İsmet Özel bizden mi, değil mi?

Hakan Arslanbenzer, bilmeden konuşan amcalara iki hatırasıyla örnek veriyor ve şiir konuşulan ortamların, şiir konuşanların artık azaldığından dem vuruyor.

İsmet Özel bizden mi, değil mi?

Şiir konuşması yani şiir üzerine mülahazalar dile getirme işi bizde bir gelenek. Türk şiirinde belli bir şiir veya şair hakkında ilk fikirleri dile getirenin kim olduğunu cidden merak ediyorum. Hatta onu biraz kıskanırım. Orijinal adammış, her kimse. Ama yazılı kültür bakımından bunun şair tezkirelerine kadar geri gittiğini biliyoruz. Tezkire, bir tür biyografi. Şairler hakkında biyografik bilgiler ve şiirleri hakkında kısa bir iki kelam ya da bu şiirlerden kısa iktibaslar tezkire metnini oluşturuyor. Türkiye'de en eski tezkire 16. yüzyılda yazılmış. En bilinen klasik şair tezkiresi Latifi'ye ait.

Namık Kemal’den İsmet Özel’e

Modern dönemde ise Namık Kemal'in şiir üzerine çok şey yazdığını, söylediğini biliyoruz. Şiiri değiştirmek azmindeki bu büyük Türk şairi, akranlarını ve gençleri etkilemek için başkalarının eserleri üzerine olumlu olumsuz çok söz söylemiştir. Bunları bazen basılacak bir esere önsöz olarak, bazen ayrı bir risale olarak, çoğu zaman da mektuplarında dile getirdi. Namık Kemal'in modernleştirdiği şiir konuşması onu takip eden Tanzimat, Ara Dönem, Edebiyat-ı Cedide, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemi şairlerince devam ettirildi, günümüze kadar; en azından 1980'lere kadar geldi.

1980'den sonra birçok sahada olduğu gibi şiir sahasında da sözlü kültür, konuşma kültürü geri çekilmeye başladı. Şiir üzerine konuşur gibi yazmak, fikirlerini çekinmeden kasılmadan ifade etmek, taassuba girişmeden dobra dobra konuşma işi İsmet Özel'in şiir ortamını topyekün eleştiren “Şairler Intellect'in Pençesinde”, “Halkın Evladı Olarak Şair” filan gibi Yeni Gündem yazılarıyla son buldu adeta. Yıl 1984'ü gösteriyordu.

1984, mezartaşı

1984, George Orwell'e nazire midir bilmem ama Türkiye'de birçok şeyin ölüm tarihidir. Şiir konuşması 1984'te öldü ve hâlâ ihya edilmeyi bekliyor. Bu yolda çeşitli dergilerde farklı imzaların farklı tarihlerde yazdığı “Dergilerde Şiir” türünden şeyler geleneği ihya etmeye yetmemiştir. Kendi tecrübelerimde şunu gördüm: Şiir konuşmasına insanlar duyarsız kalamıyor. Şiir ortamının çıkarlarına ters düşmenin ve işbirliklerini açığa çıkarmanın bir bedeli var elbette; ama şiiri konuştuğunuz zaman fincancı katırlarını dahi ürkütseniz, çıkarsız okuyucuya nefes alacak ortamı yaratmış oluyorsunuz.

Onlarla ne zaman konuşsak…

Şiiri konuşan çok fazla insan yok. Öyle ki, yüz yüze konuşulduğu temel mekân olan kahvehanelerde bile şairler artık şiir konuşmuyorlar. Belki şiir konuşan, her karşılaşmalarında belli bir şiir veya şiirde belli bir durum üzerine bitmez tükenmez şekilde konuşan son kuşak 1960 kuşağıydı, ki bu kuşaktan şairlerle-yazarlarla her karşılaşmamızda mutlaka şiir üzerine uzun ve bir yandan oldukça derin diğer yandan son derece neşeli bir sohbetin ortasında bulmuşuzdur kendimizi. İsmet Özel ve Eser Gürson'la ne zaman konuşsak, bu, tadından yenmez bir ders haline gelirdi. Yazıdan öğrenemeyeceğiniz pek çok şeyi adeta sahada, şairin/eleştirmenin masasında öğrenebiliyorsunuz.

