banner17

Sağ sanattan anlar mı?

Sinemaya bakış değişiyor mu? Muhafazakarlar da artık bu işin önemini anlayacak mı? Görsel manada dünyaya 'biz'den bir şeyler sunmaya başlayacak mıyız artık?

Sağ sanattan anlar mı?

Zaman Gazetesinin bazı meselelere bakışının değiştiğinin; ya da daha doğrusu artık bu meselelere iyi kötü bir ‘bakış’ları olduğunun farkında mısınız? Aklıma bir ‘saksı’ hikayesi geliyor, bir de ‘enişte’ hikayesi ama maksadım yermek olmadığı için şimdilik sadece ‘geç olsun da güç olmasın’ demekle iktifa edelim. 

Ekrem Dumanlı
Ekrem Dumanlı

Söyleyecek sözleri vardı… ve söylediler. 

Efendim, konumuz kültür dünyamızda ve özellikle sinemada dindar çevrenin ilgisizliği… Zaman’ın genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı, belki biliyorsunuz, son zamanlarda sinema üzerine yazılar yazmaya başladı. Son olarak da geçtiğimiz günlerde “Muhafazakâr kesimde derin boşluk: kültür-sanat” başlıklı bir yazıyla meselenin can evine değindi.

Meselenin ‘can evi’ diye nitelendirdiğimiz parçası şu: kültür-sanat dünyası on yıllardır ‘sol’ ve liberal dünya görüşüne sahip insanların hegemonyasında… Sağ-sol ayrımı yapmak belki sakat ama şu da bir gerçek: yayınevleriyle, dergileriyle, sinemasıyla, sanat faaliyetleriyle bu insanlar epey iş ortaya koydular ve bu mecralarda söylemek istediklerini rahatça söyleme imkânı buldular, buluyorlar. 

Anadolu Kaplanları  göreve…

‘Muhafazakâr’ diye kısa yoldan tarif edebileceğimiz insanlar ise kültür ve sanata gereken yatırımı yapmadıkları gibi bu işleri yürütenleri, sinema alanında olsun, müzik alanında olsun, vb., bir şeyler yapmaya çalışanları küçümser bir tutumun içine de girdiler. Fakat son zamanlarda bu durumun kırılma emareleri de görülmeye başlandı. Ekrem Dumanlı da söz konusu yazısında Anadolu Kaplanları diye tanımlanan muhafazakar iş adamlarını uyarmaya başlıyor ve özetle diyor ki “kültür ve sanat alanındaki derin boşluğun farkına varın, cebinizdeki akrepleri temizleyin, kültür ve sanata yatırım yapın, bu yolda emek verenlere destek olun.” 

İskender Pala
İskender Pala

“Kendini dönüştürecek bir sağ ayak!” 

Bu çağrının Dumanlı’dan gelebileceğini beklerdim de İskender Pala’nın da bir gün sinema hakkında yazacağına pek ihtimal vermezdim. Divan Edebiyatı’ndaki derin güzelliği fark ettirdiği, buna vesile olduğu için Pala’nın bu alanda bir öncü olduğu çoklarımız tarafından kabul edilir, takdir edilir lakin sinema ve İskender Pala ikilisini aynı karede de gördüm ya, ölsem de gam yemem. Hoca belki sohbetlerinde bahsetmiştir sinemayla bir şekilde bir ülfet kurulması gerektiğinden ama gazete yazılarına baktığımızda bu gereklilikten bahsettiğine şahit olmamıştık. Pala, “Kültürel Meselelerimiz-2: Sinema” başlıklı yazısının sonunu bakın nasıl bağlıyor: 

“Gazetelere şu yolda ilan veresim geliyor: Çocuklarını konservatuarda okutacak anneler, babalar aranıyor. Sağ ayağın sancılarını dindirecek sinemacı gençler aranıyor. Bu gençlerin çekecekleri filme sponsor olacak patronlar aranıyor. Gençlere her yönden destek verecek burjuvalar aranıyor. Sinemayı günah saymayacak din adamları aranıyor. Kendi geleceğine yatırım yapacak bürokratlar aranıyor!

Velhasıl kendini dönüştürecek bir sağ ayak aranıyor!..” 

8639
Yusuf Kaplan

Yusuf Kaplan’ın hakkını  teslim etme zamanı… 

Bu çağrılar elbette olumlu. Kültür ve sanatın her sahasında, ama özellikle sinema alanında muhafazakarların  çok yol katetmesi gerektiği elzem bir gerçeklik. Sinemaya yatırım yapan, beş parasız olup da sinema alanında hayallerini gerçekleştirmeye çalışan, önüne türlü engeller çıkan onlarca genç insan var bu ülkede.

