banner17

İsmet Özel'i öldürdü, sıradaki gelsin!

Bir romanda İsmet Özel öldürülürse İsmet Özel'İ öldüren mi kahraman olur, onu öldüren roman yazarı İsmail Pelit mi?...

İsmet Özel'i öldürdü, sıradaki gelsin!

 

Doğrusu İsmet Özel Cinayeti’nin ne anlattığını kavramakta epey zorlandım. Böyle bir cümleyle başlayan yazıdan zinhar şüphe edebilirsiniz. Ortada bir cinayet var ve fakat masumca felsefe, poetika, mızıka giydirilmiş roman, varlığı belirsiz anatomik gafların peşi sıra sürüklenip gidiyor. Merakımı kamçılayınca durumun vehametine binaen, kendime ‘önemli adam’ pozu verip dalıverdim kitabın kapağından içeri.İsmail Pelit

‘İsmet Özel’i ben öldürdüm sevgili arka kapak okuyucusu’ diyen yazara burun kıvırmaksızın araladım sayfaları. Keskin heyecanıma çekidüzen verene kadar İsmet Özel’in önce şiiri, sonra odanın ortasında ‘kırmızı urgan sarılmış sandalyede oturan gövdesine, sandalye ile beraber mumyalanmış, boynuna kadar ayak bileklerinden. urgan kıpkırmızı, dağcının yola çıkmadan yanına almak isteyeceği şekilde…’ diye devam eden cesedine ulaştırma gayretinde, sayfalarla karşılaşıyorum. Şimdi mesajı algılamak üzere, gözlerimi kapıyor ve derin düşüncelere dalıyorum… Yazar bu kitabı niçin kaleme almış olabilir acaba? Kurgu roman olarak İsmet Özel’in kahraman olduğu bir kitap, sahiden ilgi çekici midir? Ruhuyla devingen bir şair olarak İsmet Özel bu trajik sonu hak etmiş midir?

ismet özel’i ismet özel şiirlerinin toplamı olan bir şiirin içine sokmaya çalışmış katil

Fantastik roman meraklısı değilim. Bununla birlikte, Türkiye’nin fantastik edebiyat adına yeterince mümbit olduğunu düşünüyorum. Yazarın bu noktada neyi amaçladığını gelin birlikte irdeleyelim. Edebiyatın belli türlü isimler üzerinden yol aldığı bir vaka ise de Türkiye’de edebiyat damarını fantezi üzerinden kurgulayan ve Müslüman bir sanatçının terekesi üzerine bina eden bir çalışma kabul görebilir mi? Kitabın ilerleyen sayfaları arasında İsmet Özel’in neden ölüme mahkûm edildiği muğlak bir poetik açmaz hâlinde felsefe sosu ile karıştırılarak ortaya servis edilirken, kitabın yazarının geçmişine dair ‘kuvvetli’ okumalar sonrası yaptığı bu fantezi makul karşılanmalı mıdır? Gerçekliğin yirmi dört parça hâlinde, yani maktulün son bir günü üzerinden kurgulanmış olması ne biçim bir aldatmacadır?

İsmail PelitSözüm ona yüksek imge ve gerçeklik kaygısı taşıyarak kaleme alınmış bir çalışmanın, belirlenmiş hedef kitle üzerinden elde edilecek kâr göz önünde bulundurularak, edebiyat adına ‘piyasa’ yapması açıkçası tedirgin edici bir durum arz ediyor. Şu paragraf Cin Ali serisi olarak belki hatırda kalabilir: “ismet özel’i ismet özel şiirlerinin toplamı olan bir şiirin içine sokmaya çalışmış katil. bunu baktığın odanın içinde rastladıklarına dayanarak düşünmüyorsun. bu düşünceyle odaya bakıyorsun: işte duvara asılı eski matara. kimin matarası? İsmet özel mi astı onu oraya? Yoksa katil yeni bir düzenlemeye mi girişti, ismet özel’i sandalyeye bağladıktan sonra? biliyorsun ismet özel istanbul’da yaşıyor. ismet özel’in cesediyle beraber senin de içinde olduğun ev ankara’da, nasıl açıklamalı bunu?” (Paragraftaki imla kusurları olduğu gibi aktarılmış olup kitap boyunca bu şekil bir tarz(!) takip edilmiştir.)

