banner17

Mehmed Fahreddin Akif mi?

Türk Edebiyatı'nda Nuri Sağlam, II. Abdülhamit'in hal fetvasını yazan Mehmed Fahreddin imzasının Mehmed Akif'e ait olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Sağlam'ın bir de müjdesi var.

Mehmed Fahreddin Akif mi?

Geçtiğimizin ayın başlarında akademisyen Nuri Sağlam’ın Zaman Gazetesi’ne verdiği röportajı konuşuluyordu. Sağlam II. Abdülhamit’in hal fetvasını Mehmet Akif’in yazdığını iddia ediyordu. Bununla ilgili bir haber daha önce sitemizde yayımlanmıştı. Biz bu sefer Türk Edebiyatı dergisinin şuan bayilerde olan sayısında yer alan Nuri Sağlam’ın “II. Abdülhamit’in Hal Fetvasını Mehmet Akif mi Yazdı? Nam-ı Diğer Mehmed Fahreddin” başlıklı yazısına dikkati çekeceğiz.  

Nuri Sağlam
Nuri Sağlam

Hal fetvası  Mehmed Fahreddin imzasıyla Mehmed Akif tarafından yazılıyor. Dergideki yazıda Sağlam, Mehmed Fahreddin adının Mehmed Akif tarafından kullanılan bir müstear olduğunu çeşitli gerekçelerle ispat etmeye çalışıyor. Yazıda bunun yanında Akif’in doğum yerinin İstanbul değil, Bayramiç olduğu da iddia ediliyor.  

Nuri Sağlam’a göre; Mehmed Akif Batıcı, Türkçü ve o dönemin cühela “âlim”lerine karşı cephe almış bir ilim adamıydı. Onların haksız, iftiraya varan saldırılarından kendini kurtarmak için düşüncelerini Mehmed Fahreddin müstearıyla yazmıştı. 

Mehmed Fahreddin imzası sadece Akif’in dergileri olan Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad dergilerinde görülür. Her zaman Akif’in yazısının ardından gelir bu imza. Sağlam o dönem matbuat âleminde bunun bir ayrıcalık olduğuna dikkati çeker ve Mehmed Fahreddin’in bu sebepten herhangi biri olmadığını söyler. 

II. Abdülhamit
II. Abdülhamit

Mehmed Fahreddin’in Akif olduğuna dair birçok delil gösterir Nuri Sağlam. Mehmed Fahreddin’in üslubu, beslendiği Doğulu-Batılı kaynaklar, bu kaynaklarda Sadi ve Lamartine’e ayrı önem verilmesi, Mehmed Akif’le tefsirlerinin yer değiştirmesi, Fransızca, Farsça ve Arapça hâkimiyeti, onun Akif olduğuna dair önemli deliller olarak gösteriliyor.  

Nuri Sağlam bundan daha keskin gerekçelerle Fahreddin imzasının Akif’e ait olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Derginin bu ayki sayısını alacak okurlar daha geniş malumat sahibi olacaklardır.  

Akif’in tesettür ve feminizm hakkındaki düşünceleri nelerdi?  

Nuri Sağlam yazısının sonunda kitap dostlarına bir de müjde veriyor. Akif’in vefat yıldönümü olan 27 Aralık 2009’dan önce Akif’in Mehmed Fahreddin müstearıyla yazdığı yazıları toparlayıp yayımlayacağını söylüyor. 

“Mehmed Akif’in bu yazılarda ortaya koyduğu tesettür hakkındaki fetvaları, feminizme dair düşünceleri, ırkçılığa bakışı gibi daha birçok konudaki görüşlerinin yanı sıra İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne mensubiyeti dolayısıyla sürgüne gönderildiği ve hatta birkaç defa da idamdan döndüğüne dair şaşırtıcı bilgiler epeyce tartışma yaratacak ve hiç kuşkusuz yeni çalışmalara yol açacaktır.” diye son veriyor sözlerine Sağlam. 

Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu

Peki, Mehmed Fahreddin ya da Akif’in hal fetvası yazacak rütbesi var mıydı? Bu isimlerin Abdülhamit hakkında fetva yazmalarının kıymeti nedir? Bu da okurun merak ettiği bir husus olarak cevaplanmayı bekliyor.  

