banner17

İncil, ilahî bir kitap değil!

Ömer Faruk Harman Hoca'dan çarpıcı bilgiler. Hz. İsa'dan İncil'e birçok eksik ya da yanlış bildiğimiz husus.

İncil, ilahî bir kitap değil!

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ömer Faruk Harman, Türk Edebiyatı Vakfı’nda “İnciller” başlıklı bir konferans vermişti. Bu konferansta Hristiyanlık inancına dair bildiğimiz bir kısım bilgilerin yanlış olduğunu gözler önüne seriyor Harman. ÇokBurç Fm şükür bu değerli konuşmayı Burç FM’den Cihad Şimşek Bey kaydetmiş. Bu vesile ile biz de kendisine ve kültür dünyamıza ciddi hizmetleri olan Burç FM’e teşekkür ederek bu kaydı sizlerle paylaşmak istedik.

(Burç FM’in arişivinde o kadar harika konuşmalar, konuklar var ki o arşiv müthiş bir üniversite. Her kültür gündemine, ilme, sanata meraklı kardeşimize bu arşivden istifade etmelerini tavsiye ederiz.)

Gelelim Ömer Faruk Harman Hoca’ya. Dinler Tarihi denince akla ilk gelen isimlerden olan Harman, bu ilgi çekici konuşmasında neler anlatıyor?

Ömer Faruk HarmanHz. İsa miladi sıfırda doğmadı!

Hz. İsa’nın miladi sıfır yılında doğduğu iddiasının galat-ı meşhur olduğunu söyleyen Ömer Faruk Harman, onun yaklaşık olarak milattan beş sene önce dünyaya geldiğini savunuyor. Vaktiyle, bir papazın kronolojik hesaplama yaparken yaptığı bir hatadan kaynaklandığını ileri sürüyor. Bu bilginin pratik açıdan ne gibi bir faydası var, bilmiyorum ama insana şunu düşündürebiliyor: Tanrılarının doğduğu tarihi (!) dahi yanlış bilen ve bu yanlışı yaklaşık 2000 yıldır devam ettiren, hatalarının farkına bile varamayan bir dinin mensupları, kim bilir daha ne kadar yanlış yapıyorlardır, farkında olmadan!

Teslisin ortaya çıkışı

Genel kabule göre Hz. İsa 33 yıl yaşamıştır. Hristiyan inançlarında, Hz. İsa 30 yaşındayken Yahya (a.s) tarafından bir nehirde vaftiz edilmiştir. Vaftiz esnasında kutsal ruh, bir güvercin suretine girip onların üzerinde uçmuş ve semadan: ‘’Sevgili oğlum budur, ben ondan razıyım.’’ diye bir ses duyulmuştur. Dolayısıyla hristiyanlara göre, İncil’de “teslis” ifadesi geçmese bile teslisi oluşturan unsurlar (baba-oğul-kutsal ruh) bu vaftiz esnasında kendini göstermiştir. Aslında hristiyanların kafası hâlâ karışık! En temel imanî meselelerde bile ihtilafları var. Onlardan kimi İsa’nın babasız olduğunu, kimi babasının Yusuf olduğunu, kimi de babasının Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) olduğunu söylüyor. Bir hristiyan bunlardan hangisine inanıyor, doğrusu merak ediyorum. Hangisine inanınca mümin, hangisine inanınca kafir oluyor?!

Hz. İsa’nın kardeşi var mıydı?

Hz. İsa’nın babasız dünyaya geldiği hususunda hristiyanlar ve müslümanlar hemfikir. Ayrıldığımız nokta şudur ki hristiyanlar, Hz. Meryem’in Hz. İsa’ya hamileliği süresince Yusuf adında biriyle nişanlı olduğuna inanırlar. Hatta onların evlendiğini söylerler. Hz. İsa’nın kardeşleri olup olmadığı konusu ise ihtilaflıdır. İncil’de geçen “İsa’nın kardeşleri” ifadesini bazıları bildiğimiz manada kardeşi bazıları da onun havarileri olarak anlamışlardır.İncil, ilahi bir kitap değil

İncil, ilahî bir kitap değil!

Hristiyanlara göre Tanrı, İncil diye bir kitap indirmemiştir. Hz. İsa böyle bir kitap ne yazmıştır ne yazdırmıştır. Hz. İsa zaten ilahî kelamın ete kemiğe bürünmüş şeklidir, o başlı başına bir vahiydir. Dolayısıyla onun başka bir vahiy almasına gerek yoktur. “İlahî kaynaklı bir dinin kutsal kitabının ilahî kaynaklı olmaması ne kadar ilginç, değil mi?!”

Hristiyanlığın, Yahudilik ve İslam’dan en temel farkı

O fark şudur ki Yahudilik ve İslam kitaba bağlı bir din özelliği taşırken, Hristiyanlık’ın daha çok şahsa ve şahıslara bağlı telakkilerden oluşan bir din olma hususiyetini gösterir. Hz. İsa ile ilgili telakkileri çekip alın, ortada –bugünkü manada- bir Hristiyanlık kalmayacaktır. Tabii ki bu durum, hal-i hazırdaki Hristiyanlık inancı için geçerlidir. İslam inancına göre Hz. İsa’ya da kitap verilmişti.