Bu alışkanlık, bu tavır 60 kuşağından sonra devam ettirilmedi. Hele ‘80 Kuşağı şiir konuşulmasın diye adeta gayret gösterir. Belki şiir konuşmasında çetrefilli taraflar var diye, bilemiyorum. Çünkü balla börek olmaz her zaman, şiir konuşması. Tartışma, hatta cedel de olabilir. Siz bir şey dersiniz, başka biri başka bir şey söyler ve kişilikler de fikirler de çatışabilir. Sonunda sert bir kavgaya bile dönüşebilir konuşma. Masadan kimin ne şekilde kalkacağının bir garantisi olmaz.

İsmet Özel bizden mi, değil mi?

Burada iki tecrübe nakledeyim. İsmi lazım değil, şiir antolojisi hazırlayan muhafazakâr bir yazar bir gün benim de bulunduğum bir masada durduk yerde İsmet Özel aleyhinde konuşmaya başladı. “İsmet Özel bizden değildir, İsmet Özel yabancıdır” mealinde sözler söylüyor amca. İsmet Özel'in avukatlığını yapmak istemiyorum, ama adamın sözleri de kabul edilir hatta tahammül edilir cinsten değil. Afedersiniz dedim, size bir şey soracağım. Buyur sor, dedi agresif bir ifadeyle. Amacı beni dövmek olduğu için; masada İsmet Özel'e en çok ilgi gösteren de bendim neticede. Dedim ki ‘bizdendir, değildir’ diyorsunuz; siz kimsiniz, kim sizdenmiş? Büyük bir öfkeyle, biz işte bu toprağın yerlileri, müslümanlar dedi; mesela Necip Fazıl bizdendir dedi. Valla dedim, hakem lazım bize. Siz diyorsunuz ki İsmet Özel bizden değildir, ben diyorum ki bizdendir. Siz diyorsunuz ki Necip Fazıl bizdendir, ben tarafsız kalıyorum. Mehmet Akif'i hakem kabul edebilir miyiz, dedim. Pek tabii dedi, Mehmet Akif bizim kim olduğumuzu belirler. İyi o zaman dedim, Necip Fazıl Edebiyat Mahkemeleri kitabında Mehmet Akif'i bir hayli küçümser; İsmet Özel ise İletişim Yayınları’nın Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi'nin “Şiir” maddesinde Akif'i yüceltir. Buna ne diyeceksiniz şimdi dedim. Sen okuduğunu bile anlamamışsın, o öyle değil dedi. Ben de akşam evde dediğim yazılara bakın da, bir daha böyle şeyler yapmayın dedim. Masada Ebubekir Kurban da vardı.

Adamın tavrı o kadar katı, sinirli ve saldırgandı ki, söylediklerimden emin olduğum halde şüpheye düştüm, üzüldüm. Akşam evde kitaplara bakınca doğru hatırladığımı gördüm. Ertesi gün aynı masada otururken Ebubekir Kurban gelip, “Akşam ben de baktım Hakan” dedi, “sen haklıymışsın.” Antolojici muhafazakâr efendiyi bir daha görmedim. Beni ne zaman görse kaçar.

Enis Batur mu, İsmet Özel mi?

İkinci tecrübe ise yine Ankara'nın muhafazakâr çevresinden biriyle ilgili. Gene kahvehanede yazarlarla oturuyoruz. Bu sefer Ebubekir Kurban yerine Eren Safi var hakem olarak. Masanın karşı tarafındaki muhafazakâr yazarımız durduk yerde parladı, “Enis Batur büyük şair, İsmet Özel'de iş yok” diye. Ben ellerimi iki yana açtım, “bana niye söylüyorsunuz” dedim, “İsmet Özel'i savunmam mı gerekiyor, adamın şiiri herkesin ezberinde, Enis Batur'u ise kim bilir?” “Olur mu” dedi, “İsmet Özel demode” dedi, “Enis Batur yeni çağın büyük şairi” dedi. Bir hayli ısrarlı şekilde Enis Batur güzellemesi yapıyor adam, ben konudan kaçmaya çalışsam da boşuna. “Peki” dedim, “bu işin içinden nasıl çıkacağız? Büyük şairse Enis Batur'dan bana birkaç mısra okuyabilir misiniz?” Ve başladım İsmet Özel'den, Cemal Süreya'dan ezbere mısralar okumaya. Muhafazakâr Enis Batur övücüsü yazar susup gülümsemeye başladı. Hatırında bir tane bile Enis Batur mısraı yoktu çünkü.