İsmail Pelit, İsmet Özel’i öldürerek kahraman olabilir mi acaba?

Kitap boyunca ‘anlayan’ ve ‘anlatan’ arasında bir de ‘anlatıcı’ olarak kimin müdahil olduğu hususu önemli bir ayrıntı olarak duruyor olsa bile, İsmet Özel adına çıkarımlarda, kahramanlıklarda bulunan meçhul ama meşhur okuyucu için bir tek mesele vardır; ‘Ey İsmet Özel! Sen ki Türk şiirinde bir damarsın! Varlığın önümüzde bir set olarak varlığımızı rahatsız ediyor, çekil! Hem şiir ortamına bir hareketlilik gerek, git ve geber!’ Romanın unsurları arasında bulunan ironi için iyi hazırlanan yazar, mevzuyu derinleştirme gayretinde maharetini gösteriyor ve İsmet Özel’i İstanbul’da ikâmet ettiği evin Ankara’da bulunan ve birebir kopyası olan eve götürüyor. Ve sürpriiizz! Evde İsmet Özel’den bir tane daha yok muymuş! Eh, bu duruma çok şaşırmış elbet İsmet Özel. Sonra yavaş yavaş şairi öldürme planları arasında yoğun geçen monologlar, bilinç akışı hüznü, seremoniler…İsmail Pelit

Anlama uğraşısında devinen bir yazar için bir başka yazar/şairin cesedine methiyelerle karışık kutsiyet atfetmek mantık çerçevesinde zorlama bir bakış olabilir. Ne var ki bu anlama çabası, şiir boyutunun dışında, varlığın sahasına sirayet etmiş entelektüel sayıklamalar olduğu vakit fazlasıyla gülünç kaçıyor. İsmail Pelit, İsmet Özel’i öldürerek kahraman olabilir mi acaba? Bu kahramanlık Pelit’in yazarlığına halel getirir mi? Hiç sanmıyorum. Zira poetik tutku ve şair kıskançlığı arasında gelgitler yaşayan Pelit’in kahramanı için bu durum, puslu havanın ve İkinci Yeni’nin ruhundan istimdat dileyen şair kuruntularının dışında başka hiç kimsenin işine yaramayacaktır. Fantezi arzusu duyanların ölüm üzerine eğildiği ve ölümü şakaya gelir kılan metinler kaleme aldıkları düşünülecek olunursa, sözde şair ve yazarların İsmet Özel kıskançlığı bu durumda netlik kazanabilir. Şu var ki Pelit, yazar, okur, anlam, anlama, ölüm, ‘şey’ ekseninde kurguladığı ‘poetik roman’ında ‘yüzüklerin efendisi’ serisi adına bir ‘tombala’ diyebilirdi! Oysa İsmet Özel ve onun şiiri üzerinden seyreden kurgu için kahramanlık, fiyaskodan başka bir şey olmayacaktı. Öyle de oldu.

Evet, ‘İsmet Özel Cinayeti’ gerçekleştirildi ve İsmet Özel öldürüldü fakat katil cinayet mahallinde düşürdüğü nesneyi büsbütün unuttu; kuru sahtelik!

 

Arif Akçalı haber verdi

Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2012, 06:59
YORUM EKLE
YORUMLAR
fatih yavuz
fatih yavuz - 7 yıl Önce

ismet özeli kör kayıkçının görmesi gerçekten güzel ama kayıkçının arkadaşının katili yakalaması olsa daha iyi olur topal bir adam gibi.

banner8

banner19

banner20