İstanbul'dan utanıyorum!

Kerem Abadi, anlamlı bir belgeseli tanıtmak isterken açtı ağzını yumdu gözünü..

İstanbul'dan utanıyorum!

Bizim kendimize hayrımız dokunur mu?TBMM

Cumhuriyet dönemiyle birlikte yenilenme ve batılılaşma çabası içine giren ülkemiz maalesef geçmişine kalınca bir sünger çekti. Geçmişten günümüze sadece Selatin camileri, bazı Bizans eserleri, çok az sayıda Selçuklu ve Osmanlı eseri, yerel kültüre ait bazı köy evleri ve sayıları binlerle ölçülebilen harabe kaldı.

Batılılaşma çabası içinde o kadar çabaladık ki, Türk halk müziğini bile yasakladık. O kadar çabaladık ki bu değersizleştirme kültürümüze işledi. O kadar ki Ayasofya’nın bakımsız kalan bölümlerini zamanının Kültür Bakanı tamamıyla yıktı. Taksimde koca bir cami yok oldu gitti. Ve daha niceleri.. Günümüzde ise sadece İstanbul’da onlarca tarihi eserimiz çürümeye terk edilmiş.

Böyle gelmiş böyle gider, sınıfındaki kültürsüzlüğümüz İstanbul 2010 Kültür Başkenti için de geçerli maalesef. Eminönü ve çevresindeki yıkık dökük binaları ayniyle (!) koruduk. O kadar çabaladık ki boğaz ve çevresinden ana caddelerden bakıldığında bile tüm İstanbul batılı filmlerin serseri geto’ları gibi görünüyor. Binalar çürük, sıvaları dökük, boyasız bir şekilde yardıma ve ilgiye muhtaç halleriyle İstanbul 2010’a gelenleri karşıladılar.

İstanbul BoğazıGeçmişimiz ne kadar önemli ki?

Tarihimize ve geçmişimize vermemiz gereken önemin sanırım ancak binde birini veriyoruz. Ben şahsen daha tercümanlık yaptığım yıllarda bile İstanbul’dan utanıyordum. İşte burası güzel İstanbul, diyemiyordum. Yabancıları ancak Kapalı Çarşı'ya ve Salatin camilerine götürebiliyor, boğazda birkaç lokantaya misafir edebiliyordum. Çürümüş, köhne ve bakımsız serseriler şehri İstanbul’u göstermeye utanıyordum.

Türk insanının üçte biri bu şehirde yaşıyor. Türk insanının üçte biri bu şehre sahip çıkmıyor. Kendi evinin önünü çöp alanına çeviren bir vatandaştan hayır gelir mi? Apartmanında aidatını ödemeyenden? Bizim apartmanda aidatlar düzenli ödeniyor, diyen kaç kişi var? Kendi müstakil evini ahır gibi kullanan ve tek başına dağda yaşadığını sanan şehir eşkıyasından hayır gelir mi?

100 / 200 bin liraya satın aldığı daireyi 500-1500 liraya kiraya veren ve 8/10 yılda buradan elde edeceği kazançla yeni bir daire daha almayı hedefleyen vicdandan yoksun Yahudi tüccarı kılıklı Müslüman’dan hayır gelir mi? Ya, böylelerinin eline düşmüş, hayatını kira ve faturaları ödemeye adamış Müslüman’dan hayır gelir mi?

İstanbul'un olağan kalabalıklığı

Olmayan parayla ev, araba, kurbanlık alan Türk’ten bu ülkeye hayır gelir mi? Sahte varlıklarıyla kendi şahısları da sahteleşen kişiler bu ülkeye gerçek manada ne katabilir?

Eski kamyonlarda sıkış tıkış kafesler içinde taşınan kümes hayvanlarını bile kıskandırtan metrobüs yolculuğuyla her gün işine gidip gelen bu şehrin kalifiye iş gücünden bu ülkeye hayır gelir mi? Ya kendine?

