Kur'an-ı Kerim'in gör dediği yerden bakmak

İki büyük romancı Aytmatov’la Dostoyevski… İnsana yaklaşımlarında temel farklılığa rağmen, insanı objektif bir şekilde düşünmeye ve anlatmaya başladıklarında ortak yönlerinin çok olduğunu fark ederiz.

Kur'an-ı Kerim'in gör dediği yerden bakmak

Cengiz Aytmatov’u ancak kendisi kadar büyük bir romancıyla kıyaslayarak anlatabiliriz. Bu kıyaslama için Türk edebiyatından Sabahattin Ali düşünülebilir. Fakat o zaman haberimiz çok uzar, akademik bir makaleye dönüşür. Çünkü Sabahattin Ali’yle Cengiz Aytmatov romanları arasında epey benzer özellik yakalayabiliriz. Fakat asıl önemli olan bu romancıları birbirinden ayıran özelliklerdir. İki romancı arasında ayrıntıda çok farklılık var. Romancıları asıl farklılıklar net bir biçimde gösterebilir. Sabahattin Ali’yle Cengiz Aytmatov arasındaki ince ayrımlar için, satır arası okumalarına kadar inmek gerekir. O yüzden biz ince farkları yakalamadan, genel hatlardaki farklılıklardan tanıyabilmek için Cengiz Aytmatov’la Fyodor Dostoyevski’yi kıyaslayacağız.

Göz önünde bulundurduğumuz kitaplar; Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’i ve Suç ve Ceza’sı, Aytmatov’un Kızıl Elma’sı ve Al Yazmalım, Selvi Boylum’udur. Kitaplar arasında bir dengesizlik var. Bu dengesizlik, ayrıntıda büyük sıkıntılar doğurabilir. Yani Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşleri’yle, Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel romanı kıyaslanmalıdır. Doğrudur. Fakat biz genel hatlardan söz edeceğimiz ve yazarların insan ve hayata dair bakışlarını düşüneceğimiz için dengesizlikten fazla etkilenmeyeceğiz.

Mutsuzluk bile Aytmatov’da mutluluğu anlatmak için vardır

Dostoyevski’de ne kadar mutsuzluk varsa, Aytmatov’da o kadar mutluluk vardır. Dostoyevski ne kadar mutsuzluğu anlatan bir romancıysa, Aytmatov o kadar mutluluğu anlatan bir romancıdır. Bu, Aytmatov’un hikâyelerinde acının olmayışını göstermez. Bu, Aytmatov’un mutluluğu amaçladığını gösterir. Dostoyevski için ise mutluluğun sözü dahi edilemez. Onun bütün karakterleri inanılmaz bir mutsuzluk içindedir. Dostoyevski’nin romanlarını neden mutsuzlukla doldurduğunu anlamak zor değil. Çünkü her şeyden önce Dostoyevski’de umuda rastlamak zor. Mutluluğa dönük bir umudun Dostoyevski karakterlerinde olmayışı, onları müthiş bir azaba, onun da ötesinde trajediye sürükler.

Dostoyevski en başından ümitsizlik, karamsarlık ve kötümserlikle işe başlar ve yine oraya döner. Aytmatov’un romanları ise Dostoyevski romanlarının aksine umutla doludur. Onun derecesinde de mutluluk Aytmatov’un kitaplarında kol gezer. Aytmatov mutsuzluktan mutluluğa, mutluluktan mutsuzluğa geçişler yapar. Genellikle amaçsız, umutsuz bir karakterle başlar. Sonra o, bir rastlantı sonucu, kaderin ince bir cilvesiyle, umut edeceği bir insana rastlar. Aşktır bu. Umudun ve umutsuzluğun kaynağı aşk. Ve hemen o karakter bu umuda sımsıkı sarılır. Ve mutlu bir aile kurmak için çılgınlıklarda bulunur. Doğru, iyi ve güzel bir amacı olduğu için, İlyas’ın çılgınlığına iş arkadaşları da katılır ve destek verir. Mutsuzluk bile Aytmatov’da mutluluğu anlatmak için vardır. Bu yüzden Dostoyevski’de mutsuzluk kaçınılmaz bir kader iken Aytmatov’da mutluluğun katledilişidir.

Aşk dahi Dostoyeski’de saflığını yitirmiştir

Dotoyevski için dünya tahammül edilmesi gereken kötülüklerle, çekilmesi gereken acılarla dolu. Kötülükler suç, acılar ise cezadır. Bu şekilde insan arınabilir ve Tanrı buyruğunu yerine getirmiş olur. Dostoyevski İncil kaynaklıdır. İncil’de insanın günahkâr olarak, yani suçlu olarak dünyaya geldiği söylenir. İnsan ilk önce acı çekerek bu günahtan arınmalıdır. Hatta dünyaya gelişin sebebi, acı çekerek “ilk günah”tan arınmaktır. Bu yüzden Dostoyevski romanlarının tamamına suçluluk psikolojisi ve lanetlenmişlik duygusu sinmiştir. Onun romanlarında günahsız, suçsuz, temiz, saf kalmış tek karakter yoktur. Suç ve Ceza’nın temiz Sonya’sı, içinde bulunduğu yoksulluk nedeniyle ve ailesi için, kötü yola girmeyi düşünür. Aşk dahi Dostoyeski’de saflığını yitirmiş, kadının erkeğe duyduğu bir acımaya dönüşmüştür.

