Popcorn dünyası yahut gönüllü düşülen tuzaklar

"İnsan, hayata adım attığı andan itibaren sayısız uyarıcıya maruz kalmaktadır ve bu uyarıcılar onun düşünce sistemini, farkında olsun ya da olmasın etkilemektedir." Nurşen Yılmaz yazdı.

Popcorn dünyası yahut gönüllü düşülen tuzaklar

Tercihlerim tamamen bana ait!

Özgür bir bireyim kendim karar verebilirim!

Ben ne istersem onu yaparım!

Kimse bana istemediğim bir şeyi yaptıramaz!

Bu cümleler tanıdık geldi mi? Gerçekten tercihlerimiz tamamen kendimize mi ait? İstediklerimizi acaba gerçekten biz mi istiyoruz? Tüm bu soruların cevaplarını popcorn dünyasında bulmaya çalışalım.

Patlamış mısır satışı üzerine yapılan bir deneyde, sinema salonlarındaki fiyatlandırma stratejisinin satış adetlerine olan etkisi incelenmiş. Araştırmacılar, deneyin ilk kısmında küçük boy mısırı 3 dolar, büyük boy mısırı 7 dolar olarak fiyatlandırıp satışa sunmuşlar ve gözlemlemeye koyulmuşlar. Gözlemler sonucunda küçük boy mısırın büyük boya oranla daha çok tercih edildiği görülmüş. Müşterilere bunun nedenini sorduklarında, “Aralarında iki kattan fazla fiyat farkı var, sırf büyük boy alabilmek için bu kadar fazla para vermeye gerek yok!” şeklinde cevaplar almışlar. Deneyin ikinci kısmında seçeneklere bir de orta boy mısır eklenmiş ve 6,5 dolar olarak fiyatlandırılmış. Gözlemler sonucunda bu defa büyük boy seçeneğinin daha fazla tercih edildiği görülmüş. Müşterilere, daha pahalı olmasına rağmen neden büyük boy tercih ettikleri sorulduğunda, “Orta boy ile aralarında sadece 50 cent var, neden 50 cent daha vererek büyük boy mısır almayayım ki?” cevabını almışlar. Peki, sizce ikinci deneyde neden ilk deneydeki gibi küçük boy değil de büyük boy mısır tercih edildi? Sizce, iki durum arasındaki fark kişinin seçimlerinden mi yoksa kişiye sunulan seçeneklerden mi kaynaklanıyor?

Deney sonucunda kişilerin davranışları incelendiğinde tercihlerinin sunulan seçeneklere göre değişikliğe uğradığı kaydedilmiştir. İlk deneyde fazladan 4 dolar vermek istemeyen bireyler, seçeneklerin değiştirilmesiyle bu fazladan 4 doları ödeyebilmişlerdir. Satıcı, müşterinin cebinden neredeyse hiç uğraşmadan 4 dolar daha alabilmiş, bireyler fark etmeden popcorn tuzağına çekilmişlerdir.

Karar tamamen bireylere mi ait?

Bu sorunun cevabını daha net verebilmek için popcorn dünyası ile ilgili yapılan başka bir araştırmayı da ele alalım. Bir sinema filmine belirli aralıklarla yerleştirilen patlamış mısır ve kolanın birlikte tüketilmesi gerektiğini anlatan saniyelik subliminal mesajların, söz konusu ürünlerin satışlarını arttırdığı gözlemlenmiştir. Subliminal mesajlar bireyleri, istekleri dışındaki nesne ve fikirlere yönlendirmek amaçlı kullanılmaktadır. Elde edilen verilere göre bireylerin bilinçdışına hitap edilerek onlar istemeseler dahi hedeflenen isteklere yönelmeleri sağlanabilmektedir.1

Sefer Darıcı’ya göre bireyin davranışları bilinçdışı uyarıcılar tarafından yönlendirilebilmektedir.2 Burada kastedilen davranış geniş yelpazede düşünce, duygu, heyecan ve istek gibi insanı insan yapan tüm öğeleri içinde barındırmaktadır. Dolayısıyla bilinçdışı faaliyetler bireylerde satın alma davranışlarının yönlendirilmesinde etkili olduğu kadar politik düşüncelerin değiştirilmesi, toplumsal bakış açılarının güncellenmesi gibi pek çok farklılığa da neden olmaktadır. Saniyelik bir yansımayla gördüğümüz hatta gördüğümüzü fark bile edemediğimiz reklamlar bizi sevk ve idare edebilmektedir.

Peki, yaptığımız ya da yapmaya yönlendirildiğimiz tercihlerimiz hatta düşüncelerimiz gerçek kimliğimizi yansıtıyor mu?  Cevabınız evet mi? Sizce Popcorn Deneyi’nde olduğu gibi orta boy yerine büyük boy mısırı tercih etmek daha mı kârlı yoksa 4 dolar fazla almak için yapılan bu tüketim oyununa farkında olmadan sürükleniyor muyuz?

Çevre ve insan

 

İnsan, hayata adım attığı andan itibaren sayısız uyarıcıya maruz kalmaktadır ve bu uyarıcılar onun düşünce sistemini, farkında olsun ya da olmasın etkilemektedir. Özellikle “çevre” kavramına dâhil önemli bir unsur olan televizyon ve sosyal medya gibi iletişim araçlarının etkisi kanıksanamaz ölçüdedir. Elbette “çevre” olarak nitelendirilen uyarıcılar üzerinde bilinçli bir belirleyicilik imkânımız söz konusudur. Örneğin, istediğimiz kişi ile ilişkimizi devam ettirebilir, istemediğimiz kişi ile sonlandırabiliriz.

Özgür irademiz üzerinde etkisi olan çevresel faktörlere karşı bilinçlenebilmek için farkındalık seviyemizi güncellememiz gerekir. Bir markete yahut alışveriş merkezine giderken “Alacağım şeye gerçekten ihtiyacım var mı? Yoksa almam gerektiği konusunda ikna mı ediliyorum? Çeşitli mesajlar mı aldım? Gerçekten ben mi istiyorum? Yoksa istememi mi istiyorlar?” gibi sorularla tercihlerimizi sorgulayabiliriz. Tuzakları fark edebilmek için tuzakları öğrenmemiz gerekir. Popcorn tuzağından kurtulmak ya da popcorn dünyasına dâhil olmak; tam da burada artık karar verici olan bizleriz.

Franz Kafka’nın Babaya Mektup adlı kitabında babasına yönelttiği “Bütün düşünce sistemim senin ağır baskın altındaydı!” sitemindeki farkındalık, üzerine düşünmeye değerdir. Fikirlerimiz hangi ağır baskının altında? Bir popcorn dünyası ya da popcorn tuzağı… Biz, hangisini tercih edersek…

Nurşen Yılmaz

Dipnot:

1 Hamza Sığınç ve Beşir Koç, “Subliminal Mesajlar ve Gıda Tüketimi Üzerine Bir Değerlendirme”, Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 14

2  Sefer Darıcı, Subliminal İşgal, Destek Yayınları,  İstanbul 2012

Yayın Tarihi: 29 Ekim 2021 Cuma 10:00
banner25
YORUM EKLE

banner26