banner17

Ömer Lekesiz'den açıklama!

Ömer Lekesiz yayın yönetmenimizin değerlendirmesine bir tavzih yazısı yolladı. Bu tavzihleşmeler devam edecek gibi görünüyor.

Ömer Lekesiz'den açıklama!

Asım Gültekin’in sitenizde “Biz centilmen değiliz” üst başlığı altında, “Bu da nereden çıktı şimdi?” alt başlıklı ve “Ömer Lekesiz hiç yakışmayan bir harekette bulundu ve alkışlanması gereken Cihan Aktaş'a sert bir yumruk attı…” spotlu yazıyı okudum.Asım Gültekin

09.11.2009 tarihli, “Nedir bu sağ ayaklar?” başlıklı yazımda, dünya nimetine ve gündelik kazançlara itibar etmeyen, 14.06.2010 tarihli yazımda Şule Yüksel Şenler’in yükselttiği bayrağı taşıyan bir yazar olarak adını övünçle, kıvançla zikrettiğim Cihan Aktaş’ın şimdi bana karşı “korunmasını” öncelikle hayatın garip bir cilvesi olarak yorumluyorum.

“Siz Naipaul’a layıksınız” başlıklı yazımda Cihan Aktaşı neden konu edindiğimi, orada açık olduğu halde tekrar açıklamadan önce Gültekin’in yazısındaki şu iki tehdidin altını çizmeli ve bu tehditlere karşı kendi tutumumu iletmeliyim:

1- “Cihan Aktaş'ı fırsatları kollayan biri gibi sunmanın size ne kazandıracağını hesap ediyorsunuz belki ama neler kaybettireceğini hesap etmeyi unutuyorsunuz sanki!”

2- “On beş yıldır Lekesiz Ağabeyimizin saldırılarını, eleştirilerini okuya okuya bir hal oldum. Kendisinin titiz olduğu cümlelerini yine başımın üzerine koyarım ama titizliği bırakmayı itiyad haline getirdiğinde artık sadece cümleleri arasında doğru cümle aramaya başlarız. Fazlasına itimad etmeyiz!” 

1- Cihan Aktaş’a bir şey kaybettirmek gibi bir derdim olmadığından ve olamayacağından, onun ismi çevresinde yaptığım –bana göre haklı- eleştiriyle neler kaybederimin hesabı içinde olmadım. Diğer bir söyleyişle yazı hayatım boyunca böyle bir denklemi gözetmedim; yazarken, lobilere, yandaşlara, çetelere itibar etmeyen bir kimliğin sahibi olarak yazdım ve inşallah böyle yazmaya da devam edeceğim.Cihan Aktaş

2- Herkes kendi türküsünü kendi bildiğince söyler. Birileri de o türküyü ister dinler isterse dinlemez. Bu nedenle Gültekin’in 15 yıllık “istemeden dinleme” sabrına sadece teşekkür edebilirim, başka bir kıymet yükleyemeyeceğim gibi, dinleme hakkı her an kendi uhdesinde olduğundan en azından bundan sonra dinlememesini tavsiye edebilirim. Çünkü, benim sözüm eğilip bükülen bir söz değildir; sözüm toktur, serttir, çünkü nettir… Bu benim mizacımdır, kimliğimdir, tarzımdır… Yani bana aittir. Rabbim, kimseye eyvallah etmeden yaşama nimetini üstümden eksik etmediği sürece kimsenin hatırına da bunu değiştirecek değilim.

Gelelim “yumruk attı” meselesine…

Uyarmanın adı ne zaman “yumruk atmak” olarak değiştirildi bilmiyorum ama ben Cihan Aktaş’ı uyarmayı gerekli gördüm.

Neye karşı uyardım?

1- Ajans 2010’un bir yıldır ortaya koyduğu 600’ü aşkın etkinliğin çok matah şeyler olmamanın ötesinde, çoğunluğunun bir inanç hassasiyetiyle hareket edenleri rahatsız edebilecek etkinlikler olması; bu nedenle söz konusu ajansın masum gibi görünen taleplerine karşı bile o hassasiyetin ve ona mahsus kimliğin sahiplerince dikkatli olunması yönünde uyardım.

2- Felsefeci ve sanat eleştirmeni kimliğiyle o 600’ü aşkın etkinlik konusunda bugüne kadar tek kelime etmeyen Hilmi Yavuz’un, şimdi dile getirdiği konuyla ilgili de ihtiyatlı davranılması gerektiği yönünde uyardım.

