Şiirin Talihini Oku

Yavuz Altınışık Karagöz'de yazdığı 'Türk Terkip Şiir' başlıklı yazısında Türklüğün talihinin yaver gitmesini 'Türk'ün yanına 'Şiir'i koyarak sağlıyor. Bu önemli metni sizler için ele aldık.

Şiirin Talihini Oku

Bu ülkede şiirin talihi kadar hiçbir türün talihin yoktur. Şairler, şiir yazmak bütün ömrünü ellerinden almıyormuş gibi inatla, hem kendi şiirleri hem de Türk şiirinin akıbeti üzerine istikrarla yazılar yayımlıyorlar. Şiir sürekli edebiyat camiasının gündemini oluşturuyor. Oradan da şiir kamusu sayesinde geniş zihinlerin düşünce koridorlarını dolanıyor. Fakat ne acıdır ki bu denli ısrar karşısında şiir ve şairin sesi ülke kamuoyunun sathında güçlü yankılar bulamıyor. Neyse ki hâlâ edebiyat dergilerinde yayımlanan şiir yazıları edebiyatseverlerin ilgisine mazhar oluyor. Bir kuvvet, bir hareketlilik şiire sahip çıkan şairlerce kanımıza giriyor.

Haberimizin konusu değil belki ama günümüz şiirinin en genç emekçilerinin hem ilk kitapları hem de şiir manifestoları yek-avaz bir halde geliyor. İki binli yılların şiirini yazan arkadaşlarımızda bunu sıklıkla müşahede ediyoruz. Etmeseydik Karagöz’ün 8. sayısında yer alan şair Yavuz Altınışık’ın “Türk Terkip Şiir” başlıklı yazısına dikkat etmeyecektik. Malumunuz şair Altınışık, ilk şiir kitabı Makyaj Hatası’nı birkaç ay önce okurla buluşturdu. Aynı zamanda dunyabizim.com’da da haberleriyle yer alıyor.

Yavuz Altınışık
Yavuz Altınışık

Yavuz Altınışık’ın bu yazısı derginin kapak dosyası olan Türklük ve Şiir bahsi içinde yazılmış bir metin. “Türk Terkip Şiir” de Türk şiirinin Türk milletinin temel mayası, korunma silahı olduğu iddiasını taşıyor. İki sayfalık bu metin oldukça önemli iddiaları bünyesinde barındırıyor. Her şeyden önce şunu ifade etmeliyiz ki, genç bir şairin kaleminden böylesine önemli, tutarlı ve bir meselesi olan yazının çıkması Türk şiiri adına bir imkân, bir sevinç kaynağı.

 

Türkçe Konuşuyorsan Türklük Dairesindesin!

Yazı, şiir, kuvvetini doğduğu toprakla kader birliğini sağladığı takdirde alır, yargısıyla başlıyor. Şiirin milletten ayrı yoluna devam etmesi Altınışık’a göre imkânsız bir durum. Yazının girişindeki bu ifadelerden sonra dil-zihin ilişkisine sözü getiren yazar dilin millet nazarında bütünleştirici bir bağ olduğunu eğer gerçekse şiiri de bu bütünleştirmenin en sahih bağı olduğunu söylüyor. Kendi dilinin gerekleriyle ters düşen bir şiirin kalıcı olamayacağını söylüyor.

Yavuz Altınışık bu saptamasından sonra şiirin bir milletin varlığı noktasında durduğu cepheyi anlatmaya başlıyor. “Türkçenin dil dolayısıyla almış olduğu karakteristik özelliği neyse Türklüğün de davranış boyutunda aldığı karakteristik özelliği odur denilebilir.” cümlesiyle Altınışık, birazdan söyleyecekleri için destur istiyor. Milliyetçi bir damardan konuşan ifadelerde de bulunuyor Altınışık ve Türkçenin verimlerinden beslenip, meramınızı bu dili kullanarak açık ediyorsanız bu sizin Türklük dairesi altına girdiğinize işarettir diyor.

