banner17

Muhafazakâr sanat da ne demek?

Bir süredir medyada tartışılan bir konu var. Konunun başlığı: “Muhafazakâr Sanat”. Doğru bir konu yanlış bir başlıkla tartışılıyor.

Muhafazakâr sanat da ne demek?

 

Tartışmalar bir konferanstan sonra başladıMustafa İsen

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen, mart ayı içerisinde (konferansın tam tarihini, grubun kendi sitesi dâhil, hiçbir site ve gazetede bulamadım) Suriçi Grubu Platfomu’na konuk olup “21.Yüzyıl Türkiye’sinde Kültür ve Sanat Anlayışı” başlıklı bir konferans verdi. Konferansta Türkiye’nin; ekonomik gelişmişliğine paralel bir insanî gelişme gösteremediğini, bu durumun nedeninin de kendi normlarına dayalı bir sanat ve yaşantı geliştirememesi olduğunu ifade etti. Çözüm olarak ise, “…Nasıl muhafazakâr kesimin bir demokrasi anlayışı varsa, muhafazakâr demokrasi diye bir şeyden bahsedebiliyorsak, o zaman ‘muhafazakâr estetik’ ve ‘muhafazakâr sanat’ diye bir şeyden de bahsetmek, bunun normlarını ve yapısını oluşturmak gibi bir yükümlülük içindeyiz…” ifadelerine yer verdi.

Konuşması sırasında devletin sanat kurumlarının verimsizliğinden yakınan Mustafa İsen, bu noktada,  İskender Pala’nın 14.02.2012 tarihinde Zaman gazetesindeki köşesinde yazdığı “Günlük Müstehcen Sırlar” yazısına atıfta bulundu. (“Günlük Müstehcen Sırlar” Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen bir oyunun adı. İskender Pala, yazısında oyunun müstehcenliğine değiniyor ve Şehir Tiyatroları’nın yapısının ve faaliyetlerinin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ediyordu.)

Emre Aköz, “buyurun tartışmaya” dedi

Mustafa İsen’in yaptığı konuşmaya daha önceki yazılarında da dikkat çeken Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz, 08.04.2012 tarihinde gazetedeki köşesinde “muhafazakâr sanat” konusunun tartışılması gerektiğine dair çağrıda bulundu. Çağrısında bazı yazar isimleri verip onların da bu tartışmalara katkı sağlamaları gerektiğini ifade etti. O isimler şunlar: Engin Ardıç, Hasan Bülent Kahraman, Hilmi Yavuz, Beşir Ayvazoğlu, İskender Pala, Ahmet Turan Alkan, Leyla İpekçi, Cihan Aktaş, Fatma Barbarosoğlu.

Emre Aköz’ün çağrısının yapıldığı gün yani 08.04.2012 tarihinde Zaman gazetesinde Nuriye Akman, Mustafa İsen ile bu konuda bir röportaj yaptı. Röportajda Mustafa İsen, konferansta değindiği konulara açıklık getirmeye çalıştı.

İskender Palaİlk ses İskender Pala’dan

Emre Aköz’ün çağrısına ilk cevap ise İskender Pala’dan geldi. İskender Pala, muhafazakâr ifadesini tanımlayarak başladığı yazısını yirmi maddelik bir “Muhafazakâr Sanat Manifestosu” ile bitirdi. Çağrıya ikinci cevap Beşir Ayvazoğlu’ndan geldi. Ayvazoğlu 12.04.2012 tarihli Zaman gazetesindeki yazısında konuya değindi. 15.04.2012 tarihinde de yine Zaman gazetesinde Hilmi Yavuz konuya yönelik bir yazı yayımladı. Ayrıca bu süreçte Hasan Bülent Kahraman’ın 08.04.2012 tarihinde Akşam gazetesinde ve Uğur Derman’ın da 28.03.2012 tarihinde Habertürk gazetesinde konuya dair bir röportajı yer aldı.

Yine aynı tuzak: Kavramlar

Böyle gerekli bir tartışma ne yazık ki kavram karmaşası yüzünden bir sonuca varmadı ve varacağa da benzemiyor. Bu karmaşayı doğuran etkenlerin başında, Mustafa İsen’in kullandığı “muhafazakâr sanat” ifadesi yer alıyor. Mustafa İsen her ne kadar gerekli ve doğru bir tespit yapsa da “muhafazakâr sanat” ifadesini kullanması, konuyu bağlamından uzaklaştırdı. Çünkü muhafazakâr kavramı, Batı’nın serüveni içerisinde var olmuş bir kavram. Dolayısı ile bu kavramla yerliliğe vurgu yapmak en başından sakıncalı bir durum teşkil ediyor.