Onların belki de ortak tek hayali bu medeniyet dairesinin büyüklüğünü sinemada da görünür kılmak, sinema diliyle ‘biz’den bir şeyler sunabilmek insanlara ve gerek TV’de gerek sinemada onca müptezelliğin önünü güzel işlerle almak…

Ama Dumanlı’dan da, Pala’dan da önce biri var; bu gençlerin, sinemaya yatırım yapan, hayallerinin peşinden koşan insanların önünü açan, onlara her türlü desteği veren, gerek yaptığı TV programlarıyla gerek yazdığı yazılarla gerekse de samimice giriştiği özel teşebbüslerle “sinema”nın önemini üzerine basa basa ifade eden birisi: Yusuf Kaplan. Ben gerek Dumanlı’nın gerekse Pala’nın yazdıklarını okuyunca Yusuf Hoca’nın senelerce uğraşıp didinerek ne büyük bir iş başarmak üzere olduğunun farkına vardım.

Bu ülkede sinemanın hak ettiği değeri yavaş yavaş görecek olmasında, belli grupların da artık böyle kültür-sanat meselelerine bigâne kalamamasında onun payı çok büyük. Dileğimiz başta Yusuf Kaplan olmak üzere, bu meselelere öncelik veren, köşelerine taşıyan, gerekli çağrıyı yapan İskender Pala ve Ekrem Dumanlı’nın seslerinin yankı uyandırması ve özellikle muhafazakar camianın sinema alanında emek veren samimi gençlerinin önünün açılması… Kimbilir, belki bir gün o da olur… 

Mehmet Emre Ayhan “Tanrı’dan diledi bu kadar dilek”…

Güncelleme Tarihi: 09 Şubat 2017, 12:40
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
İlkay Türkyay
İlkay Türkyay - 9 yıl Önce

yunanca da techne ve art arapçada sanayi ve sanat hep aynı kökten gelir yapmak fiili.İhsanın yani işin güzel yapılmasının Cibril hadisine göre imandan sonra ve onunla zaruri olması güzelliğin amelden ayrılamayacağının en büyük göstergesidir.

müslüman kesim sanata el atsın gibi bir tartışma güzelliği kendinden ayırmış ve yalnızca techneye yani makinaya odaklanmış bir kitle için travmatik bir durum.

İlkay Türkyay
İlkay Türkyay - 9 yıl Önce

Estetiği hayattan koparan modern anlayışın içi boş sanat tanımına bu kadar kendimizi kaptırmaktansa keşke güzellik nedir sorusuna geri dönebilme cesareti gösterebilseydik.Belki o zaman imanımızın mekanik hali belki yerini samimiyete terk ederdi

Aysun Güven
Aysun Güven - 9 yıl Önce

Bilmeyenlere hatırlatmakta yarar var, Ali Murat Güven bu konular üzerine 1985'den beri yazıyor, yazdıkları da arşivde duruyor.

emre
emre - 9 yıl Önce

iyi guzel de omer lekesizin yazisi niye es gecilmis
ne zaman kurtulacak
bu neslin cocuklari uc bes boyutlu dizilerden

server aydoğdu
server aydoğdu - 9 yıl Önce

Ekrem Dumanlı'ya en usturuplu cevabı Milli Gazete'den Hüseyin Akın "boşluk mu sarhoşluk mu" başlıklı yazısıyla verdi. Hatırlatayım dedim.

Ayse Rukâl
Ayse Rukâl - 9 yıl Önce

ekrem dumanlı gayet güzel söylemiş,ama ben bu konuda kendisinden daha fazla şey bekleyenlerdenim. gyy olduğu gazete haftasonu eklerinde sayfalarca kapitalizme hizmet (moda) sayfaları yapacağına, ya da sakalın sünnet olduğunu es geçip(nasıl olabiliyorsa) erkeklere tıraşlı gezmeleri önerisinde bulunacağına içimizdeki değerlerden bahsedebilir. bir şeyin yokluğuyla az olması farklı şeylerdir. ve siz az olanı bile görmezden gelip yokmuş gibi davranıyorsanız daha fazlasını istemeye hakkınız yoktur.

Akif Öztürk
Akif Öztürk - 9 yıl Önce

Sanattan anlayacak bir sağdan bahsetmek için önce bir "sağ" olması lazım kardeşler. Sosyolojik köylülüğü, veya para görmüş marabayı sağ zannetme hatasına düşülüyor. Hata ama gerçek.

banner19

banner13

banner20