banner17

Medrese eğitiminde bir talebeyi neler bekliyor?

Medrese eğitimi, geçmişten gelen birikimiyle ders verme açısından da diğer eğitim kurumlarından ayrılmaktadır. Ünal Şahin yazdı.

Medrese eğitiminde bir talebeyi neler bekliyor?

Medrese ve modern Arapça eğitim sistemi ve bu ikisi arasındaki en temel farklara değineceğimiz bu yazıda; medresede olan ve olması gereken şeyleri, modern eğitim sisteminin Arapça eğitimi ile ilgili müspet ve menfi yönlerini kendi bakış açımdan vermeye çalışacağım.

Tanzimat hareketinin etkisi birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da tesirini göstermişti. Mezkûr süreçten sonra modern anlayışa ağırlık verilirken medreseler tabiri caizse kendi kaderine terk edildi. Bu olumsuz durumla beraber medreseler, eğitim açısından genelde İslam âleminde, özelde ise Türkiye’de belli bir boşluğu doldurmuş ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Bazı kesimlerde medrese kültürü miadını doldurduğu, yeniliklere kapalı olduğu, değişime gidememesi gibi yönlerden hep eleştirilmiştir. Bu eleştiriler haksız olmamakla beraber, daha sonra tarafgirlik ve “vurun abalıya” tarzında bir hal almış ve medreseler tamamen geriliğin eşanlamlısı olarak görülmüştür. Bazı medreselerde kalitesiz eğitim ve başıboşluk olduğunu inkâr etmek yanlış olduğu gibi, bu durumu genele teşmil etmek de aynı derecede yanlıştır.

Medreselerde seleften tevarüs edilen ezber yöntemi hâlâ mevcut

Arapça eğitiminin yoğunluğu açısından medresede verilen eğitim okullarda verilen eğitimden daha yoğun, daha istikrarlı ve daha isabetlidir. Medrese eğitimi belli bir tecrübenin mahsulü olan süreçten geçerek geldiğinden, okutulan kitaplar yüzlerce eser içerisinden seçilmiş, bu alanın başucu kitapları olmuş eserlerdir. Medresede öğrenciye Emsile, Bina, Maksud, Avamil, İzzî, İzhar, Kavaidü’l-i’râb, Katru’n-nedâ veya Şuzuru’z-zeheb, Suyutî diye meşhur, Suyutî’nin İbn Malik’in Elfiyye’sine yazmış olduğu şerh olan el-Behçetü’l-Merdıyye ve nahvin felsefesi olarak adlandırılan Molla Cami gibi eserler nahivde sıralı ders kitabı olarak okutulmaktadır. Öğrencinin durumuna göre bu sıralamaya ders kitabı eklenebilmektedir. Örneğin sarfta İzzî’den sonra Taftazanî’nin Sa’denî’si, nahivde İzhar şerhi Netâicü’l-efkâr, Kavâid şerhi Hallü’l-meâkıd, ayrıca Şerhu’l-Muğnî’de okutulabilmektedir.

Medreselerde seleften tevarüs edilen ezber yöntemi hâlâ mevcut olup, temel metinlerin ezberlenilmesi eğitim süreçlerinden biri olarak yer almaktadır ki, bu durum okullarda mevcut değildir. Örneğin akaidden Emalî, usulü hadisten Beykuniyye, nahivden Elfiyye, diğer ilim dallarından da bazı kitaplar ezberlenmektedir.

Şer’î derslerden ise akaidden Emâlî, daha sonra ise Taftazanî’nin Şerhu’l-akâid’i, fıkıhtan ekseriyetle Kudurî veya İhtiyâr, usulden son dönem eserlerinden başlayıp talebenin seviyesinin ilerlemesiyle nihai olarak Mir’at, tefsirden Celaleyn ve Nesefî, mantıktan İsağocî ve Muğni’t-tullâb, edebiyattan Telhîs ve şerhi Muhtasaru’l-meânî, yine bu alandan sayılabilecek Risâle-i vad’ıyye, Metnü’l-‘alâka, Velediyye, Ferîde (Mollâ Halîl) eserleri okutulmaktadır.

Medreselerde yukarıda zikredilen kitaplar alet ilmi olarak tavsif edilmiş ve bu ilimlerle âlî olan ulum-u şer’iyye ulaşıp anlamak, maksud olarak talebenin önüne konulmuştur.

Talebe, zekâ ve kabiliyetine uygun ilim dalına hoca tarafından yönlendirilmeli

Benim de şahsen bazı medreselerde müşahede ettiğim problemlerden birisi şu: Alet ilimleri mücerret olarak okumak ve okutmak maksud olmuş ve asıl maksat gözden kaçırılmıştır.

Ehlinden ve sistemli olarak verilen medrese eğitiminin gerek alet ilimleri gerekse âlî ilimlerden yukarıda sayılan kitapların okutulup icazet alınabilecek durumuna gelmek için üç, maksimum dört yılda bitirilecek bir programa dâhil olmak ilim yolcusu adına isabetli olacaktır. Bunun ötesi zaman kaybı olup telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açabilmektedir ki; bunun acı örneklerini medresedeki arkadaşlarımızın bazılarında da müşahede etmişizdir.

