banner17

Hem okumuyorlar hem de şişmanlar herkesten!

Fatih Özgüven Yusuf Kaplan’ı "dar bir yerlilik" klişesi yapmakla suçladı. Yusuf Kaplan da kendisine gereken cevabı verdi.

Hem okumuyorlar hem de şişmanlar herkesten!

 

Sinemacılarımız az da olsa Mimar Sinan’ın estetik bakışına, Fuzuli’nin söz ahengine, Itri’nin ses ahengine, Yûnus’un sadeliğine, Mevlana’nın kabına sığmayan derinliğine, İbni Arabî’nin gizemine aşina olsalardı böyle "sığca" ürünler ortaya koymayacaklardı…

Onlar “ben medeniyeti”nin çocukları

Onlar bizim hikmet geleneğimizi bilmiyorlar, bir sözle bir kitabı özetleyen kudretteki söz sultanlarımızı tanımıyorlar. Bize ait olana düşmanlar çünkü hiçbir zaman hayata “biz” olarak bakmayı başaramamışlar. Eğer bir medeniyetten bahsedeceksek ve illa da buna bir ad koyacaksak bu medeniyetin adı Biz Medeniyetidir. Ön saralarında Hz. Adem’den Hz Muhammed’e kadar enbiyanın bulunduğu, hemen arkasındaki safta sıddıklar, şehitler ve velilerin bulunduğu, sonraki saflarında ise Müslümanların dalga dalga yer aldıkları Biz…

Onlar “Biz” i tanımıyorlar. Onlar “ben” medeniyetinin çocukları… Bütün meselelere, aldığı çikolatayı kardeşiyle paylaşmamak için kapının arkasına saklanarak yiyen bir çocuğun edasıyla yaklaşıyorlar. Onlar Müslümanlığa olduğu kadar, Hıristiyanlığa ve Yahudiliğe de yabancılar. Çünkü bir Hıristiyan sinemanın tüm imkânlarını zekâsıyla kullanarak bir kader inancını güzel bir şekilde ortaya koyabiliyor.Fatih Özgüven Oysa bu bahsettiğimiz tiplerin bir sabitesi yok… Sloganlar düzerek entelektüellik yapmaya çalışıyorlar.

Evet, Hıristiyanlıkla da Yahudilikle de bir alakaları yok çünkü Yahudi ve Hıristiyanlar, insana yabancılaşmamışlar bizim sanat eserlerimizi hayranlıkla seyrediyorlar ve hakkımızı teslim ediyorlar. Mevlana’nın Batıda çok okunması veya Batılıların Mimar Sinan eserlerini gezerken duydukları hayranlık bunun işaretidir.

Dar bir yerlilik klişesi mi kullanıyor Kaplan?

İkbal bize; “Kalk ve akılla kalbi kucaklaştır” der. Bizde akıl ve kalp daima bir aradadır. Kalbi selim olmayanın aklı da selim olmaz. Fakat bugün sinemacılarımızın İslam’ın gösterdiği bu ufuktan haberleri bile yok. Yaptıkları şeyin akılla bir alakası yok, ortaya konan filmlerde hiçbir zeka kırıntısı göremiyoruz. Kalple de bir ilgileri yok. Aptalca bir romantizm ve düzeysiz ve mekanik bir kurgudan başka bir şey göremiyoruz.

Sinemamıza musallat olan bu zihniyet ortaya bir şey koyamadığı gibi hikmet geleneğimizle sinemayı buluşturmak isteyen gayretlere de ölçüsüzce saldırıyor. Saldırırken bile sloganı aşan bir cümle kuramıyorlar. Fatih Özgüven’in Yusuf Kaplan’ı eleştirirken kullandığı dil işte tam da böyle bir dil… Yusuf KaplanYusuf Kaplan insanın varoluş serüvenini birçok boyutuyla kavrayan öncü isimlerin ufkunu ortaya koyarken ve onlardan birçok bakımdan sinemada faydalanabileceğimizi söylerken bunu Fatih Özgüven “Dar bir yerlilik” klişesiyle yaftalıyor.

Solucanlar için bataklık kendi iktidarları anlamına geliyor

“Yerlilik” gibi çirkinleştirilmiş bir kelimeyle böylesi geniş bir dünya algısını yaftalaması onun derya içinde deryayı bilmemesinden kaynaklanıyor. Yani başından beri söylediğimiz “Biz Medeniyeti”ni anlayamamasından ve “Biz”e başkalarının gösterdiği yerden bakmasından kaynaklanıyor.

İnsanın aklı gözüne inince artık ondan her şeyi görmesini beklemek abes oluyor. Herkes gül bahçesinden hoşlanmıyor. Solucanlar için bataklık kendi iktidarları anlamına geliyor. Bu yüzden belki de Mimar Sinan’ı sırf sarığı var diye takdir etmiyorlardır. Mevlana’yı da belki de sırf; “Ben Kur’an’ın bendesiyim. Muhammed Mustafa’nın yolunun toprağıyım” dediği için görmezden geliyorlardır. Öyle olmasaydı hiç bu değerleri “dar bir yerlilik” olarak görürler miydi?

Gafil ne bilsin kimde hüner var

Yûnus boşuna demiyor: “Gafil ne bilsin kimde hüner var.” Ey gafiller bilin ki Kur’an belli bir bölgeyi ve zümreyi aydınlatmak için belli bir zamana mahsus olarak gelmedi… O halde ondan ilhamını alan ve böylece doğuda ve batıda erişilemeyecek hikmet ve estetik seviyesine yükselten bu ulu çınarları  ne dar diye yaftalamak ne de “yerli” diye yaftalamak kimsenin haddi değildir. Yaptığınız işlerde ve söylediğiniz sözlerde varlığa bütüncül bakamayış sığlık ve dar kafalı olma haline sizi mahkum edebilir. Ama bir de cevheri bünyesinde taşıyanlara dar filan derseniz sığlığa ilelebed kilitlenme tehlikesi kapınıza üşüşür.

Evet, insanların dokuz yaşındaki bir çocuğun zekâsında olduğunu varsayarak sinema yapılmamalı. Bu üslup ile Yusuf Kaplan Hocaya laf yetiştiremezsiniz. Zaten son yazısında ve bugünkü devam eden yazısında, nezaketiyle üstelik, Hoca fiyakanızı nasıl bozmuş görmüş olduk…

 

Aydın Başar dar nedir, açtı

Güncelleme Tarihi: 26 Mart 2012, 10:57
YORUM EKLE
YORUMLAR
xxx
xxx - 7 yıl Önce

http://www.stargazete.com/cumartesi/yazar/ihsan-kabil.htm

banner8

banner19

banner20