banner17

Şaşırtan şair Bâki Asıltürk

Bâki Asıltürk, Türk Edebiyatı Vakfında modern türk şiirini anlatırken şaşırttı..

Şaşırtan şair Bâki Asıltürk

Sizlere Modern şiirin niteliğini anlatacak değilim; zor konu, benim boyumu aşar, boyum kısa da değildir 1.80; sizin için de sorayım kedime, evet evet boyumu aşar. Bu konu hakkında konuşan bence herkes boğulmaktan kendini zor kurtarıyor.

Siz beni boş verin, daha kafalı adamları dinleyin bakalım.

Anlatayım: Geçenlerde gördüm, Türk Edebiyatı Vakfının kapısında “Modern Türk Şiiri” başlığını bu konuşmayı kesinlikle kaçırmamalıyım diye kafama not aldım. Oldu olası meraklıyımdır böylesi çetrefilli konulara. 6 Ocak 2010, akşam saat beşte program başlayacaktı, başladı da. Salon, bir konuşmacıyı memnun edecek kadar doluydu. Moder şiir hakkında, kafam daha da karışsın diye dinleyiciler arasına karıştım.

Dakika bir gol bir, üstelik her dakika

Konuşmacı  Bâki Asiltürk (diğer adı Bâki Ayhan T.) konuştu, biz dinledik.  50 dakikalık bildirinin başından sonuna dek şaşırdım, niye mi? Literatürümdeki birçok argümanın yeri, bir yapbozun parçaları gibi dağıldı. Geçen aylarda Türk Edebiyatı dergisinde rastladığım şu cümlelerin benzerlerini kurdu, Asiltürk “Mazmunlardan çok imajlarla şiirini kuran Şeyh Galip’in ise klasik dönemin son büyük şairi değil de modern şiirin ilk şairi diye anılması akla daha yatkın duruyor.10427

Şeyh Galip, Baudelaire’i bile aşan bir şair…” kendisi görebildi mi bilemeyeceğim ama bu cümlelerin arkasında Cemal Süreya var, nedense hem sözünü ettiğim yazıda hem de Asiltürk’te bir kaynakça gösterme gereği göremedim. Önemli mi sanki bir konuşma diyip geçebiliriz; fakat yine da onca millete yazık oluyor, fikirlerin asıl sahibini bilmeleri hakları değil mi?  

Günümüz modern şiirinin son evresi Sezai Karakoç mu?

Neyse, Asiltürk, Şeyh Galip’ten Sezai Karakoç’a kadar modern şiirin gelişim evrelerine değindi. İlginçtir, edebiyat fakültelerinde ve kitaplarında Orhan Veli modern şiirin kurucusu olarak öğretilir, ilk ve 10425ortaöğretim müfredatı da böyledir. Günümüz entelektüelleri farklı mı düşünüyor; birçok modern şiir üzerine makale ve kitap okudum, ufak tefek farklılıklarla Orhan Veli işin merkezine alınır, Nazım Hikmet’e serbest şiir, yani biçim açısından muhakkak değinilir.

Benim zihnimdeki modern şiir haritasında Yahya Kemal, Ahmet Haşim ve Necip Fazıl ile birlikte bu iki ismin de çok önemli yeri vardı. Tuhafıma gitti. Hakikaten tuhafıma gitti. Ben lise yıllarımdan beri Sezai Karakoç okurum, başucu şair ve yazarımdır, zaman zaman Cağaloğlu’na şairimizi ziyaret de giderim; ama fanatiği asla değilim, buna zaten şairin duruşu da izin vermez.

Asiltürk’ten şunları duyunca bir defa daha şaşırdım: “Sezai Karakoç’un II. Yeni hakkındaki kısa yazısında geçen kadın bakışına şiirleriyle dahi İlhan Berk ulaşamamıştır.” (bazı kelimeleri aynen yakalayamamış olabilirim, fakat sözün özü böyleydi)

İkinci yeni, hala en yeni

10426Bu sözleri onca yıllık Sezai Karakoç okuru olarak ben söyleyemem. Bir de bildiğim kakarıyla, moder şiirimizin İkinci Yeni ile rayına oturduğu eleştirmen ve şairlerce söylene gelir; ancak Asiltürk’ün Sezai Karakoç’u merkeze alan konuşması, İkinci Yeni’nin diğer şairlerine biraz haksızlık etmiş gibi geldi bana.

Tamam, Sezai Karakoç, Ahmet Kabaklı’nın da belirttiği gibi genel anlamdaki şiirimizin ilerisinde bir şair, İkinci Yeni’yi de bu kıyaslamaya dahil edebiliriz; ne var ki bu durum, bize İkinci Yeni’nin diğer şairlerini görmezden gelme hakkı vermez.

En azından bir bahis açılmalıydı onlardan. Bulunduğu ortama göre mi konuşuyor Asiltürk, saça göre tarak mı vuruyor, Orhan Veli ve Nazım Hikmet’i konuya uygun düşecek başka bir ortamda mı anlatacak diye sormayacağım, ayıp etmiş oluruz elbette. İyi bir eleştirmendir Asiltürk, muhtemelen bizim göremediğimiz bir açıdan bakmıştır olaya, diyelim ve geçelim.  