Hakan Arslanbenzer hatırladı

Yayın Tarihi: 30 Ağustos 2010 Pazartesi 20:58 Güncelleme Tarihi: 21 Temmuz 2019, 10:30
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
İlkay Türkyay
İlkay Türkyay - 10 yıl Önce

Modern insan kendini başkalarının arasında arar.Varlık denen kaygan yaratığı katılaştırdıkça mest olur yaptığından.Sonra da anti bir şeyci olarak dikilir yine kendi karşısına.Yarattığı ikilikler aslında tek bir noktaya işaret eder aslında; kendi muammasına.Modern insan soramaz kendine ben kimin diye o yüzden o/öteki benden mi diye sorar

neslihan kormaz
neslihan kormaz - 10 yıl Önce

Şimdi Mehmet Akif hakemliğinde Necip Fazıl sizden olmuyor öyle mi? Ne mutlu size, ne mutlu, çünkü mehmet akif ve ismet özel büyük mütefekkirler öyle değil mi? çok komik bir muhakeme:)) Demek istediğim, şair bir mütefekkirin Mehmet Akif değerlendirmesiyle, şair'in Mehmet Akif değerlendirmesi arasında fark vardır; o farkı da siz düşünüp bulun bakalım:)))

ince Memed
ince Memed - 10 yıl Önce

Türk halkı,ilahi hıtabtan kopuk modernizim ideolojisinin oluşturdugu seküler zihniyet ve hayat tarzının kültürü istikametinde değişim projesine maruz bırakıldı.Kur an i kerimin emir ve hükümlerinin ınsan ve toplum hayatında komuta gücünü kabul etmeyen kafir şairler bu sapkın kültürel dönüşüme bile isteye sarahaten katkı sagladı.Şair ismet özel bu baglamda ben müslüman dünya görüşüne ve degerlerine sahibim şuurunu önplana alan miilet hayatını telkin etmekte.

tereke
tereke - 10 yıl Önce

selamlar.Hakan abinin konuşur gibi yazmasından keyif alıyorum.asım abi arslanbenzer'e biraz daha yer açsanız;mesela haftada 3,4 yazı yazsa da bilgilensek..özellikle 90 kuşağı ve sonrası üzerine yazarsa günümüz şiirine daha çok vakıf olacağımıızı düşünüyorum.

uğur mantu
uğur mantu - 10 yıl Önce

ismet özel'in kimlerden olup olmadığı yazdığı şiirler, poetik metinler, cuma mektupları ve gazetelerde muhtelif zamanlarda çıkmış yazılarla gayet ortada bence.
özellikle seksenli yıllarda ardı ardına yayınlanan kitaplarda müslümanca düşünmenin ve kaynakları tamamen islâmi temellere dayanan bu düşüncenin hayata geçmesi olan müslümanca yaşamanın ne ve nasıllığı ismet özel tarafından açık şekilde ortaya konmuş zannımca.
elbette yerleşik düzenden kalbi ve zihni kurtarmak zor gelince ismet özel

uğur mantu
uğur mantu - 10 yıl Önce

bizden sayılmıyor bazı buralılar tarafından. lâkin ismet özel hem şâirliği hem de mütefekkirliğiyle, duruşuyla bizi yem olmaktan kurtaran adamlardandır diye düşünüyorum.

vesselam....

Elif Tuba Can
Elif Tuba Can - 10 yıl Önce

Bizden olduğunu zanneden bir yabancı..

Adil
Adil - 10 yıl Önce

İsmet Özel sizdense, pardon siz kimsiniz? Mehmet Akif gibi İttihatçı, Necip Fazıl gibi milliyetçi misiniz? Anlamıyorum, neden o yaralı kuşakları öncü olarak görmek zorunda hissediyorsunuz ki kendinizi? Ayrıca ilk kez Arslanbenzer'den duydum o basitin basiti manzumeler yazan Namık Kemal'in "büyük Türk şairi" olduğunu.