Hollywood'u Ne Uyandıracak?

Amerika'nın dünya üzerindeki hesaplarını bitirip uzaya el attığı günden beri Hollywood ne yapacağını şaşırdı...

Hollywood'u Ne Uyandıracak?

Hollywood'u Ne Uyandıracak?

 

 

 

 

Amerika'nın dünya üzerindeki hesaplarını bitirip uzaya el attığı günden beri Hollywood ne yapacağını şaşırdı.

 

 

Kültür harekatını sinema ve ürünler üzerinden yürüten ABD'nin ileri karakolu görünümündeki Hollywood, çok bilinmeyenli bir denklemin ortasına düştü. Bir dönem komünist avcılığına çıkan ve sanatçılarını kara listelerle kovuşturan anlayışı kısa zamanda tüm dünya üzerine yaydı ABD.

 

Ülkeler bazında harekete geçirdiği "kötüleyerek işini bitirme harekatı"nı sinema üzerinden yapmadı, çünkü ortada bitirilebilecek bir sinema yoktu. Avrupa sinemasının Hollywood'un karşısına dikilmesi pek mümkün değildi. İslam ülkelerinden de ciddi bir tehlike görünürde yoktu.

 

Rakipsiz sektörünü kısa zamanda sosyal hayata da yansıtması ve dünyanın jandarması görünümünü "tek hakim" pozisyonuna ayarlaması, pazarladığı malın içeriğini de düzenleme gereksinimi doğurdu. ABD'nin dünya üzerindeki hesaplarını bozabilecek filmlerin Hollywood'dan çıkmasını önlemek için senaryolara dahi müdahale edebildi ABD. Büyük bütçeli filmlerin ordunun mallarını kullanma zorunluluğu, sinema üzerindeki hakimiyetini daha da artırdı.

 

Yahudi sermayesinin desteğiyle çekilen ve ideolojik maskesini insancıl görünümlü filmlere giydiren sinema için iki seçenek var. Biri imkan sunan ordunun düdüğünü çalmak, diğeri de gerektiğinde şirketleri hallaç pamuğu gibi atan Yahudi lobisinin önünde hizaya gelmek. Yoksa, Hitler süslemeli filmlerin ortaya koyduğu "soykırım" filmleri çoktan yerini Filistinlilere uygulanan zulmü beyazperdeye taşımaya bırakırdı.

 

Hayali kahramanlarıyla uzayı dahi işgale giden ABD'nin korku paranoyası o boyuttaki hakkında hemen hemen(!) hiçbir şey bilinmeyen uzaylılar bile kötü varlıklar olarak filmlerin "öteki"lerini oluşturabiliyor. Neyse ki uzaylılardan beklenen tehlikenin daha büyüğü ABD ordusunun içine daldığı filmde yeterince ortada!

 

Medyaya servis edilen yalan haberlerle süslenen film gibi işgaller, yerini "gönüllü payandalar" vasıtasıyla daha kabul edilebilir mecralara bırakıyor. Amerikan sinemasının bütün bu baskıcı anlayışına rağmen büyük bütçelerle vizyona çıkan filmlerden dolayı endişe edilmiyor değil.

 

 

11 Eylül sendromu yaşayan ve tüm dünyaya yaşatan ABD, filmlerde ortaya koyduğu kötü kahramanların yerini aldığının farkında değilmiş gibi davranıyor. Oysa Hollywood istese de istemese de okyanus ötesinde bir hesaplaşmaya girmek zorunda.

 

 

 

Bağımsız hareket edebilen yönetmenlerin ve oyuncuların tepkileri yeterince güçlü değildi. Michael Moore'un Sean Penn'in çıkışları bir nebze olsun yapılanların yanlışlığına işaret ediyordu. Ama bu söylediklerimizin karşısında Bruce Wills, Arnold Schwarzenegger gibi aktörlerin oturduğunu söylersek, bunların da azınlığı temsil etmediklerini ifade etmek zorunda kalırız. Peki o zaman, tüm dünyaya servis edilen filmlerde gördüğümüz kötülerin kötü olduğunu ispatlayacak bir mercii var mıdır Hollywood'un?

 

Bundan sonra çekilecek filmlerde ABD'nin eleştirel bakış kazanmış senaristleri, yönetmenleri ürünlerini ortaya koyarken aynaya bakmayacaklar mıdır? Hollywood daha ne kadar "görmedim, duymadım, bilmiyorum" tavrıyla Irak'a, Afganistan'a yanaşabilir?

 

 

Ama belki de hayalini gözlerinde büyüttükleri uzaylılardan bir mesaj bekliyor olabilirler. Ne de olsa Hollywood ve ABD bu dünyanın uzaylıları ve bunu fark etmeleri geç olmayacak!

 

 

Bünyamin Yılmaz yazdı

 

 

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2011, 14:24
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26