banner17

Hiç inandırıcı değiller!

Biraz Necip Fazıl Biraz Nazım Hikmet demekle olur mu bu iş? Ne kadar ciddiye alalım böyle diyen bir yöneticiyi.

Hiç inandırıcı değiller!

İkisi bir araya gelir mi?

Siyasiler son zamanlarda sıklıkla N. Fazıl’la N. Hikmet’i birlikte anmaya özen gösterir oldular. İki farklı ideolojik kutuplaşmanın temsilcisi bu iki isim, uzun yıllar bayraklaştırılarak bir yarışa sokulmuştu. Aslında sağ ve sol karşısındaki bu mücadele düşünce planında olduğu gibi şiirde de kimsenin kimseden eksik kalmadığını öngörüyordu. Peki, ne değişti de Türk şiirinin iki düşman kardeşi birlikte anılır hale geldi?

Başbakandan kasabadaki bir bayram törenine katılan kaymakama kadar neden bürokrasinin bütün unsurları bu konuda ağız birliği etmiş gibi davranmaktalar? R. Margulies gibi bazı yazarlar, N. Fazıl gibi “faşist bir yaratık”ın N. Hikmet’le anılmasının son derece rahatsız edici bir durum olduğunu dile getirmelerine rağmen muhafazakâr bir parti iktidarı, bu yaklaşımı niye sürdürmektedir? 

İlk akla gelecek olan cevap muhtemelen demokratik açılımla beraber farklı kimliklerin, ideolojilerin buluşması, birbirine saygıyı öğrenmesi falan olacaktır. Ya da siyasilerin her daim işine gelecek “hepimiz kardeşiz” sloganına hizmet edecek bir malzeme olarak düşünülebilir. Aslında ne o ne de öteki. Mesele iktidarın (Tabi ki güncel iktidar mekanizmalarını aşarak düşünmek gerekiyor.) şairi konumlandırma biçimindeki değişiklikle irtibatlı bir durumdur. İster İslamcı olsun, ister Marksist, devletler şairin kural tanımaz tabiatını “ideolojik aygıt”a dönüştürerek ehlileştirmek istemişlerdir.  

Yeri de duruşu da ayrı iki şair

Necip Fazıl’ın mevcut devlet geleneğini muhafaza eden tavrı karşısında, Ece Ayhan’ın saptamasıyla Nazım Hikmet’in Kemalizm içerisinde düşünülmesi belki de bu yüzdendir. Sistem içerisinde her iki isim de iki kutbu temsil etseler de iktidar her ikisini de tek bir şair olarak görmek istemekte ve temel olarak “sivil şair” modelini ortadan kaldırmaktadır. Bunu patronaj kültürünün yeniden diriltilmesi diye okuyanlar da olacaktır belki ama gerçek şu ki “Bu ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz.” diyen devlet mantığı burada da işleyerek şairi otoritesine boyun eğdirmektedir. Eğer şairin sözü siyasal gücü elinde bulunduranları kaygılandırmıyorsa durum şairin aleyhine işlemektedir. Ülkemizde müstehcenlik dışında şiirin tehlikeli bir faaliyet olarak görülmemesi, toplumu dönüştürme gücünün ne oranda şairin eline bırakıldığını sorgulamamız açısından yeter bir nedendir. Çünkü gelenek sürmektedir. Şairin konumu, imparatorluk dönemindeki kulluk ilişkisine indirgenmektedir. N. Fazıl’la N. Hikmet’in tek bir yüz olarak görülmesi/görülmek istenmesi, devletin, kulluk ilişkisinin dışına çıkan, konumunu zorlayan şairlere yaptığı yaylım ateşidir. 

 

İbrahim Alan yeter artık diyerek haber yaptı

GYY'nin notu: Bu iki ismi bir arada ananların iyi bir şey yaptığına inanmıyoruz. Bunu bir moda olarak, farklı olanı yok etmek için her görüşe açık görüntüsü vermek için  kullananların, iki duyulmuş şairin ismini kullanma, istismar etme çabasında  olduğunu düşünüyoruz.

Hiç inanmıyoruz onların Necip Fazıl'ına ama başımızın üstünde yeri var bizim Necip Fazıl'ımızın. İnanmıyoruz onların Nazım Hikmet'ten himmet beklemelerine.. Edip Cansever diyebilen bir bürokrat daha sahici geliyor bize.  Arif Ay diyebilen, Nuri Pakdil diyebilen bir yönetici daha sahici, daha baş tacı...

 

Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2011, 15:07
YORUM EKLE
YORUMLAR
neslihan
neslihan - 8 yıl Önce

Necib Fazıl ve Nazım Hikmet'in birbirleri ile kanlı bıçaklı düşman olmadığını zaten bilenler bilir. Bu çatışma onları sevenler arasındadır. Ama Necib Fazıl'ın İnkılabçı bir dünya görüşünü temsil ve teklif etmesi her kesimi rahatsız ettiği gibi iktidar sahiblerini de rahatsız eder, o sebeble büyük doğusuz Necib Fazıl herkesin gönlüne göredir.

meryem karagöz
meryem karagöz - 7 yıl Önce

Danışmanlarına sor istersen bu soruları..Gerçi Türkiye'de sağ ve sol kavramları karışık,Necip Fazıl ın ufku sağın alamayacağı kadar büyük,Nazım hikmet se haketmediği şekilde parsellendi..Siyasiler şiiri kendine uydururlar sanki onlara yazılmış gibi:Erdem Beyazıt yaşasaydı keşke, sorardım şiirinin son iki dizesini hani şu ölümsüzlüğü tattık diye..

banner8

banner19

banner20