İslamcılık sağırlık yapıyormuş!

Özdemir İnce imzasıyla bir de Özgür Edebiyat'ta karşılaşan Osman Akbaş 'yeter' dedi..

İslamcılık sağırlık yapıyormuş!

Özgür Edebiyat’ı yakından takip ediyorum. Niye? Kuvvetli şiirler veya hikâyeler için değil, daha ziyade ciddiyetle çalışılmış yazılar nedeniyle. Tarafsız, soğukkanlı eleştiriler okuyoruz yer yer, bu yoklukta insan bir yazı için bile dergi alabiliyor, bir imza için dergiye abone olabiliyor. Ancak Özgür Edebiyat’ın durduğu bir yer var, sol. Olabilir; bir ideoloji etrafında dergi çıkarmak bizim edebiyatımız için alışılagelen bir şey, bir diyeceğimiz yok. Ne var ki, ümit edilen, dilimizin bütün şairlerine, öykücülerine, yazarlarına eşit mesafeden bakabilmek, Türkçemizi bütün her şeyin önüne geçirebilmek; ancak o zaman edebiyatımız kazanabilir.

Bu adam başka bir şey düşünmez mi?Özgür Edebiyat

Derginin yayın kurulu Adnan Özer, Atilla Birkiye ve Metin Celal’den oluşuyor. Bu isimler muhtemelen 70’li yılların şiddetli çatışmalarını görmüş ve bu durumun kimseye hiçbir şey kazandırmadığını fark etmişlerdir. Ki sosyal ilişkilerde de özellikle Adnan Özer ile Metin Celal tanıdığımız kadarıyla samimi ve iyi insanlardır. Birilerinin iyi olması bütün için yeterli olmayabiliyor; çevredekiler de insanın birer uzvudur nihayetinde, onlara da dikkat etmek gerekiyor.

Bu bağlamda, Özgür Edebiyat’ın aylardır beni rahatsız eden bir problemine işaret etmek istiyorum: Özdemir İnce. Önemli bir edebiyat adamı, onun şairliğini beğeniriz-beğenmeyiz, orası ayrı; fakat literatürümüzde yeri olan, okunması gereken önemli kuramsal eserleri var. Kendi de bu konuya değinmiş, okurun değerlendirmesine müsaade etmeden gereksiz yere kitaplarını övüp durmuş. Bunlar değil elbette asıl konu, asıl sorun.

Özdemir İnce’nin –huy edinmiş bunu- ‘İslamcılara, muhafazakârlara saldırmadan, hakaret etmeden geçirdiği bir günü var mı acaba’, diye kendime sordum, gerçekten sordum. Nedir bu sol, Marksist yobazlık. Hiç kimseninkine benzemiyor, kendini aydın sananların, entelektüel kılıklıların yobazlığı; inançsız, hadsiz hesapsız, sel suyu gibi önüne gelen her şeyi yıkıyor. Daha doğrusu, hangi fikirden olursa olsun bir davaya saplanıp kalmış, bir fikri kendisine at gözlüğü yapmış kişilerin yozlaşması kaçınılmaz ve tehlikeli oluyor. Son yirmi yıldır, sol kendini yenileyemiyor; çünkü köhneleşmekten kendilerini restorasyona, daha doğrusu sanayiye –çünkü tarih bilinci yok çoğunda, mekanik yıkıcılık var- sokacak vakit bulamıyorlar.

Aklı bir gidip bir geliyor mu ne?!

Özdemir İnce, yaşlandıkça daha da fenalaştı. Yaptıklarını onun ruh sağlığına da vermek gerektiğini düşünüyorum. Ölene dek şiir yazan Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın da durumundan şüphe etmiştim; son kitapları birer eskiz gibiydi. Ne var ki, editörler kaçırırlar mı namlı şanlı bir şairin -ne şekilde olursa olsun- yazdıklarını. YKY’den çıktı kitapları ve Kitap-lık dergilerinde yayımlandı Dağlarca’nın şiirleri; ne kazandı edebiyatımız, bence azıcık daha bir “hiç”. Dağlarca’nın 140’a yakın okunmayan –iki üç kitabı önemli, Çocuk ve Allah çok önemli- şiir kitabına birkaç tane daha eklenmiş oldu. O kadar.

Kör, sağır ve dilsiz miyiz?    