Çözüm olarak âcizane söylenebilecek çok şey olmakla beraber şu noktalara değinilebilir. Klasik asla terk edilmemeli, bununla beraber modern metinler de takip edilip uygun olanlar seçilerek alınmalıdır. Medrese eğitiminde bu yolun içerisinde yıllarca bulunan biri olarak faydaya sebep olması duasıyla sıra kitapları denilen Emsile, Bina, Maksud, Avamil, İzzî, İzhar yerine modern bir nahiv kitabı, Kavaidü’l-i’râb, Katru’n-nedâ değil de Şuzuru’z-zeheb, Suyutî okunmalıdır diyebilirim. Molla Cami ise Arap dil ve belağatında mütehassıs olmak isteyen kimselere okutulmalıdır. Diğer ilimlere ait (akaid, tefsir, hadis ve fıkıh) ise en az usul ve fürusundan birer eser mutlaka bitirilmelidir. Örneğin tefsirden Nesefî, tefsir usulünden ise Dihlevî’nin el-Fevzü’l-kebîr’i buna misal verilebilir. İlimlerin genişliği ve çokluğu göz önüne alındığında yapılması gereken şey, talebenin zekâ ve kabiliyetine uygun ilim dalının hoca tarafından belirlenmesi ve o talebenin o yönde kanalize edilmesidir. Çünkü ilim (bi lücce-i bî sahil) ucu bucağı olmayan bir sahil, ömür ise kısacıktır. Bu kısa hayatı alet ilimleriyle değil de âlî ilimlerle geçirmek en doğru yoldur.

Medresede neler farklı?

Medrese eğitimi geçmişten gelen birikimiyle ders verme açısından da diğer eğitim kurumlarından ayrılmaktadır. Bunları kısaca verip karşılaştırmayı okuyucuya bırakalım. Medrese eğitiminde talebe birebir hocasından ders almakta ve karma eğitim sistemi bulunmamaktadır. Medresedeki eğitim süreli değil süreklidir. Yani belli bir yaş sınırlaması yoktur. Ayrıca medrese eğitimi ekseriyetle bedava olup ücretli değildir. Medrese eğitiminde mütalaa sistemi bulunmakta ve talebe bu şekilde dersini hocaya hazırlamaktadır. Bununla beraber talebeye kendisinden üst seviyedeki gruplarla müzakere yaptırılarak dersin kalıcılığı ve daha iyi anlaşılması sağlanmaktadır. Yeni başlayan talebe ile yol almış medrese talebeleri ders anlamında yardımlaşmakta, öğrenme sürecine öğretme de dâhil edilmektedir. Medreselerde genellikle yatılı talebeye eğitim verilmekte ve eğitimi sekteye uğratacak, eğitimin tüm benliği saran havasını bozacak uzunca tatiller bulunmamaktadır.

Okullarda ise gerek bizim müşahedelerimiz gerekse verilen bilgiler doğrultusunda medresede okutulan (nahiv ve diğer ilim dallarına ait) kitapların adı dahi geçmemektedir. Okullarda sistem sınıf geçmeye odaklıyken medresede o kitabın iyice hazmedilmesi için çaba sarf edilmektedir. Okullarda dil öğretiminde konuşmaya (mükaleme) ağırlık verildiğinden dolayı bazen medrese talebesinden daha iyi konuşabilmektedir okulda öğrenciler. Bunun gerek verilen metot gerekse şahsi çalışmayla alakalı olduğu izahtan varestedir. Okullarda gösterilen kitap veya konularda siyasi-sosyal ortam ve bağlam vurgusu daha fazla iken bu medreselerde daha zayıf kalmaktadır. Örneğin medrese talebesi Semerkandî’nin Vaz’iyye şerhini okur, o kitaptaki malumatı iyice hazmeder. Yazıldığı ortam ve dönemin şartları hakkında pek malumatı olmazken, okul öğrencisi kitaptaki malumatı çok sathi olarak bilir ancak kitabın ele alındığı dönemin sosyal, siyasi ve kültürel durumundan daha fazla haberdar olur. Bundaki en temel neden ise okul öğrencisinin dersine farklı alanlardan birkaç hocanın girmesi gösterilebilir.

Daha fazla sayılabilecek farklılıklar olmakla birlikte temel olarak bu ayrımları görmek bize iki eğitim kurumunu karşılaştırmak adına gerekli ipuçlarını verecektir.

Ünal Şahin müşahedelerini yazdı

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2018, 12:36
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet şirin yerdelen
Mehmet şirin yerdelen - 2 yıl Önce

Hakikaten çok doğru tesbitler yapmışsınız Allahu teala razı olsun..lakin yazı aralığında emsile bina avamil gibi kitaplarin yerine modern bir iki kitap tercih edilmeli diye ifade etmişsiniz yanlış anlamadıysam.efendim kütübü muhallede diye kabul edilen kitaplar vardır malumunuz.iste mezkûr kütüb te bu kabildendir efendim.diğer fikir ve ifadeleriniz enfes .allahu teala kaleminize ve zihninize kuvve ı maneviyye ihsan buyursun.sa

Yasir arsan
Yasir arsan - 2 ay Önce

Hocam ağzınıza sağlık.
Hocam peki medresede bu kadar kitap varken talebe okul derslerinde ne yapıyor devletin talebelere bir imkan sağlaması gerekmiyor mu?

banner8

banner19

banner20