Yazının devamında küreselleşen dünyanın ahvalinden söz açan Altınışık, politik bir dünya sistemi içinde yaşadığımızı söylüyor. Bu politik sistem, insanlık üzerinde bir dayatma kurmak istiyor ve bunu da dil üzerinden gösteriyor. Asıl meselenin neden dil üzerinden yürütüldüğü sorusunu sorarak aslında soruna çözüm değil tehlikenin dikkatle düşünülmesi gerektiğini vurguluyor, şair. Bu politik sistemin kendi dilini (İngilizce) bütün dünyaya dayatırken, diğer dillerin birbirlerini hakir görmesini istemesi şaire göre büyük bir zokanın yutulduğunun resmi.

Ve ardından ekliyor şair; “Bir milletin, bırakın kendi kaynaklarına ulaşmayı, ulaştığı kaynaklarını dahi okuyamayacak kadar körleşmesi kabul edilemez.” Türk şiiri kendisine zerk edilmek istenen her türlü menfi durumun karşısında milletine yakın durduğu için kendisini düze çıkarabiliyor Altınışık’a göre.

Karagöz

Eski Şiirle Modern Şiirin Farkı Yoktur

Yazısının son kısımlarına doğru eski şiirle modern şiirin birbirinden farkı olmadığını söylüyor Altınışık. Modern Türk şiirinin başlangıç noktasıyla bugün vardığı nokta arasında oyunbozanlık ve milletiyle bütünlük sağlaması bakımından ciddi sayılabilecek bir değişiklik olmadığını ifade ediyor. Türkçenin politik dünya sistemi himayesine girmeyeceği Altınışlık’a göre şiirle kanıtlanmıştır. “Tarihin hiçbir döneminde sömürgeleştirilemeyen Türklük bu hesaba katılır direncinin doğrudan Türkçeden almıştır.” diye sözü bağlıyor şair.

Yazının son kısmında sözü gediğine koyuyor ve kavgasının neden ve nereden çıktığını ifşa ediyor. “Alçak” sıfatının “gönül” hariç hangi kelimeyle kullanılırsa kullanılsın ortaya çıkan anlam bütünlüğünde bir olumsuzluk olduğunu söyleyen Altınışık bu durumun “Türklük” sıfatının da uygulanan politik oyunlarla aynı olumsuz çağrışıma sebep olduğunu söylüyor.

“Alçak” sıfatı bir tek “Gönül” ismiyle yan yana geldiğinde olumlu bir durumla yakasını kurtarırken Türklük kendini bu iftiradan nasıl kurtaracak. Yavuz Altınışık onun da cevabını “Türklüğün” yanına “Şiir” kelimesini koymakla veriyor.

Şair Yavuz Altınışık’ın bu önemli yazısının tamamını Karagöz dergisinin şuanda bayilerde olan sayısında bulabilirsiniz. Sadece bu metin mi? Bunun yanında birbirinden iyi şiirler, eleştiriler yer alıyor dergide.

Hakan Şarkdemir, Emre Öztürk, Cem Kurtuluş, Yavuz Altınışık, Enes Özel, Bülent Keçeli, Musab Kırca, Evren Kuçlu, Hasan Değer, Vural Kaya, Murat Üstübal bu sayının şairleri. Osman Özbahçe, Serkan Işın, Evren Kuçlu dosya yazarları. Bu yazıların her biri ayrıca konuşulmayı hak ediyor. Dosya haricindeki yazılardan Murat Üstübal’ın “Yeni Şiirden Konu Komşuya!” başlıklı yazısı da aykırı savlarıyla öne çıkan metinlerden.

Ayrıca Enes Özel’in “Durup Dururken Bir Boşluk” adlı şiirinin yanında “Makyaj Hatası” üzerine yazdığı eleştiri metnini de burada saymalıyız.

 

Yakup Öztürk dikkat çekti

Yayın Tarihi: 14 Ağustos 2009 Cuma 20:44 Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2009, 09:53
YORUM EKLE
YORUMLAR
aysegül g.
aysegül g. - 13 yıl Önce

kapaktaki illüstrasyona bayıldım...

gülnur
gülnur - 13 yıl Önce

sadece şiir mi yayınlıyor dergi. hikaye yok mu. kapak gerçekten çok güzel.

banner19

banner36