Muhalif kısa filmler isteriz!

Sinan Çetin'in geçen yıl çektiği Mutlu Ol Bu Bir Emirdir filmi tarzında ülkemizdeki çarpıklıkları gündeme taşıyan kısa filmler bekliyoruz.

Muhalif kısa filmler isteriz!

KISA FİLMLER ÇOK ETKİLİ

Özellikle Youtube gibi bir video paylaşım sitesinin ve videoların insanlara ulaşma alanını daha da genişleten Facebook bilgi paylaşım sitesinin yaygınlaşmasının ardından kısa filmler fragmanlar çok ciddi önem kazandı. 

 

Son bir yıl içindeki internete düşen ses kayıtları ve gizli videolar sanal paylaşımların gücünü ülkemiz için birkaç kat daha artırdı.

 

BİLGİ KİRLİLİĞİ Mİ? 

Bilgi paylaşım sitelerinin sayılarının oldukça artmasından sonra her türlü bilgi yanlı ya da cahilce girdilerle kirletilebiliyor. Görsel bilgiler için de aynı şeyler geçerli. Özellikle fotoğraf ve film montaj programlarının artık herkes tarafından kullanılabiliyor olması bu alanlarda da güveni oldukça azalttı. Sadece çok orijinalitesi olan ürünler değiştirilmeden ayakta kalabiliyor. Bu ürünler insanların beyinlerine ulaştırmak istediğini birkaç tekniği birlikte kullanarak deniyor. Bu da çoğu zaman başarıyı artırıyor.

 

Kısa film alanında buna popüler bir örnek verecek olursak Sinan Çetin'in geçtiğimiz yıl çektiği Mutlu Ol Bu Bir Emirdir kısa filmi iyi bir örnektir. Hem vermek istediği mesajın tarihle tecrübe edilmiş gerçekliğiyle, hem oyuncu seçimindeki nokta atışıyla, hem de olayı mizahi platforma çekerek yumuşatmayı ve komik duruma düşürmeyi bir arada yürüterek amacına ulaşmış bir yapımdır. 

 

AYNI METOD FARKLI KONU? 

Mutlu ol bu bir emirdir kısa filminde müzik konusundaki sıkıntılara değinilerek yayına girdiği tarihlerde özellikle başörtüsü konusu üzerindeki gündeme mesaj veriliyordu. Bizim tek sorunumuz sadece müzik ve başörtüsü değil elbette.

 

Her 30 yılı bir nesil olarak kabul edersek Cumhuriyet'in 3. ve 4. nesilleri şuan bir arada yaşıyoruz. Fakat Cumhuriyet öncesi mirasımızı arşivlerimizi değerlendirebileceğimiz bir dilimiz yok. Harf Devrimi ile koca bir millet bir günde okuma yazma bilmeyen insan konumuna gelmişti. Belki dönemin gereği buydu diye düşünülebilir. Fakat artık bugün 3. ve 4. neslin kendi tarihine bir şekilde ulaşması lazım. Bugün Ermeni soykırımı iddiaları, Kürt politikaları tartışıla dursun milletin bu konularda öfkeden başka tutunduğu bir dalı yok.

 

Okullarımızda İngilizce dersleri konulurken kendi milletimizin tarihini okuyabileceğimiz Osmanlıca dersleri söz konusu bile edilemez durumdadır. Fakat bizim tarihimizde Ermeni, Rum, Kürt hatta Arap sorunlarını başımıza getiren bizzat İngilizlerdi. 

 

İşte bu konudaki sıkıntıyı gündeme getirebilecek bir kısa film Sinan Çetin'in metodunu kullanarak yapılabilir. Bugün dünyanın sayılı tarihçilerinden Halil İnalcık bu kısa filmin başrol oyuncusu olabilir (Kendisi eserlerini Osmanlıca yazıyor hala bildiğimiz kadarıyla). Ya da biz soykırım yapmadık diye haykıran bir gencin önüne “Al dedenin soykırımını itiraf ettiği mektubu” diye Arap alfabesiyle yazılmış bir metin konulduğunda gencin yazılanları okuyamadığı için düştüğü mahviyet anlatılabilir.

 

Sözün özü koskoca 8 yıllık eğitimin yarım dönemciğine de olsa Osmanlıca eğitimi sıkıştırılsa fena mı olur?

 

Sami Yaylalı yazdı

 

 

Yayın Tarihi: 28 Mart 2009 Cumartesi 07:15 Güncelleme Tarihi: 25 Haziran 2011, 10:20
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
alev yılmazer
alev yılmazer - 12 yıl Önce

bu yazı bana matriks filmini hatırlattı nedense. Zaman akıp giderken önemsemiyoruz hiç. Ama onları önemseyen birilerinin olduğunu ve ülkemizden birilerinin olduğunu görmek gurur verici. Bu videoyu izlemiştim izlerken biraz üzülüp biraz gülmüştüm ama üzerinde hiç düşünmemiştim. Fakat bu zamanda tutunmak için tıpkı sami yaylalının yaptığı gibi kıssadan videodan hisseler çıkarmak lazım. Tebrikler.

banner26