banner17

Orta oyunu canlanır mı?

Orta oyununa 'geleneksel tiyatro' diyenler neden yanlış yapıyorlar?

Orta oyunu canlanır mı?

Tiyatroya gereken önemin verilmediğini, tiyatroya sahip çıkılması gerektiğini, onu dünyaya taşımanın ehemmiyetini, tiyatrocuların ağzının açlıktan koktuğunu, tiyatro yanında televizyona, dizilere, sinemaya, büyük reklam kampanyalarına atılmayan tiyatrocuların standardının yükselmediğini bugüne kadar çok işittik. Evet, hepsine içtenlikle katılıyorum. Tiyatroyla çok ilgili bir toplum olmadığımız aşikar, dolayısıyla tiyatro sanatçısına da gereken önemin maddi ve manevi açıdan gösterilmediği doğrudur.

Tüm bunlar başka bir tartışmanın ve başka bir platformun konusu. Bu değini, “tiyatroya daha çok gidelim değinisi” değil. Bu değini sizi biraz daha gerilere götürmek ve unutulmuş, hatta sanatçısı ve doğal olarak icrası dahi kalmamış, yok olmuş bir sanatı hatırlatmak ve hakkını teslim etmek için yapıldı: Orta oyunu

Orta oyunu geleneksel tiyatro mudur?

Orta oyununun ismini duymuş olanlar, duymamış olanlar, hakkında malumat sahibi olanlar ya da orta oyunuyla ilgili okumuş, yazmış olanlar vardır. “Geleneksel tiyatro” tabirinin yakıştırıldığı “orta oyunu”na en büyük haksızlık tam da bu noktada yapılmıştır. Orta oyununu hatırlatmak, hiç değilse ne olduğunu zihinde biraz canlandırmak, başka bir sanat dalına yani tiyatroya “geleneksel” sözcüğü eklenerek yapılamaz. Bu, “mantı”ya “Turkısh ravioli” demekten farksızdır. Malzemeleri ne kadar benzerse de damaklarda bıraktıkları tat bir o kadar farklıdır.

OrtaoyunuTiyatro ve orta oyununun benzer yönlerinin bulunduğu inkar edilemeyeceği gibi, birbirlerinden çok farklı oldukları da kabul edilmeli ve biri diğeriyle anlatılmaya çalışılmamalıdır. Elbette az sonra yapacağımız gibi karşılaştırma yapılabilir ancak orta oyununun ne olduğu tam olarak ortaya konmalı ve yok olmuş olsa da orta oyunu “orta oyunu” olarak bilinmeli ve anılmalıdır.

Geleneksel tiyatromuz yok!

Tiyatronun, menşei Batı olan ve kökü eski Yunan’a uzanan çok eski bir sahne sanatı olduğu, lise edebiyat derslerinde bir paragrafla anlatılmış antik Yunan’ın o meşhur bağ bozumu tanrısı Dionysos adına yapılan törenlerle başladığı, konuyla biraz ilgili hemen herkesçe bilinir. O tarihten bugüne kadar değişerek ve gelişerek gelmeyi başarmış ve varlığını sürdürmekte olan bu sanatı küçük görmüşlüğümüz yok. Ancak icrasını sürdürememiş olsa da varlığını unutmamak gereken geleneksel orta oyununun hakkını teslim etmek gerek. Bu teslime, orta oyununu “geleneksel tiyatro” diye anmaktan vazgeçerek başlayabiliriz.

Kavuklu ve Pişekâr kimdir?

Orta oyunu, adını ortada oynanan bir oyun olmasından alır. Bir meydan ya da ahalinin yoğun olduğu bir sokakta oynanmaya başlanır ve icra edildikçe çevresi kalabalıklaşmaya, seyircisi toplanmaya başlar. Böylece bir sokak ortasında doğal bir sahne belirir. Özel bir sahnesi, yani tiyatroda olduğu gibi plastik ya da tahta sahne yoktur. Oyunlar genel kabule göre temel 4 bölümden oluşur. İlk bölüm yani “giriş”te zurna Pişekâr havasını çalar ve Pişekâr meydana çıkar. Seyircilere selam verir ve zurnacıyla konuşarak oyunu açar. 2. bölüm, yani “muhavere”de zurna Kavuklu havasını çalar ve Kavuklu oyuna girer.