Çile dolmadan; Hüsn’ü aşk

10428Asiltürk’ün, Şeyh Galip hakkındaki bilgi eksiği onu biraz zor durumda bıraktı. Asiltürk; Şeyh Galib’in, arkadaşlarıyla oturduğu bir mecliste, Nâbi’nin “Hayrâbad”ının mübalağalı bir şekilde övüldüğünü, ona nazire yazılamayacağının iddia edilmesi üzerine, şeyh olmasına rağmen şairlik hırsıyla Hüsn ü Aşk’ yazdığını, şairlik hırsının şeyh olmanın bile önüne geçtiğini vurguladı.

Dinleyicilerden biri, konuşmanın sonunda bir yanlışlığı düzeltmek istiyorum diyerek söz aldı: “Galib, Şeyh olmadan önce 25-26 yaşlarında Hüsn ü Aşk’ı yazmıştır; o yaşlar için Galib’in şeyhliği ile şairlik hırsını karşılaştırmak mümkün değil; belki de şair, sırf hırsından kurtulmak için şiire ara verip Konya Mevlevi-hânesine katılmış, çilesini doldurmuş, şeyh olmuştu.” Böylece onca dinleyici yanlış bilgiyle evlerine gitmemiş oldu.

Sanatın her dalı günceli oluşturur

Osmanlı’daki Batılılaşma sürecinden başlayarak günümüze kadar gelen siyasi gelişmelere de değinen Asiltürk, modern  şiir, moda oluşturan şiirdir, tanımlamasında bulundu. Açıkçası bu yaklaşım ilk duyduğumda bana şık göründü, fakat ayakları yere tam basmayan kolay bir tanım olduğunu çok geçmeden fark ettim; bilinen anlamıyla moda mevsimlik yönelimlerdir, geçicidir; modayı şiirle yan yana getirmek biraz abestir, sonsuzluk arzusundaki ruhlardan doğar şiir. Şiirden etkilenip onu tüketmeye çalışanlar elbette olur, bu anlamda bu fikri anlamak mümkün ama moda ile ilişkilendirmek modern ile modayı birlikte anlamaya çalışan zihnin bize bir tuzağı da olabilir. Bunun üzerine düşünmeli. 

 

Tarkan Öz, şaşırdı tekrar şaşırdı.

Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2010, 21:12
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ekrem can
ekrem can - 9 yıl Önce

Asiltürk iyi bi eleştirmen falan değildir.
Yetiştirmendir.
Bu kadar uzun yazı yazmaya değer miydi be birader...

deniz dalgalı
deniz dalgalı - 9 yıl Önce

dunyabizim.com yine hayretler içerisinde bırakıyor sevenlerini! bu mudur bizim duruşumuz şimdi, çok mu yakıştı bu ortaokul kavgası seviyesi bize. sırf karalamak için bir ismi dinlemeye gitmek.. birisini eleştirmek isterseniz, kim olursa olsun, muhakkak eleştirecek bir eksiğini bulursunuz çünkü karşınızdaki insandır, eksiktir, hatalarla yürümektedir. ama "dinlemek" için dönerseniz yüzünüzü, yukarıdaki metinden çok daha farklı bir metin çıkar. ah.. ah..

selim
selim - 9 yıl Önce

yazan arkadaş "modern şair" kavramını hakaret gördüğü için galiba, sezai karakoç ve şeyh galip'e yakıştıramıyor. bunu sorun yapmaya gerek yok.

şiirci
şiirci - 9 yıl Önce

"Şeyh Galip’in ise klasik dönemin son büyük şairi değil de modern şiirin ilk şairi" kısmı da türk edebiyat dergisinden çok önce ismet özel mi bahsediyordu ne.. öyle hatırlıyorum

Ali
Ali - 9 yıl Önce

Arkadaşımız, abartılı tepkiler vermiş yazıda.
Onun hayret ettiği şeyler bizi okadar etkilemedi sözgelimi.
İyi niyeti elden bırakmamak lazım yazarken, yargıda bulunurken.Yazının üslubu rahatsız edici olmuş biraz.

Hasan Kemal Ülker
Hasan Kemal Ülker - 9 yıl Önce

İsmet Özel'den aşırma ç-alma bir görüş daha.. İsmet Özel Şeyh Galib2le ilgili bu tesbiti "Şiir Tetikte Gider" konuşmalarında birkaç kez söyledi bunu. Üç dört senedir yapıyor bu konuşmaları İsmet Bey. Arkadaşlar Türk Şiirini gidip dünkü çocuklardan dinlemesinler.

Ali Dursun
Ali Dursun - 9 yıl Önce

modern şiiri Şeyh Galip başlatmıştır sözi "şapkam dolu çiçekle" de geçer" zaten yazıyı yazan arkadaş da söylemiş: "bu cümlelerin arkasında Cemal Süreya var" diye, İsmet Özel de Cemal Süreya kaynaklıdır. bilgi yanlışına düşmemek adına söylemek istedim.

Baki Ayhan T.
Baki Ayhan T. - 9 yıl Önce

Yer dar olduğu için iki-üç aşamada bazı açıklamalar yapacağım: 1) Burada eleştiri yazan bazı arkadaşların, konuşmayı iyi dinleyememiş olduklarını anlıyorum. Konuşmamda Şeyh Galip'le ilgili söylediğim şudur: "Hayatın modernizmiyle sanatın modernizmi kesişmeyebilir. Geleneksel hayatın içinden de modern şiir yazılabilir." Şeyh Galip-Sezai Karakoç ilişkisini de buradan kurdum. Yoksa, benim Ahmet Haşim'i ilk modern şairimiz saydığımı bilenler bilir. Yasakmeyve'deki bir makalemde bunu açıkladım.


banner8

banner19

banner20