Bu kavramı kullandıktan sonra Beşir Ayvazoğlu’nun “sanat değil sanatkâr muhafazakâr olur” doğru tespiti de ne yazık ki tartışmayı doğru zemine çekmeye yetmedi. Beşir Ayvazoğlu’ndan önce aynı düzeltmeyi İskender Pala da yapmıştı. Muhafazakârlığı sözlük anlamı ile kullanmanın doğru sonuç doğuracağını ve bu noktada muhafazakâr biri olarak konuya yaklaşacağını ifade etmişti. Fakat İskender Pala da, düzeltmesinde dilin canlı yapısını göz ardı ettiği için bu düzeltmesi meseleyi yoluna koymaya yetmedi. Kelimeler sözlükte durdukları gibi durmazlar. İnsanın serüveni o kelimeleri bağlamlarından uzaklaştırıp bambaşka bir bağlama taşıyabilir. Ayrıca sözlükler, kelimelerin en masum hallerini kayıt altına alırlar.

Mustafa İsen’in konuya dair verdiği örnek -İskender Pala’nın yazısından hareketle- meseleyi tartışılacak zeminden uzaklaştıran bir diğer neden.  Bu örneğin verilmesi, tartışmalarda muhalif kanatta yer alan muhatapların konuyu “heykele çarşaf giydirmek” noktasına hapsetmelerine yol açtı.

Anahtar ifade “normlar” olmalıydı

Tartışmanın zemininden sapmasına yol açan nedenlerden biri de konuyu tartışanların, Mustafa İsen’in konuşmasından aldıkları bölümde, yanlış bir noktaya odaklanmaları. Yukarıda alıntıladığımız o bölümde üzerinde durulan kısım eğer “…normlar” kısmı olsaydı, şüphesiz konu daha sağlıklı tartışılmış olacaktı. Fakat tartışmalar “muhafazakâr sanat ve muhafazakâr estetik” kısımlarına odaklanarak sürdürüldü. Nitekim Mustafa İsen, Nuriye Akman’a verdiği röportajda, konferansta neyi kastettiğini netlikle ortaya koydu ki kastedilen, sanatımızın bize ait normlarının üzerine inşa edilmesi. Ve böyle bir sanatın nasıl destekleneceği konusu… Bakalım tartışma ne zamana kadar sürecek ve tabi hiçbir şey değişmeden ne zaman rafa kaldırılacak?

Doğru konuları doğru kavramlarla tartışmamız gerekli

Biz mahalle kurmayı “kentsel dönüşüm” ifadesi ile tartıştıkça, kuracağımız mahalleyi gökdelenler arasında, kubbesi vinçle oturtulmuş bir caminin çevresi sanmaya; eğitimi 4+4+4 ile tartıştıkça, “dindar nesli”, seçmeli Kur’an dersiyle yetiştirdiğimiz doğru dürüst besmele çekmeyi bilmeyen gençler olarak kabul etmeye ve Müslüman sanatçının ortaya koyduğu eseri “muhafazakâr sanat” ifadesiyle tartıştıkça, hakikatten yoksun kalmaya mecburuz. Doğru konuları doğru kavramlarla tartışmamız gerekli. Ve bu konuda kavram veya kelime lazımsa bize bunlar yeter: Hakikat, Müslüman, İhsan…

 

Serdar Arslan değindi

 

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2017, 15:43
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
haksöyler
haksöyler - 7 yıl Önce

bu yazıda Yusuf Kaplan ile Ömer Lekesiz'in İskender Pala ve Mustafa İsen'in bu palavracı tavrını zemmeden haklı, doğru ve yerinde ifadelerini de anmak gerekir. İslender Para ya mı kaldı muhafazar sanattan bahsetmek,kaldı ki modernizmi üretimi bu muhafazakarlık kavramı hiçbir zaman tam manasıyla isalmi bir sanatın özünü bihakkın yansıtamaz, kışırda kalan bir şeyden öteye gidermez. ancak kışırcıların, şekilci yaklamşımlarına malzeme olur, mallarına mal katmalarına yarar sağlar.

Serdar  Arslan
Serdar Arslan - 7 yıl Önce

Yusuf Kaplan’ın bu konudaki görüşleri başlı başına birkaç yazının hatta tartışmanın konusu olabilir, konuya dair yazılarının linkleri: http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=31927&y=YusufKaplanhttp://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=31953&y=YusufKaplan…

Popülist Kültür
Popülist Kültür - 7 yıl Önce

Yazıyı Popülist Kültür blogundan http://www.populistkultur.com/kulturel-iktidar-muhafazakarlara-mi-geciyor/ okumak mümkün.

banner8

banner19

banner20