Ve dolayısıyla, Avrupa Yazarlar Parlamentosu’ neyin nesidir, neden burada toplanıyor, bunun “bize” faydası nedir, benim bir yazar olarak bu parlamentoya göre konumum nedir, neden bunlarla “ortak” bir etkinliğe katılıyorum, ben onlarla ortak mıyım, bu parlamentonun mensubu muyum…. diye sorulmasına neden olmaktı.

Bunları bir parlamento eleştirisiyle sınırlayıp, “Cihan Aktaş centilmen değil, izzetli bir İslamcıdır! Ömer Lekesiz'in bu parlamentoyu eleştirmeye hakkı vardır ama alkışlanacak birisine yumruk atmaya hakkı yoktur!” diyor Gültekin.

Cihan Aktaş izzetli bir İslamcıdır da onun uyarılarını dikkate almadığı Ömer Lekesiz Katolik midir? Kim kime dağıtıyor İslamcılık payesini ve kim nasıl ayırıyor İslamcının izzetli ve izzetsiz olanını?

Kim neden alkışlanıyor ve ben neden haksız oluyorum? Asıl problem Ajans 2010’un ve parlamentonun kendisi olduğu halde, Cihan Aktaş’ın bunu bir problem saymayıp alkışlanası kararından vaz geçişi ve etkinliğe katılışı da bir alkış gerektiriyor mu?

Konu buralara dayandırıldığında tehlikeli bir tablo ortaya çıkıyor ve umumi yararı gözeterek “şimdilik” bu tehlikeyi konuşmak istemiyorum.

Kardeş kardeşi atar, uçurum başında tutar

Anadolu’da güzel bir söyleyiş vardır: “Kardeş kardeşi atar, uçurum başında tutar.” Cihan Aktaş kardeşimdir; onun ne zaman atacağımın ve ne zaman tutacağımın kararı “şartları gözeten” tarafta olduğum için bana düşer.

Bu nedenle Asım Gültekin’in yazısını, aşırı sevginin neden olduğu bir kayırma çabası olarak değerlendiriyor, telaşını ve söylemini “kerhen” mazur görüyorum.

 

Ömer Lekesiz tavzihte bulundu 

 

GYY'nin notu: GYY konu ile alakalı bu notta cevap vermeyi şık bulmamakta, açık olmayan hususları ayrıca yazmayı uygun bulmaktadır. Ömer Lekesiz'in de cevap hakkına saygılı davranacağını bildirir. Cihan Aktaş da, Ömer Lekesiz de büyüğümüzdür! Onları kırmayı uygun bulmayız.

Güncelleme Tarihi: 30 Kasım 2010, 19:26
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yusuf Er
Yusuf Er - 8 yıl Önce

Naipaul'den hareketle Müslüman edebiyatçıların birbirine girmesi çok acı. Buna en çok Naipaul seviniyordur eminim. Ömer Lekesiz'in 2010 etkinliklerinde yer almakla ilgili söyledikleri da şaşırtıcı. Çünkü daha iki hafta önce kendisi İstanbul Üniversitesi'nde İTO ve 2010'un ortaklaşa düzenlediği Yayıncılık Sempozyumu'nda konuşmacıydı ve katıldı, konuştu. İğne, çuvaldız vs.

Mustafa UĞURLU
Mustafa UĞURLU - 8 yıl Önce

Önceki yazısında konunun özünü bir türlü anlamamıştık ancak bu yazısı meseleyi biraz daha netleştirdi. Onun için Lekesiz'e teşekkür ederim. Bu konuda söyle diyebilirim Lekesiz'in çıkışı haklı ancak yanlış anla(ttı)şıldı. Bana göre Lekesiz Cihan Aktaş'a şöyle dedi; "Çıkışında haklısın ancak bu yeterli değil. Senden daha fazlasını beklerdim." Boşuna dememişler gönül umduğu yerden küser. Aynen öyle.

Ali Demirli
Ali Demirli - 8 yıl Önce

Naipaul nam zatı çağıranlar Ruslar mı?
Asıl onlara iki çift laf edilmeli değil midir? Dünyada başka yazar, başka adam yok muymuş? Niye onu çağırmışlar? Bu "müslüman" edebiyatçılar kefe ile niçin böyle takke alıp külah verirler ki? Yoksa müslmanlık gömleğini çıkardılar mı?

banner8

banner19

banner20