GençlikHayata yetişemiyorsan “gerici” olarak etiketlenir ve bir rafa kaldırılırsın

Geçmişi ve tarihi gömülerek yok edilen “soysuz”laştırılan bu ülkenin insanının hiçbir suçu yok. Bizim kültürümüz böyle çünkü. Evini kiraya verip 8/10 yılda amorti eden mal sahibine sorun, kendini haklı görecektir ve sizi de ikna edecektir. Ha keza Metrobüs’te insanlığımızdan utanır şekilde sadece sabahları ve akşamları değil günün 24 saati rezil bir şekilde yolculuk yapıyoruz, neden diye sorun yetkili size gayet mantıklı (!) açıklamalarda bulunacaktır.

Mustafa Kemal AtatürkHerkes modern ve ilerici. Bu hayattan şikâyet ediyorsanız siz mutlaka gerici olmalısınız. Gelişen, hızla büyüyen Türkiye’ye yetişemiyorsunuzdur çünkü! Çevreniz onun için kurnaz geçinenlerle, çürük binalarla, çöple, pislikle, kazandığının yirmi mislini krediyle harcayan tüketim manyaklarıyla, üniversite okuyup çeyrek kişilik maaşla çalıştırılan zavallı gençlerle doludur. Ya tüm bunları görmezden geleceksiniz. Ya da buna karşı gelecek ve gerici ilan edileceksiniz.

Hangisi daha kötü Cumhuriyet mi? Osmanlı mı?

Efendim, ikisi de aynı şey, bir devlet yıkıldı yeni ve tazesi yerine kuruldu. O da devlet bu da devlet. Üstelik bu devlet çok daha iyi, diyemezsiniz bana. Osmanlı o kadar kötüydü de içinden bir Atatürk çıktı, Cumhuriyet o kadar iyiydi de neden onlarca Atatürk çıkmadı?

Geçmişe dönüp bakmazsak, bakılacak bir geçmişi ardımızda göremezsek sadece ilerlediğimizi sanırız.

Geçmişe bir göz atalım:

Avusturya ve Almanya'da iki ay süren çekimler neticesinde hazırlanan “Almanya’da Türk İzleri” isimli belgesel toplumsal hafızadan silinmiş birçok çarpıcı bilgiyi izleyicilere sunuyor.

Her Cumartesi Atv Avrupa kanalında

DunyaBizim.com'un kardeş kuruluşu Kuzey Haber Ajansı / Yedirenk Yapım ve TRT işbirliği ile hazırlanan belgesel 13 Kasım Cumartesi’den itibaren her cumartesi, Avrupa saatiyle 12:00’da, Atv Avrupa kanalında yayınlanacak.

Her bölümü önemli ayrıntılar içeriyor

Almanya'da Türk İzleri6 bölümlük belgeselde, 7 asırdan bu yana Alman toprakları üzerinde yaşayan Türklerin hikâyeleri ve tarihe bıraktıkları izler gözler önüne seriliyor.

Tarihçi Latif Çelik ve gazeteci-yazar Akif Emre'nin danışmanlığında ortaya çıkan belgeselin metinlerini Dr. Rıdvan Şentürk kaleme almış.

Belgeselde yüzyıllar öncesine gidilerek bugünkü Almanya henüz kurulmamışken Türklerin, Alman topraklarında; hizmetçi ve köle olarak çalıştırıldığı belgeleniyor.

 

 

Kerem Abadi geçmişine sahip çıkanın geleceği olur, dedi

Güncelleme Tarihi: 16 Kasım 2010, 01:49
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Bahadır Yelkin
Bahadır Yelkin - 10 yıl Önce

Kerem beyin dediklerini biraz fazla 'sert' bulsamda,bu şehir yapılan bunca eziyete rağmen bence hala güzel.bunca çileyi çekipte,bunca yıkıma maruz kalıpta hala güzel olabilen de yine ve tek İstanbul'dur heralde.

banner19

banner13

banner26