Özdemir İnce’nin edebiyat emekliliğinin geldiğini düşünüyorum, çünkü yıllardır şiirle yakından uğraşan biri, Allah aşkına şu ipe sapa gelmez sözleri eder mi: “İslamcı müslüman şair ve yazarlar kör, sağır ve dilsizdirler. Beş duyularını kullanmazlar… Necip Fazıl Kısakürek’in takır-tukur yavan şiirlerine toz kondurmazlar… Akıllarınca bir denge sağlamak için Nâzım Hikmet’le birlikte Necip Fazıl Kürek’in adını da anarlar. Şiir severler ise, sağcılar hır çıkarmasın diye bu saçma eşleştirmeye karşı ses çıkarmazlar… Eğer İslamcı kesimin medar-ı iftiharı Sezai Karakoç önemli bir şair ise, bu, çaktırmadan felsefeye ve modern Avrupa şiirine bulaştığı içindir.” (Özgür Edebiyat, Mart-Nisan 2010)

Şimdi bu cümleleri sarf etmiş adama laf anlatılabilir mi? Hiç sanmıyorum. En sıradan bir okur bile bu laflara kanmaz, bu konular yıllar önce tartışıldı, taşlar yerli yerine oturdu, gerçekler gün gibi ortada artık.

Bir de burada karşılaşmak istemiyoruz!

Biz okur-yazarlar Özgür Edebiyat’ı alıyoruz; lakin Özdemir İnce’nin, nüfusunun büyük çoğunluğu müslüman olan topluma karşı kin dolu niteliksiz yazılarıyla Hürriyet’in ardından bir de bu dergide karşılaşmak istemiyoruz. Ben kendi adıma durumu, topluma karşı saygısızlık olarak addediyorum. Hiç kimse, bir yayına, 30 yıl evvelki kavgaları ikinci defa okumak için para vermez. Yeni nesil umursamıyor söylediklerinizi Sayın (!) Özdemir İnce, edebiyat dergilerini takip etseydiniz görürdünüz, bundan emin olurdunuz. Yaşlı komünist militanların yeni nesilden toplumculuk adına öğreneceği çok şey var.   

Özgür Edebiyat editörüne önemle duyurulur: Bizce, Özdemir İnce, Özgür Edebiyat’a zarar veriyor ve çok şey kaybettiriyor.    

 

 

R. Osman Akbaş her yerde onu görmek istemiyor 

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2010, 08:12
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
yunus emre
yunus emre - 10 yıl Önce

o kafasındaki at gözlüklerini çıkarmayı başarabilirse bir gün tekrar okusun Necip Fazıl ve Sezai Karakoç üstadların şiirlerini.

Kenan Subaşı
Kenan Subaşı - 10 yıl Önce

aşikar olarak Boileau,la fontaine,racine,corneille,moliere,madam de la fayette,bousset,la bruyere byron,shelly,keats,schiller,j.j. rousseau,chateaubriand,madame de stael,lamartine,alferd de musset,alfred de vigny,puşkin,flaubert,stendhal,balzac,daniel dofoe,charles dickens,hamingway,turgenyev,çehov,gorki,gogol,tolstoy,dostoyevski,emile zola,guy de maupassant,alphonse daudet,john stainbeck,goncaurt kardeşler,gauthier,banville,françois cope,jose maria de heredia,sully prudhomme,gorki,rilke,

Kenan Subaşı
Kenan Subaşı - 10 yıl Önce

james joyce,a.salman,m.jacob,j.cocteau,marinetti,mayakovski,andre breton,luis aragon,jean paul sartre,camus,militon,cicero,dumas,vergillius,balzac,horatius,jules verne,seneca,baudelaire,gide,alain,mallarme,rimbaud,bacon,jonathan swiift,platus,dante,petrarca,boccacio,montaigne,grimm kardeşler,cervantes,mark twain,edgar allen poe, thomas stearns eliot okunabilir,hatta aralarındaki ince/kalın farklar çıkarılabilir,ama yunusvari yaşamak başka şey.gönle girmek,beş duyunun sağ kaldığı bir şeydir.

Sevda Linka
Sevda Linka - 10 yıl Önce

Ben çok beğeniyorum böyle yazarları. Çünkü onlara inanan okurlar günün birinde çok fena rezil oluyorlar. O rezillik anı güzel oluyor yan.

banner19

banner13

banner26