Bu kısım orta oyununun en mühim parçasıdır ve söz ustalığı en çok burada gösterilir. Kavuklu ve Pişekâr tanışır, diyalog başlar, tekerlemeler söylenir ve sözdeki ustalık sergilenir. 3. bölüm “fasıl” ismini taşır ve asıl konuya girilir, bir olay temsil edilir. Diğer tipler de girer, oyun zenginleşir, taklitler yapılır. Oyunun asıl döngüsü, Kavuklu’nun sürekli işsiz ya da evsiz kalıp Pişekâr’ın ona bir ev ya da iş bulması ve bu arada çeşitli şive ve şahıs (çelebi, zenne, hırbo, denyo, abdal, Kayserili, Rumelili, Acem, Arap, Arnavut, Laz, Kürt, Ermeni, Cûd-Yahudi, Frenk,…) taklitleriyle oyunu zenginleştirmek ve güldürü unsuru katmaktır. Son bölüm ise oyunun bitirildiğinin söylendiği ve gelecek oyunun yerinin ve konusunun haber verildiği bölümdür. Seyirciden özür dilenir, selam verilerek çıkılır. Orta oyunundaki önemli bir özellik, dekorun çok sınırlı, hatta yok denecek kadar az olması ve işlenecek konu belli olsa da metin olmayıp tamamen söz ustalığına dayanmasıdır.

Orta oyunu seyirciyi kandırır mı?

Başlangıcı hakkında birkaç farklı görüş olan bu geleneksel seyirlik oyunda oyuncular tiyatrodaki gibi seyirciyi oyunun içine almazlar. Hatta özellikle bundan kaçınırlar. O kadar ki oyuncular bazen temsil ettikleri karakteri terk eder, seyirci tarafına geçerek bu karakteri eleştirir ve seyirciye bunun bir oyun olduğunu açıkça söylerler. Günümüzdeki sahne sanatları ya da televizyonun aksine seyirciyi bu renkli dünyanın dışında tutar, seyirciyi dekor, kostüm, makyaj gibi görsel renkli malzemelerle “büyülemek”ten bilhassa kaçınır.Ortaoyunu

19.yy.da tiyatronun eğlence hayatına girmesiyle “gerçek ev hayatı”, şahısların özel hayatları, duygu ve düşünceleri halkın ilgisini çeker ve kendileri gibi olmayanların hayat tarzlarını öğrenmeye başlarlar. Bu, sonu gelmeyecek merak hissi gittikçe büyür ve orta oyununun mütevazı eğlencesini gölgede bırakır. Bugün tiyatrocuların ve tiyatroseverlerin görsel efektlerle bezeli sinema teknolojisi ve televizyon karşısında geri plana atılmış olmalarının benzerini orta oyunu o günlerde yaşar.

Orta oyunu yeniden dirilemez mi?

Ramazan ayını yaşadığımız şu günlerde orta oyunu bir takım icra denemeleri ve konuşmalarda gündeme gelmekte. Ancak bilinmelidir ki orta oyununu diriltmek mümkün görünmüyor. Çünkü ne orta oyununu yeniden icra edecek icracılar, ne de o sanat ve algı ortamı bugün yaşamını sürdürmektedir. O halde orta oyununun kaderi yok olmak olsa da unutulmak olmamalı.

 

Zeyneb İlhan itirazlarını kayda geçirdi

GYY'nin notu: Zeynep kardeşimize katılarak ve ek olarak şunu ifade etmeliyiz: Geçmişin değerlerini aynen devam ettirmeyi istemek, bizleri, sevgilisinin cesedini toprağa defnetmeye yanaşamayan âşığın durumuna benzer bir duruma düşürebilir. Medeniyet değerlerini yıllar içerisinde alacağı yeni biçim ve ruh özellikleri ile yaşatmak daha sağlıklı bir yoldur, diyelim ki ölüsevici konumuna düşmeyelim. 

Güncelleme Tarihi: 31 Ağustos 2010, 11:51
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ezber bozan
ezber bozan - 8 yıl Önce

ramazanda bu tür yazılar iyi geliyor..kaleminize sağlık.

merve
merve - 8 yıl Önce

KARAGÖZ VE HACİVARLA İLGİLİ TARİHİ BAĞLAMDA DA BİR YAZI YAZARSANIZ ÇOK SEVİNİRİM. TEŞEKKÜR EDERİM

banner8

banner19

banner20