Çarmıha gerilme meselesi

Hristiyan inancına göre Hz. Âdem ile Havva’nın işlediği suç sebebiyle her insan günahkâr doğar. Buna ‘aslî günah’ dogması denir. İnsanların bu günahına kefaret olsun diye Tanrı, biricik oğlunu(!) dünyaya gönderdi ve o çarmıha gerildi. Peki, İsa (a.s) da günahkâr mıydı? Hristiyanlar diyor ki: “Hayır, o masumdu.” O halde İsa (a.s)’nın çarmıha gerilmesi adaletsizlik olmuyor mu diye soracak olursanız, Siz kirli elinizi kirli suyla mı yıkıyorsunuz?” şeklinde cevap veriyorlar. Yani günahkâr âdemoğlunu ancak günahsız biri temizleyebilirdi. O da insan değil, ancak Tanrı olabilirdi. İlk bakışta mantıklı görünen bu cevapların derinine indiğimizde kendimizi koca bir saçmalığın içinde buluruz. Bu nasıl bir anlayıştır ki Tanrı, kullarını affetmek için kendini parçalara bölüyor, sonra o parçalardan biri, kendi kulları tarafından işkenceye tâbi tutuluyor. Akıl sır ermiyor bunlara! Zaten teslisteki üç unsurun aslında birliği ifade ettiğini ve bunun akılla kavranması mümkün olmayan imanî bir sır olduğunu da söylüyorlar! En temel ilkesi (yaratıcıya iman) bile anlaşılmayan bir din! Şaşırtıcı!

Vatikan KonsiliBugünkü Hristiyanlık’ın temelini atan kim?

İncil, hristiyanlarca, İsa’yı görmüş veya görenleri görmüş olanların yazdığı kitaplardır. İsa (a.s) ile ilgili hatıralardan oluşmaktadır. İlk İncil M.S. 65 yılında yazılmıştır. Yani Hz. İsa’nın Allah katına yükseltilmesinden yaklaşık olarak 40 sene sonra. Ancak hristiyan literatüründe ilk yazılı kaynak bu İnciller değildir. 51 yılında Pavlus’un yazdığı ve ilk olarak Selanik’e gönderdiği 13 mektup vardır. Bu mektuplar, günümüzdeki hristiyan inancını şekillendiren ve temelini atan unsurlar olmuştur.

4 İncil, masaya düşenlerden mi seçildi?

İlk yüzyıllarda insanların Hz. İsa hakkında edindikleri bilgileri yazıya döküp kitaplaştırmaları İncillerin çoğalmasına sebep oldu. Birçok kutsal kitabın mevcudiyeti ise bir din için iyi bir şey değildi. Bu nedenle kilise, 4. yüzyılda bu işe el attı ve bir seçim yapma kararı aldı. Bunun İznik konsilinde gerçekleştiği sanılır ama bu yanlıştır. İznik konsilinin asıl tartışma konusu Hz. İsa’nın tanrı olup olmadığıdır. Ve ilk defa bu konsilde Hz. İsa’nın tanrı olduğu inancı resmÎleşmiştir. 381 İstanbul konsilinde, bugünkü dört İncil seçilmiştir ama bizim sandığımız gibi “bütün İncillerin havaya atılıp sonra da masaya düşenleri seçme, yere düşenleri geçme” şeklinde olmamıştır. Hristiyanlar bunun için üç kriter belirlemiştir: Getirilen İncil bir havari tarafından veya onun otoritesinde mi yazılmış? Taşıdığı inanç doğru mu? Hristiyan topluluklar arasında kullanımı yaygın mı?

Ömer Faruk Harman ve Hristiyanlık

Bir hahama sormuştum, “Tevrat hafızlarınız var mı” diye. Ancak menfi bir cevap almıştım. Aynı şekilde hristiyanlarda da bizdeki gibi bir ‘kutsal kitabı ezberleme geleneği’ yok. Ömer Faruk Harman’ın Tevrat’ı ve İncil’i onların din adamlarından daha iyi bildiğini sanıyorum. Hristiyanların asırlardır fark edemediği hatayı onun fark etmesi, onun ne kadar çalıştığının ve dikkat sahibi olduğunun bir göstergesi sayılabilir. Sayın Harman’ın çalışmalarını ve konferanslarını takip etmekte fayda var. Hristiyanlık’a gelince… Varsın, herkes kendi yağında kavrulsun. Allah mahşer gününde asıl hükmü verecektir.


Şeyma Derbeder dikkat çekti

Güncelleme Tarihi: 30 Temmuz 2010, 17:53
YORUM EKLE
YORUMLAR
muratk
muratk - 8 yıl Önce

Herkes kendi yağıyla kavrulacaksa ne yapacaksınız adamların İncil'ini İsa'sını şeyma bacı:)

banner8

banner19

banner20