Aytmatov’da ise bunun aksine temiz, saf ve günahsız kahramanlarla karşılaşırız. Aytmatov’un kahramanları aşkla doludur. Saf aşktır bu. Herhangi bir niyet veya karşılık beklemeden duyulan aşk. İkincisi Aytmatov’un karakterleri umuda inanmışlardır. Umuda, insana ve geleceğe. En umutsuz oldukları anda bile kendilerine tutunacak bir dal bulurlar. Ve o dalı sımsıkı tutup, ondan bir şey beklemeden önce, kendileri onun için ne yapabilir, bunu düşünmüş, o şekilde hareket etmişlerdir. Aytmatov’un kötü karakterleri bile ilginçtir. Bu noktada Dostoyevski ile Aytmatov arasındaki can alıcı farklardan birini daha yakalamış oluruz. O da kötü insanların iyi insanlar üzerindeki etkisidir.

İki romancı için de kötü insanlar korkunç varlıklardır

İki romancı için de kötü insanlar korkunç varlıklardır. Bu korku Dostoyevski romanlarının bel kemiğini oluşturur. Dostoyevski’de kötü insanlar iyi insanları baştan çıkarır. Şeytandır onlar. Ve İncil’e göre şeytan, insanları azdırır, mutlaka günaha sokar, suça sürükler. Dostoyevski için bu kaçınılmazdır ve kaderdir. Aytmatov ise Müslüman bir yazar olarak, Müslümanca bir bakış açısıyla kahramanlarını ortaya koyar. Onda Kur’an-ı Kerim’de geçtiği üzere şeytanın Müslüman üzerinde herhangi bir tasarrufunun olmadığı inancı ve tavrı ağır basar.

Kur’an-ı Kerim’e göre şeytan insana vesvese verir. Fakat insan üzerinde herhangi bir yaptırımı yoktur. Şeytan insanın zaaflarından istifade eder, insanın zayıflıkları şeytanı güçlendirir. İnsan sağlam bir irade ve inançla, şeytandan gelecek kötülükleri def edebilir. Aytmatov’un Al Yazmalım, Selvi Boylum’daki Cantay adlı kötü karakteri buna bir misal. Cantay’ın aslında İlyas üzerinde hiçbir yaptırımı yoktur. Hatta Cantay, İlyas’tan sıkı bir yumruk yer. Yani İlyas Cantay’dan güçlüdür, isterse, irade ederse onu yenebilir. İlyas ne zaman zaaf gösterir, hata yapar, o zaman Cantay bunu hemen fark eder ve İlyas’a bu yönden saldırır. Yine yaptığı yalnızca vesvesedir. Yoksa İlyas üzerinde bir tasarrufu kesinlikle olamaz.

Karamazov Kardeşler’de ise baba, bütün oğullarının hayatını cehenneme döndürür. Büyük oğul Dimitri ne kadar iyi olmaya çalışırsa çalışsın bunu başaramaz. Romanın en temiz kahramanı Alyoşa bile kardeşlerinin ve babasının kötülüklerinden kendini kurtaramaz. Ortalıkta dönen dümene elini verdiğinde kolunu kaptırır, sonra o bataklığın içinde kendisi de can çekişmeye başlar.

İnsanın veya aşkın anlatılmazlığı veya ele avuca sığmazlığı

Dostoyevski kötülükle uğraştığı için psikolojik analiz ve tahlillerle dolu bir romancıdır. Aytmatov kır hayatını, saf insanları anlatır. Onda bütün duygu ve düşünceler arıdır. Kirlenmemiş ve kirletilmesine izin verilmemiştir. Al Yazmalım, Selvi Boylum’da İlyas küstürüp evden kaçırdığı, tek sevdası Asel’e karşı kesinlikle herhangi bir zorbalıkta bulunmaz. Kendi kabahatinin farkındadır. Ve kendi suçuna başkalarını ortak etmez. Acısını tek başına yaşamayı bilir, ben acı çekiyorsam, herkes acı çekecek gaddarlığını göstermez. Oysa Dostoyevski’de acı çeken kişi, sırf çok acı çektiği için sürekli kendini haklı görür. Haklı olması için acı çekmesi yeterlidir. Haklı olduğuna, bir de acı çektiğine göre, herkese karşı her tür muamelede bulunmak için kendini özgür hisseder. Bu, ayrıca kötülüğün kaynağı ve bir mantığa büründürülmesidir. Aytmatov’da ise acı çekmek, haklı olmak için yeterli değildir. Kötülüğü belli bir mantığa büründürüp devam ettirmek olayına Aytmatov girmez. Aytmatov’daki temiz, saf aşk, karşı tarafı mutsuz etmez. Onun mutluluğu için kendini feda etmeyi gerektirir.

İki büyük romancı Aytmatov’la Dostoyevski. İki büyük romancı, düşünür ve bilge. Onların romanlarından Müslümanca ve Hıristiyanca bakış açılarını okuyabiliriz. Fakat insana yaklaşımlarında temel farklılığa rağmen, insanı objektif bir şekilde düşünmeye ve anlatmaya başladıklarında ortak yönlerinin çok olduğunu fark ederiz. İnsanın veya aşkın anlatılmazlığı veya ele avuca sığmazlığı örneğin, iki romancının da hayretle fark ettikleri ve her romanında ifade ettikleri bir durum. Ya da savaşın hayatı ve insanları dönüştürme kuvveti, yine iki romancı için vazgeçilmez konulardan biri. Bir diğer ortak yönleri ise modernizmin insanlar ve hayat üzerindeki değiştirici, deforme edici özelliğidir. Bunun için ayrı bir haber yazmak gerekir.

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 16 Şubat 2019, 22:20
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26