitlenenlerin sıkıştırılmış, derinlikten yoksun sözler olmasıdır. Derinlik demişken akla şöyle bir soru gelebilir: Sosyal medya kalitesiz edebiyatı teşvik mi ediyor? Diyelim ki ediyor. Nitelik arayan, kalite arayan okurun kendisi aynı derecede nitelikli, kaliteli bir okursa kalitesiz edebiyat onu kandıramaz.

Sosyal medya herkes için bir vitrin aynı zamanda. Biz sıradan insanların kendimizi magazin konusu haline getirdiğimiz yer. Burada tek sermayemiz kendimiziz. Kendimizi sergiliyoruz. Bu, kelimenin hem mecaz anlamıyla böyle, hem de gerçek anlamıyla. Mahremiyeti tüketiyoruz. Bu noktada imdadımıza özgürlük kavramı yetişiyor. Hiçbir şey imkansız değildir diyerek sınırları zorluyoruz, zorlamanın da ötesine geçiyor, sınır tanımıyoruz. Paragrafın başına dönerek söylersek şairin, yazarın kendini vitrine çıkarması, eser ürettiği zeminden uzaklaşmasına, giderek orayı kaybetmesine sebep olabilir.

Yazımızı tivitırın zorlamasıyla oluşan yeni bir metin türünden bahsederek noktalayabiliriz. 140 karakterden oluşan çok kısa bir metin türü doğuyor gibi görünüyor. Bu durum, bırakın kitap okumayı, bir yazıyı sonuna kadar okuma zahmetine katlanamayan yeni nesillerin işine geliyor. Bilgi, duygu, düşünce hap gibi alınıyor. Alınanlar çeşitlilik gösteriyor. Bu çeşitlilik durumu belirsizliğe, haliyle kararsızlığa, nihayetinde alınanların nötralize olmasına sebep oluyor. Yani, sıfıra sıfır, elde var sıfır.

Sadık Koç yazdı

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2018, 12:30
YORUM EKLE
banner8

banner20