Beşir Ayvazoğlu derginin Hasbıhal kısmında dergi sayfalarının Akif uzmanlarına da açık olduğunu söylüyor. Mehmed Fahreddin imzasıyla yayımlanan yazıların yayımlanacak olması kültür tarihimiz açısında oldukça önemli.  

Türk Edebiyat’ı her aybaşı heyecanla beklediğimiz dergilerden biri. Özellikle son sayılarıyla geçmişin karanlığında kalmış belgeleri, eserleri gün yüzüne çıkaran çalışmalarıyla okurlarına büyük bir hizmette bulunuyor. Mesela bu sayıda Dede Efendi’nin hac vazifesini yerine getirirken vefat etmesi, vefatı, terekesi ve ailesiyle ilgili belgelerini ortaya çıkaran bir yazı bulunuyor. Yazı Talip Mert’e ait. Geçtiğimiz sayıdan söz açarken de Beşir Ayvazoğlu tarafından kaleme alınmış, yenice bulunmuş bir mersiyeden bahsetmiştik. 

Behçet Necatigil hakkında dolu dolu yazılar var bu sayıda. Hülya Atakan“Sahibini Arayan Evler” adıyla nefis bir deneme kaleme almış. Bu yazı “ç-alıntı” bölümünde yayımlansa yeridir.  

Türk EdebiyatıBirkaç mesele… 

Sözü  çok uzatmadan şunu ifade etmeliyiz: 

Bu ülkede edebiyat dergilerinde çok güzel hadiseler meydana geliyor. Kısıtlı bütçelerle, savaş vererek hayatlarını sürdüren dergilerin varlıklarından memnunuz fakat maddi bir katkıyla onlara destek olmaktan uzak duruyoruz. Ayvazoğlu Virgül dergisinin kapanmasından yola çıkarak dergi okurunun, abone kültürünün bugünkü acı durumundan bahsetmiş. Dergilerin bir maddi krizde ihtiyaç listesinden ilk çıkarılanlar olduğunu söylüyor.  

Türk Edebiyatı  gibi bir derginin bir gün okurun vefasızlığı yüzünden kapanacak olması ihtimali içimizi acıtıyor. Sadece Türk Edebiyatı mı? Dergâh, Yedi İklim, Hece, Varlık gibi yıllardır edebiyat gündemimizde yer alan dergilerin ardından yas tutmamak için gerçekten küçük ederler ödemeniz gerekiyor. Türk Edebiyatı dergisinin yıllık abone bedeli 56 TL.  

Sadece İstanbul’da binlerce Türkoloji öğrencisi var. Bu dergi onlar için her ay şölen yaşatacak yazılarla ortaya çıkıyor.  

Her ay bize böylesine bir dergi hazırlayan Türk Edebiyatı ekibine müteşekkiriz.

 

Yakup Öztürk haber verdi!

Güncelleme Tarihi: 28 Aralık 2010, 23:47
YORUM EKLE
YORUMLAR
Şirazlı
Şirazlı - 9 yıl Önce

Türk Edebiyatı'ndaki malum yazıyı okudum.
Mertoğlu'nunkini de okudum. Nuri Sağlam baskın çıktı...

Zafer Erginli
Zafer Erginli - 8 yıl Önce

O dönemin genel havasına uygun olarak Mehmed Âkif'in de Abdülhamid'e karşı olduğuna itiraz edemeyiz. Hatta Saîd Nursî ve hatta Es'ad Erbîlî de Abdülhamid'e karşı idiler. Ama fetvâ başka bir iş. DEVAMI SONRAKİ YORUMDA

Zafer Erginli
Zafer Erginli - 8 yıl Önce

Bilebildiğimiz kadarıyla fetvâ resmi bir belgedir. Âkif'in fetvâ makamında olup olmadığı tartışmaları kadar, müsteâr isimle fetvâ yazmak da ayrı bir tartışma konusudur. Meselâ bir vâli düşünün ki alt makamlara bir yazı gönderiyor, fakat gazete ya da dergilerde kullandığı müsteâr ismini kullanıyor. Böyle bir şey mümkün mü? Gerisini insaf sâhiplerine bırakmak lâzım.

banner19

banner13

banner20