banner17

Rimbaud'ya Harar'da ne oldu?

Acaba Rimbaud Müslüman olmuş muydu? Mustafa Nezihi, Sezai Karakoç'un Eğik Ehramlar'ını okurken Rimbaud'nun peşine takıldı ve ...

Rimbaud'ya Harar'da ne oldu?

Acaba Rimbaud Müslüman olmuş muydu? Mustafa Nezihi, Sezai Karakoç'un Eğik Ehramlar'ını okurken Rimbaud'nun peşine takıldı ve onunla birlikte Habeşistan'ın Harar eyaletine bir yolculuk yaptı. O ne güzel şehirmiş Allah'ım!

Şairin 'Büyük İsyan'ı!

Rimbaud
Rimbaud

‘Göçebeler gibi uzaklara gideceğim’ der ve Afrika’ya gider Rimbaud. Edebiyat Yazıları’nın III.sünde ‘Dehanın kendisinde parladığı büyük insanlardan’ biri diye niteler Karakoç onu. Sonra onun İslam’la ilişkisi üzerinde ısrarla durur. Kanaati şudur Sezai Karakoç’un: Rimbaud son döneminde İslam’la kaynaşmış ve büyük ihtimalle Müslüman olarak ölmüştür. Gençliğinde Hıristiyanlığa ve kurulu düzene başkaldıran Rimbaud’nun son on yılının ruh halini gösterir bir eseri, şiiri, mısraı yoktur.

Rimbaud'nun dördüncü dönemi

Claudel’e göre şairin üç dönemi vardır. İlkin, dehasıyla saf kötülüğün, şiddetin, kör vahşetin buyruğundadır. İkinci döneminde bir görüm adamıdır. Patetik bir mizacın psikolojik açılımları Cehennemde Bir Mevsim’in bazı sayfalarında görülür. Son dönemi ise tamamıyla bu kitabındadır, bu şiirler onu yansıtan aynalardır. Fakat Sezai Karakoç, onun bir de dördüncü ve ‘kaderin kendisine ait mahrem bir yaşantı kıldığı’ son dönemi olduğunu ekler.

Rimbaud Harar'da
Rimbaud Harar'da

Sarhoş Gemi'yle Harar'a yolculuk...

Sarhoş Gemi şiirinde onun ‘büyük bir değişim geçireceği’ anlaşılıyor diyen Üstad, bu değişimin de ‘Batı ruhundan kopma arzusu olduğunu’ belirtir. Zaten Cehennemde Bir Mevsim'ini de, onun Batı yaşantısını toptan reddeden bir manifestosu olarak kabul eder. Yaşantısını, kendine ölümcül azap veren psikolojiyi tüm medeniyet değerleriyle beraber geride bırakmış ve kaderin sevkiyle Habeşistan’daki Harar’a gitmiştir.

“Allah Kerim!” demeyi nerde öğrendi?

Hani ölürken durmadan ‘Allah! Allah Kerim!’ demeyi öğrendiği yer. ‘Müslümanlar gibi, biliyorum ki, başa gelen gelecektir. Hepsi bu.’ diye yazmıştır oradan gönderdiği bir mektupta. Koyu bir katolik olan kızkardeşi bize söyle(ye)mese de muhtemelen kelime-i şehadet de getirmiştir bir bacağı kesik bir şekilde Marsilya’da yatarken. Gözlerinin önünde ‘renkli ve zengin bir çınlayışla yakalanmaz İslam vizyonları’ beliriyordu. Ve o Cami diyordu. Harar’ın dar sokaklarında bir gezintiye çıkıyordu Molla Cami’yle birlikte. Belki de Harrar Medresesi’nde onun adını duymuş ve eserlerini okumuştu. Belki de kendisini ışıltılarının içine atıp huzur bulacağı bir güzel cami beliriyordu gözlerinin önünde.

Harar

HararHarar'ın kısa tarihi

Harar… Habeşistan’ın (Etiyopya) en güzel yerlerinden biri. Şu anda bir eyaletin ve o eyaletin merkezi şehrinin ismi. 63.000 nüfusu var. X. yüzyıldan itibaren Rimbaud’nun da uğradığı yerlerden biri olan Aden’den gelen tüccarlar, sufiler ve emirler sayesinde İslam’la tanışmış. XIII. yüzyılda Evfat Emirliği kuruluyor burada. Sonraki yüzyıllarda Osmanlı’yla ilişkiler başlıyor. Osmanlı burayı bir eyalet bile yapıyor. Hıristiyan Habeşlilerle, oradaki yerlilelerle uzun yüzyıllar savaşan Harar Emirliği. Buradaki son mücadeleyi veren önemli isim Emir Abdullah. 1900’lü yıllardan sonra Osmanlı, maslahatgüzar gönderiyor oraya. Önce Necip Hac Efendi’yi ardından Ahmed Mazhar Bey’i.

1930’larda İtalyanlar, 1940’larda İngilizler işgal ediyor Harar’ı. 1977’de Somali ilhak ediyor bu surlarla çevrili şehri. Bir yıl sonra Küba ve Sovyetler’in yardımıyla Etiyopya burayı geri alıyor.

Harar

HararEvliya şehrinde Şafiilik, Kadirilik

Harari dili Arapça’dan çok etkilenmiştir. Geleneklerine son derece bağlılar. O kadar ki Hararlı olmayanlarla evlenmemişlerdir. Afocha dedikleri dostluk-kardeşlik-akrabalık örgütlerini yaşatmaya devam etmektedirler.

Mezhepleri Şafiilik. Kadiriyye tarikatı etkili. Türbe sayısı öyle çoktur ki evliyalar şehri de denir buraya. En önemli türbe Hadramut’tan Somali’ye, oradan da Harar’a gelip İslam’ı yayan Şeyh İbrahim Ebu Zarbay’ın türbesidir.

Kim bilebilir böyle olmadığını?

Acaba Rimbaud surlarla çevrili bu şehrin yedi kapısının hangisinden içeri girmişti? Kimlerle tanıştı burada? Hangi medreseye, hangi tekkeye girdi? Orada nelere kulak verdi de tiksindiği Batılı silah tüccarlarından ayrılmaya karar verdi? Rimbaud orada ikamet ettiği yıllarda cömert, saygılı, sevilen biri olarak tanınıyordu. Hararlılar o yıllarda silahı bırakmışlar, o güzel Arapçalarıyla İslam’ı anlatıyorlardı. Bembeyaz evlerinde Rimbaud’yu da misafir etmişlerdir. Ve belki Rimbaud da dinledikçe ‘La ilahe illallah’ demeyi öğrenmiştir. Allah Kerim… Kim bilebilir böyle olmadığını?

 

Mustafa Nezihi Pesen bir güzel şehri tanıdı

Güncelleme Tarihi: 17 Nisan 2018, 09:31
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Demiray
Mustafa Demiray - 8 yıl Önce

karşı anlatı için bk. Paul Strathern: Habeşistan'da Bir Mevsim

banner8

banner19

banner20